Sonbahar

En sevdiğim mevsimlerden biri. Son diye galiba. Çünkü sonları hep sevmişimdir. Bana hep tekrardan başlamayı hatırlatır. Sonbahar olunca çok ama çok eskiden hep efkar basardı içimi. Nedensiz bir hüzün oluşurdu bende. Sonra nasıl atlattım bu anı onu anlatayım. Her sonbahar da üzüldükçe, gereksiz yere içime darlanmalar gelince. Derinliklerime inmeye karar verdim. Neden bir mevsime kin besler ki bir insan? Sonra sonbahar da başıma gelen üzüntülere, kederlere baktım. Bu böyle olmaz dedim kendime. Her sonbahar bir keder beklemekle geçmez hayat. Ya da kederleri hatırlamanın da bana bir faydası yok. Sonra kendime her sonbahar da hoşuma gidecek şeyler aldım. Kitaplar aldım. Okudukça derinliklerinde kaybolayım başka hayatlara destek çıkayım da belki kendi sonbahar üzüntümü unuturum diye. İşe yaradı. Sonra kedimi sevdim. Dışardaki hayvanlara mama alıp hepsini tek tek gezmeye başladım. Çünkü biz ne kadar zorlanıyorsak, onlar bin kat daha zorlanıyordur diye. Besledim, büyüyen yavruları gördüm. Sonra bir sonbahar apartmana kedi yavrulamış. Ama o kadar küçükler ki dört tane yavru. Annelerini bekledim sürekli. Kapıyı açık bıraktım ama gelmedi. Yavrulara o sırada şırınga ile kedi sütü tozu vermeye başladım. Ölecekler çünkü. Yağmurlar yağıyor anne ortalıkta yok en son dayanamadım eve aldım yavruları. Besliyorum, sonra karınlarını okşuyorum veteriner çatlamasınlar diye öyle yapmamı söylemişti. İnanır mısınız daha göbek bağları duruyordu. O kadar küçükler. Baktım, uyumadım ama başlarında bekledim. Çok küçüklerdi. Sonra iki yavruyu kaybettik. Ama nasıl üzüldüm anlatamam size. Ömrümden ömür gitti. O sırada veteriner de süt anne arıyor yavrulara. Neyse en son bulduk. Anne yeni doğum yapmış iki yavrusunu doğum esnasında kaybetmiş. Şirinyere gitmen lazım dedi veteriner. Kadının numarasını aldım. Anneye yavruları götürmem lazım. Çıktım yola yavrular hafif büyüdü tüylendi o zamana kadar. Hem ayrılcaz diye üzülüyorum hem de onların adına seviniyorum. Bir de şöyle bir dert var anne kabul etmeyedebilirmiş. Neyse her şeyi göze alıp gittim kadının evine. Çok sıcak bir insandı cidden yüzünde nur vardı kadının. Oturduk çay içtik sıra geldi kavuşturmaya. Anne kedi de o kadar güzel ki yemyeşil gözleri var. Yavruları koydum yanına. Allah’ım o gün o kadar hüzünlendim ki. Ama mutluluktan. Anne yavruları kabul etti ve yalayıp emzirmeye başladı. Kadın duygulandı ben duygulandım. Ben bakarım bu yavrulara dedi. Senin aklın kalmasın kızım sahiplendim ben artık onları dedi. Bir sevindim ama anlatamam size uçtum sevinçten hem yavrular sağlıklı büyüyecek hem de sokağa bırakılmayacak! Kadına defalarca teşekkür ettim. O da bana teşekkür etti. İnanılmaz mutlu edici bir gündü benim için. Yavruları son kez öptüm, kokladım kadınla vedalaştım. Bana, sana fotoğraflarını sık sık atıcam dedi. Attı da. O kadar mutlu oldum ki. Büyüdüklerini bile gördüm. Sevinç içinde yaşadım o sonbaharı. Sonra sonbaharlar benim için umudun simgesi oldu. Yeniden başlamayı öğretti bana.

Oturduğunuz yerden size bir şeylerin umut olmasını bekleyemezsiniz. Çabalamak şu hayattaki en değerli kural. Siz isterseniz kara kