Boromir

Sonunda zaman bulabildim. Buraya ayiramadigim her vakit bana dert oluyor. Bugün lord of the rings hakkında yazmak istedim. Uzun zamandır belki de bir yıldır izlemiyorum lotr. Hep aklımda aslinda. Ama bir türlü beceremedim. Neyse bilgilerimizi tazeleme vakti 6 günlük bir sıkı çalışma hayatı beni bekliyor. Belki 7. Günün şafağında doğuya bakarım. Bu seferlik 7 olsun.

Boromir… Filmi ilk izlediğimde daha ilkokula giden bir çocuktum. Boromir beni sinir etmişti. Egosu, sürekli ben yaparım, ben kralım, ben her şeyin sahibi olmalıyım vs vs derken nefret etmiştim ondan. Ölüm sahnesi de beni çok etkilememişti. Faramirciydim ben. Onun becerisine hayrandım. Ona da golluma davranış tarzında sinirlenmiştim. Ama yine de Boromire karşı daha çok önyargılıydım. Zaman geçti ben filmi izleye izleye bir hal oldum. Ben de alışkanlık yapmıştı üçleme. Sürekli açıp açıp izliyordum. Makyaj yaparken, iş yaparken, dışarı çıkmak için hazırlanırken bile lotr açık oluyordu, sonra ilk filmde, yüzük kardeşliğinde beni en etkileyen sahnenin Boromirin ölüm sahnesi olduğunu fark ettim. Filme yön vermişti. Frodo gitmek istemişti. Sam onu takip etmişti. İkizler kaçırılmıştı ve Aragorn aslında ilk defa o an Kral olmuştu. Boromirin Aragorna vedası gerçekten beni bi an izlerken hüngür hüngür ağlamıştı. Öyle bir veda ki gerçekten şerefli bir ölüm olmuştu onun ölümü.

Filme en büyük yönü Boromirin ölüm sahnesi vermiştir. Boromirin babasını konuşmaya gerek yok. Kendisi sunepenin teki. Söz de Gondoru yönetiyor. Boromire olan aşkı, Faramire olan nefreti ile ünlü. Boromirin egosunu daha sonra babasına bağladım. Yüzüğü babası istiyordu. Gereksiz adam, sanki yüzükle ne yapabilir. Neyse ki Frodo yüzüğü alıp işte tam o an, Boromirin öldüğü an başlamıştı yolculuğuna. Boromir sonrasında aşırı derecede pişman olmuştu. O an babasının gölgesinden çıktığını anladım. Gerçekten Faramiri ne kadar sevsem de sonrasında Boromiri de o kadar çok sevdim. Film her anı, her dakikası, her saati ile muazzam.

Lord of the ringse olan aşkımı saatlerce anlatabilirim. Bugün aniden aklıma düşecek kadar çok seviyorum. Gerçi odamda iki tane haritası var aklıma gelmemesi imkansiz. Birini mert aldı işlemeli bir halı, gerçekten inanılmaz. Ona da bulaştırdım sevgimi. Hayata bir kez daha gelsem yine en sevdiğim film lord of the rings olurdu. Üçlemesi olurdu. Boromiri de burdan anmak istedim. Sanki aniden bir yakınımı kaybetmişim gibi oldu; ama film tarihinin gerçekten inanılmaz bir ölüm sahnesidir Boromirin ölüşü. Umarım haftaya üçlemeye baslayabilirimmm. Şu an da gelecek hafta için olan planım budur.

Güzel bir pazar günü bizlerle olsunn!

Sevgilerimle!

gecem

Gecem wordpress de geçiyor. Bol Bol okuyorum. Bir de xxxtentacion dinliyorum. hayatımın berbat bir anısı var o sırada xxxteantacion dinlemeye başlamıştım, onu anlatmaya karar verdim.

Bir ev arkadaşım vardı. Baya iyi anlaşırdık, fakat sonra anlaşamadığımızı fark ettik. İşin içine hakkımda çok kötü dedikodular yapılması ve benim bunları duymam derken ben bu işin bitmesi taraftarı oldum ve o aşamada ilerlemeye başladım. Yüzeysel anlatacağım çünkü gerçekten çok kötü insanlar var. Sinir bozmanın manası yok.

Bende o zamanlar çok affedersiniz köpek gibi çalışıyorum. Her neyse kendisi ile yolumuzu çok kötü bir şekilde ayırdık. Yalan dolan üzerine kurduğu oyununa aynı şekilde devam etti. Bende pılımı pırtımı toplayıp annemi de yanıma alıp sokakta kaldım. Orduevinde yer bulabildik ve bir gece orada kaldık. Sonrasında geçici olarak bir yurda yerleştim. Yurt odalarının hepsi doluydu bende revirdeki hastane yatağında yattım iki hafta boyunca. Annem hüngür hüngür ağlayarak eve döndü. Çünkü ben epilepsimin beni terk etmesi olasılığını deli gibi çalışmama bağlıyordum. Neyse iki hafta bana zararı dokunan insanların yaşayacağı boklukları düşündüm. Hepsini havale edip hayatıma pozitif devam etmeye çalıştım. İnsanlar KEDİNİZİ bile istemeyecek kadar kötü. Hem de yalan dolan hikayelerle istemeyecek kadar. Sonrasında kedi sahibi oldular neyse. Olan benim şanslıma oldu.

Bende tüm o savaşım sırasında xxxtentacion dinlemeye başladım. Tüm o kötü günlerime şahit oldu. Yıkıldığım yerden çok güçlü kalktım. Geride kalan insanlar da mutsuzluğa yakınlardır çok ama çok eminim. Kimsenin mutsuzluğuna neden olup üstüne mutluluk inşası kuramazsın.

Daha sonra strese ne kadar pozitif olsam da bedenim dayanamadı ve epilepsi ataklarım arttı. Geliboluya aile evine geri döndüm. Sonrası ise bir major depresyon atağı ve uzun sürecek zor günler…

Bazen insanlar için elinizden gelenin en ama en iyisini yaparsınız. Fakat karşı taraf hak etmiyordur. Geç ve acı bir şekilde anladım. İnsanlar öyle kötü ithamlarda bulunuyor ki aklınız şaşar. Ben bahsetmeyeceğim. Hepsinin kendi ayıbı. Ama zor günlerimde xxxtentacion dinlemek bana çok iyi gelmişti.

Böyle bir anı işte. Hayat çok garip. Şimdi ise kurtulduğuma acayip seviniyorum. Zorluklar yaşanıldı ve çiçekler açtı. Pes etmeyin!

sevgilerimle.

Cadı Avı

Cadılık inanışı ilk defa Ortaçağ da ortaya çıkmıştır. Hıristiyan kilisesinin batıl inançları cadı avı durumunu körüklemiştir. Batıl inançlardan yola çıkılarak aslında bir çok kadın katledilmiştir. Cadı avı sapkın bir teolojik olaydır.

Peki Cadı Avlarının İlk Kurbanları Kimlerdir?

Cadı avlarında elbette ki bir çok nedenden dolayı kadınlar katledildi fakat öncelikle ebelerden ve şifacılardan başlanıldı.

Ortalık o kadar çok karışık bir duruma gelmişti ki tek bir ihbar ile insanlar tutuklanıp işkencelere maruz kalıyorlardı. Bir makalede şu şekilde geçer ”cadıları cadı yapan gördükleri işkencelerdir.”

Kadınlara bu şekilde önyargılı yaklaşım ve işkencelerin yapılması daha sonralarda yahudilere yapılacak işkencelere zemin hazırlamıştır.

Aslında konu çok eskilere dayanıyor. Kadınlara karşı güvensizliğin ve önyargının nedeni aslında incil ve tevratın içinde bulunan kadınlar ile alakalı yazılar. Hal böyle olunca cadı avı da 300 yıl boyunca devam etmiş bulunuyor. Çünkü kişiler, aslında inanış dedikleri olaylar çerçevesinde düşünebilme yetisini kaybederek katliama neden oluyor.

Cadı avlarının bu kadar normalleştirilmesinin temelini bir de Roma Katolik kilisesi atmıştır. Kişiler kilise, kitap vs. derken durumu oldukça normalleştirmiş ve vicdanlarını rahat tutmuştur.

Peki ebelerin cadı olarak görülmesinin nedeni nedir?

Cevap aslında çok kısa, Plasenta. O zamanlar aşırı kıymetli olan plasentanın gençleştirici etkisinin bulunduğuna inanılıyordu. Ebelerde plasentaya sahiplerdi.

Kadınların suçlanmasını sağlayan standart bir ölçüt yoktu. İlk başlarda
ebeler ve şifacı kadınlar büyü yaptıkları iddiasıyla hedef olarak seçilmişlerdir,
ilerleyen safhalarda ise bu ayrım ortadan kalkmıştır. Soylu, rahibe, şehirli olan
kadınların da suçlanabilmesi, korkunun halk arasında daha da yayılmasına
neden olmuştur
.

Yukarıda da yazıldığı gibi belirli bir süre sonra her kadın hedef haline gelmiştir. Bu nedenle cadı avı diye normalleştirmiş bu olayın “katliam” olarak tarihe geçtiğini görebiliriz. Neden yok ölüm var.

Ayrıca şunu da belirtmeden geçemeyeceğim işkence sırasında kadınlara cinsel içerikli iskenceler yaşatılmıştır. Bunlardan biri göğüs ucu kesimi…

Kadına olan nefret aslında yüzyıllar öncesine dayanıyor. Dini kitaplar bahane edilerek işkenceler normalleştiriliyor. Daha sonralarda bu cadılık kavramı erkeklere de sıçramıştır. Konu kadın katliamının yanı sıra insan katliamına da dönüşmüştür. Erkek katliamının nedeni kısa kadınları savunan erkeklerin olmasıdır. Ayrıca kadınlarla ilişkiye girilmesini önlemektir.

Ebe ve şifa kadınlarının bilgi birikimi ise yakılmaları sonucunda maalesef günümüze ulaşılamamıştır.

kendi ruhumuzun kaptanlarıyız

‘Cause we’re the masters of our own fate

We’re the captains of our own souls

Bugün bir çok konuda şanslı olduğum bir gün. Temmuz ayı benim için biçilmiş bir aydı. Gerçekten hayatta bir çok şeyi başardığımı gördüm. Peki bunu nasıl yaptım? Kendime inanarak ve yapabileceğim şeyleri bolca isteyerek. Bir şeyi isterken sizin için doğru olanı istemeniz lazım. Aklınıza, mantığınıza uygun olanı dileyin. Süzgecinizden geçirin o istediğiniz olayı. Her halukarda size uyuyorsa zaten emin olun o gerçekleşecek!

Bir takım sınavlardan geçtikten sonra, kendim için doğru olanı aramaya başladım. Baktım okumayı ve yazmayı çok seviyorum. İki üniversiteye başvurdum. Olumlu sonuçlandı. Daha sonra neler yapabilirim daha fazla diye düşündüm. Bir kaç insanın benden yardım beklediği konulara denk geldim, onlara yardım etmeye başladım. Yardım ettikçe daha fazla insan bana ulaşmaya başladı. Daha sonrasında bir kaç ajansla iş konularında anlaştık. Şu an da da istediğim şeylerin doğru olup olmadığını, bana uygun olup olmadığını kontrol edip yoluma devam ediyorum. Bu arada bir yıldır epilepsi krizi geçirmediğim için nöroloji doktoruna gidip görünmem gerekiyor. Sanırım ehliyet alabileceğim!! İlk işim ehliyet almak olup hemen araba sahibi olmak olacak!!!

Bu benim için dünyanın en güzel olaylarından biri. Bir yıldır çok güçlü bir şekilde duruyorum. Bir yıldır tüm zorluklarıma göğüs gerdim. Şimdi daha çok göğüs germem gerektiğini anlıyorum. Yıkılmamak için çabalıyorum. Ben gerçekten doğru olan her şeyi başarabilirim!

İnanın her güzel şey de burası geliyor aklıma. Hayatıma yön verirken burayı ihmal etmiştim. Şimdi zamanımı programladığım için burada olmak beni aşırı mutlu ediyor. Her şey bura ile birlikte başladı. Siz değerli insanların yazılarını okuyarak başladı. Bana ilham oldunuz. Bana hayatı öğrettiğiniz çok sözünüz oldu.

Hayat size gelmiyorsa siz ona gitmelisiniz. Toksik insanlar varsa etrafınızda onlardan uzak durmalısınız. Sizi geriye çekecek insanların pençelerinden sıyrılmalısınız. Kendinizi değersiz hissettiren insanlara elveda demelisiniz. Hepimiz sevginin en güzel halini hak ediyoruz. Ben artık hüzünlü bir film bile izlemiyorum. Canım çekmiyor. Nerde güzel, içimi kıpır kıpır eden bir şey varsa ben de oradayım. Aşkı kucaklayabildiğim için çok şanslıyım. Doğru insan olduğu konusunda şüpheye düşüp ben vazgeçmiştim. Ama doğru olan oymuş. Ben yanlış denizlerde boğulmuşum. Şimdi ise okyanusu kucaklıyorum. Ben yüzüyorum ve o asla beni bırakmıyor. Titanik mod ahahahah.

Size şunu söylemek isterim ki biz kendi ruhumuzun kaptanlarıyız. Nereye istersek oraya gideriz. Ruhunuzun kontrolünü ele geçirin. Nerede olmak istiyorsanız oraya gidin. Okyanusunuzda sırt üstü yatın ve huzurun keyfini çıkarın. Gözlerinizi de açmayı unutmayın. Çünkü gökyüzü çok güzel!

sevgilerimle.

Loki

İskandinav mitolojisine aşkım gerçekten sonsuz. Özellikle Thor ve Loki olunca gerçekten okudukça okuyası geliyor insanın. Daha önce Thor hakkında yazı yazmıştım. Şimdi diğer tanrı, kara tanrı, kötülük tanrısı Lokiden bahsetme zamanı.

Çoğu kişi bu tanrıyı gerçekten çok seviyor. Nedeni de filmler ona şüphe yok. Ben okurken baya uyuz oluyorum ama gerçekten çok muzip bir tanrı kendisi bunu da demeden geçmeyelim.

Loki aslında bilinenin aksine tanrıların soyundan gelmez. O devlerin ülkesi Jotunheimlidir. Lokiye ait hiç bir ibadet tapınağı bulunmamıştır. Bu nedenle onun tanrı olmadığı da tabi ki iddalar arasında. Boynuzları vardır. Benim en en en sevdiğim özelliği ise Lokinin şekil değiştirmesidir. Zaten bütün hileleri bu özelliği sayesinde yapar.

Lokinin bir de uğursuz çocukları vardır. Evet onlara uğursuz demişler. Bunun nedeni lokinin dişi dev Angrboda dan evlatları vardır. Anneleri uğursuz olarak anılmaktadır. Hal böyle olunca Loki kötü, anne hem uğursuz hem kötü, çocuklarda tanrılar tarafından uğursuz olarak adlandırılmışlardır. ayrıca Angrboda, Lokinin kaçamak aşkıdır.

İsminin anlamı ”logi” yani ateş kelimesinden türemiştir.

Peki lokinin Asgard da ne işi var?

Loki öncelikle, Thorun üvey kardeşi değildir. Bunun bi altını çizelim kitaplar bunu konuya değinmiyor. Lokinin annesi ve babası buz devidir. Tanrılar ve buz devlerinin yaptığı bir savaş sırasında Lokinin annesi ve babası tanrılara yardım etmiştir. Odin de savaş sonrası lokiyi Asgarda götürmüştür. Aferin sana Odin. Bravo vallahi ahahaahah.

İskandınav mitolojisindeki en bilindik hikayeyi anlatalım. Ben size bunu ”Dokuz Diyar” kitabından okuduğum kadarı ile anlatacağım.

Odin ve Friggin oğlu olan Balder en güzel olan en sevilen tanrıdır. Balder bir gün uğursuz bir rüya görür. Öleceğini gördüğü bu rüyayı paylaşır Frigg ile. Frigg ise bu durumdan çok korktuğu için evrendeki her canlıya Baldere zarar vermeyecekleri konusunda yeminler ettirir. Dünya üzerinde bir tek ökseotu yemin etmez. Minik bir ot olduğu için Frigg zarar vermeyeceğini düşünür. Loki kıskanç bir tanrıdır. Herkes Balderi ölesiye sevdiği için Balderden aşırı derecede nefret etmektedir. Bu nedenle Balderi öldürmek için deli gibi düşünmeye başlar. En iyi özelliklerinden biri olan ağızdan laf alma yeteneğini konuşturarak Firgg den ökseotu hakkında bilgiyi alır. Bunun üzerine ökseotundan bir ok yapar ve Balderin kör kardeşini kandırıp, Balderin okla vurulmasına neden olur. Bunun üzerine Balder karanlıklar ülkesine gider. Odin üzüntüden ne yapacağını şaşırır ve yeraltı bekçisi Hel’e Balderin geri dönmesi için isteklerde bulunur. Hel de dünyadaki tüm canlıların Balder için ağlamasını ister. Loki kılık değiştirme becerisini kullanır ve Balder bir daha asla tanrıların arasına dönemez.

Loki tabi ki de bu hikayeden sonra Asgarddan kovuluyor. Tanrılar Lokiyi zincirlerler. Üzerine ise zehir damlatan yılan asarlar. Loki iskandinav mitolojisinde mahşer günü olarak adlandırılan Ragnaroka kadar işkence görür.

Ragnarok zamanı geldiğinde Loki, Odinin oğlu Heimdall ile dövüşmeye başlar fakat ikisi arasında kazanan olmaz. Her ikisi de savaş meydanında ölür.

Yazıyı yazarken gerçekten çok eğlendim. Ne kadar kendisine sinir olsam da Loki gerçekten çok ama çok akıllı bir tanrı. Tanrımsı….. O nedenle insan ister istemez kendisini sevebiliyor. Umarım severek okumuşsunuzdur.

Sevgilerimle…

Doğa eşliğinde bir yazı

Bugün bu yazımı yemyeşilliğin içinden yazıyorum. Bilgisayarımı yanıma alıp Spotifydan lana del rey açarak ilham perilerinin bana uğrayacağını bildiğimden hemen açtım WordPressi.

Güneş tatlı tatlı ısıtıyor, rüzgar ise narin narin esiyor. Bugün ruhumuzu dinlenderelim dedik. Semaverde çay keyfi yapıyoruz ahahha. Keyfine düşkünlük bu oluyor sanırım. Öğlen hava çok sıcaktı o nedenle ağaçların altına gelelim dedik. Çünkü ağaçların olduğu yer daima serinletir!!

Güzeller güzeli bir gün oluyor. Birde bugün mükemmel bir iş teklifi aldım!! Dün zaten bu günün güzel geçeceğinden emindim. Çünkü artık olumlama yaparak ertesi günü bekliyorum. İnanır mısınız gerçekten de güzellikler buluyor beni. Ben önceden nerde hata yaptığımı şimdi daha iyi anlıyorum. Çekmeyeceksin o negatifliği kendine. Olumlu düşünüp, olumluyu yaşayacaksın. İnanacaksın bi kere. İnanıyorsan oluyor çünkü.

Sabahları güneşe selam vererek kalkıyorum yatakta. Çünkü o da selamı hak ediyor bence. Tüm gün gökyüzünde canı sıkılıyordur… Sonra hemen bi ice americano patlatıyorum. Ben bir kahve bağımlısıyım. Günde sanırım 5 adet içiyorum en az hahhahahha. Hilali çok fena kahve çarpıyor. Anksiyetesi var. İnanır mısınız herkesin bir psikolojik rahatsızlığı var artık. Hatta bir ilacımız aynı onunla. Bana mükemmel iyi gelen ilaç zedprex…

İlaçların mükemmel geldiğini söylerek onları korumuyorum. Sadece bazen kullanmanın en doğru seçenek olduğunu unutmamalısınız. Ben kullanmak zorunda olduğumu biliyorum. Ama bir gün hepsine elveda diyeceğim. Bundan da adım kadar eminim.

Temiz hava eşliğinde birazdan toprağa oturup nefesimi kontrol altına alacağım, sonra da bir kaç bardak çay eşlik edecek günüme.

Umarım sizin de gününüz mükemmel geçiyordur. Yarın da loki hakkında bir yazı yazmaya karar verdim. Ben kendisini seviyorum galiba hahahah. Tarafsız bir yazı olacak inşallah!

sevgilerimle.

Sorry

Can find me somewhere writing when I’m wrong

Genel de hayatımın özeti bu şekilde. Ne zaman bir hata yapsam ya da üzülsem kendimi yazarken buluruum. Şimdi pozitif şeyler yazmaya başladığım için gerçekten bunu bazen çok garipsiyorum. O kadar alışmışım ki hayatımda olumsuzluklar olmasına, insanın mutlu şeyler yaşaması garip geliyormuş bunu çok net görüyorum şu an.

Fakat üzgün şeyler yazmak için ya da üzgün olduğum için burada değilim şu an. Zaten bir özür dileyeceksem, bu kesinlikle kendimden özür dilemek olur. Kesinlikle kendimden özür dilemeliyim. Çünkü kendimi boşu boşuna çok yıprattım. Ama bazen bunları yaşamam gerekiyormuş diyorum. Belki de bunca saçma sapan olaylar silsilesi içinde kendimi bulmasaydım şu an da bu kadar şanslı hissetmeyecektim. Polyanna onlinesın yine belli.

Fakat kendimizden özür dileyeceğimiz kadar kendimize teşekkür de etmeliyiz. Farkındaysanız kendimize hiç teşekkür etmiyoruz. Oysaki en değerli biz değil miyiz? Ben yakınma kısmını bir kenara itip artık kendime bol bol teşekkür etmeye başladım. Bir yıkım anını toparladığım için. Geç ama güç olmadan doğru seçimlerle hayatımı tekrardan inşa ettiğim için ve en önemlisi kendimi sevmenin ne olduğunu anladığım için. Sonra başarılar hemencecik gelmeye başladı.

Kendi ilgi alanıma yöneldiğim için kendime teşekkür ederim. Üniversitede ekonomi okumak kocaman bir hataydı ya da açıktan kamu yönetimi okumak. Evet, elbette ki faydalı olduğu zamanlarda oldu fakat ilgi alanlarım konusunda daha da başarılı olabilirdim. Neyse ki o arayı çok çalışarak kapatmaya çalışıyorum, bir de şunu diyorum kendime, fazla bilgi göz çıkarmaz kızım…

Mert ve adını 10 taneye yakın sayacağım değerli dostlarım iyi ki hayatımdasınız demeden de geçemiyorum. Hahaha bazen kendimden çok onlara teşekkür ediyorum. Fakat hepimiz birbirimizin hayatlarına dokunduk ve bunun çok faydasını gördük. Güzellikler beni kuyunun dibinde buldu. Ya samara olacaktım ya da sevginin eli uzanacaktı.

Sevginin eli uzandı…

Bu arada ilk defa sanırım pc den yazıyorum, baya keyifliymiş. Telefondan nedense kasıyor. Zaten hatalı bir seçim yaparak yanlış telefonu satın aldım. Kendime yeni bir telefon alacağımm. Şu an ki planlarımdan biri de o. Zaten bir çok planım var. Olanların yanına tik atıp kendimi rahatlatıyorum, ama yenisi sürekli ekleniyor. Yemin ederim insanoğlunun istekleri cidden bitmiyor ya.

Anlayacağınız bugün bu saatte üzgünüm diyorum fakat üzüldüğüm için üzgünüm. Sizde kendinizi üzdüğünüz için üzülün. Bu hayatta en çok biz mutlu olmayı hak ediyoruz. Biz derdimizi yazarak anlatan insanlarız çünkü.

Bir insan yazarak derdini döküyorsa ortaya, gerçekten mutluluğu hak ediyor demektir bence.

Yarın mükemmel bir pazar günü olsun! Ben hem denize girip hem piknik yapacağım. Sanırım şu denize girme işine ısındım ben. Bugün keyif aldım. Sanırım insan tekrardan bazı şeyler konusunda keyif almaya başlayabiliyor. go girl!!

Sevgilerimle!

Tatlı yorgunluklar güzeldir

Bu aralar gerçekten hayatım hızlı ve güzel geçiyor. Hızına bazen ben bile yetişemiyorum. Güzel oluyor aslında. Gelibolu da aktif olmak lazım yoksa burası sizi tembelliğe sürüklüyor. İş güç çok ama çok yoğun geçiyor. Sürekli üretken olmak lazım. Yeni fikirler üretmek lazım ve çok okumak lazım. Bende zaten okuma aşığı biri olduğum için asla zorlanmiyorum.

Tarihe ve mitolojiye olan ilgimi artık okudukça siz de fark etmişsinizdir, fakat artık daha farklı konular hakkında da makale yazıyorum. Güzel oluyor, okurken bir noktada sabit kalmamak lazım. İnsan kendini yaşı kaç olursa olsun gelistirmeliiii

Ayın birinde hilal geliyorrr. Onunla buluşmak için kaleye gideceğimm. Biraz sosyal yaşantıya da el atmak lazım. Ağustosta da mert gelecekkkk. Onu çok ama coook özledim. Gelmesiyle birlikte bir kaç gün gerçekten güzel zaman geçireceğiz. Hilalle de öyle olacak her zaman gerçekten inanılmaz pozitif geçiyor. Beşinde de buse gelecek onlar hilalle ev arkadaşı üç kız takılmak aşırı eğlenceli. Hayatımın bu kadar pozitifliğe yönelmesi ile gurur duyuyorum. G-eazy dinlemeye falan başladım ahahahah. Pagan şarkıları da kesmemeye başladı artık. 6lack falan dinliyorum. Benden asla beklilmeyecek davranışlar. Hayatımın bu döneminde bunları da yaşamak varmış ahahaha. Bir de kilo verdim. Kilo alıp veriyorum zaten. Depresyon hastasiysaniz bu kilo alım verim işi size yapışıyor. Bir de uyku problemi… bu da üstünüze yapışıyor resmen. Geç uyuyorum fakat çoğu işimi halledip dinç uyanıyorummm. E daha ne olsunnnn

Bugün yaşlılığım bir kez daha tescillendi. Bir yazı grubumuz var, ilk defa discord indirmem gerektii ahahahaa. Ben ne anlarım discorddan yaa. Kardeşime söyledim o anlattı bana aslında zor değilmiş ama ben en son msn de kaldım ahahaahaha. Gerçekten Skype bile fazla kullanmadım ben. Bende sadece msn var. Serhat sağ olsun bu konularda yardımcı oluyor. İnanılmaz eğleniyorum ama orası da ayrı bir konu. Ayyy bir de güzel şeyler olunca ve başardığım işler oldukça zaten yeniden doğmuş gibi oluyorum. Burcu hadi yineee iyisinnnn her gün genclesiyorsunnnnnn.

Özetle bu aralar iş güç okuma vs ile uğraşıyorum. Bir ağustosta inşallah küllerimden yeniden dogacagim. Sonra bir ay çıkmam dışarı ahahaha mert gelene kadarrrr. Gerçi Gelibolu da cikiyorum ama kaleye gitmem yani. Zaten yüksek ihtimal iki gün kalırım. Gitmisken kalmak gerekiyor. Cidden arası baya uzak bence. 1 buçuk saat sürüyor. Benim için yeterince uzak…… Kendime bilgisayar aldim şimdi teknolojiden asla ama asla anlamadığım için onu tanımaya çalışacağım. İşler için almam gerekiyordu. Bakalım tanisicaz kendisi ile birazdan.

Depresyon günlerimi yazdığım kadar pozitif günlerimi de buraya yazacagimmmm. Hayat bize daima gülümsesin ve biz de ona daima gulumseyelimmmm. Sizlere de mükemmel bir hafta sonu diliyorummm!!! Bol kedili bir hafta sonu olsunnn! 🐱 🐱

Tatillllll

Adem

Ana vatanı cennet değil miydi? Madem bir hata işlenecekti neden o zaman cennetteydi yurdu evi?

Şeytanın oyununa maruz kalmayı dahi hak etmedi. Sahi şeytan kimdi ki? O insanları istemesdiyse bu Adem’in suçu muydu sanki?

Lilith madem gidecekti, e neden onu özlemesi gerekti? Lilitht terk etti diye onca gün sarılıp sokmak onun fikri miydi?

Ademden geliyor soyumuz diye bahsediyorlar, Adem’in bu soyu tercih ettiğine bile inanmıyorum ben.

İlk insanı seytandan ötürü suçlarken Adem e hatalısın damgası vuruldu. Su an yaşanan onca hatanın yanında itaatsizlik miydi yani sorun?

Şeytan, Ademi küçümseyecek kadar akıllıydı madem neden Ademe musallat olmasına izin verildi ki?

Adem yedi sürgünü şeytan başlattı her şeyi. Fakat sonrasında suçlu nasıl insanoğlu olabildi?

Yorumlarda

Havva

Adem için yaratıldığıma mı yanayım

Gerçek aşkı bulmama izin verilmemesine mi

Düşük irademin olduğunu yazdı kitaplar

Kadınlar daha çabuk kandırılır dendi

Ey insanoğlu bir kadının ruhu öldü adem uğruna

Bu duruma inanilmasını isteyen Tanrı ne hesapladı acaba

İstenmeyen fakat idare et denilen kadın oldu Havva

Ana diye bahsettiğiniz kadın, insan yerine koyulmadı asla!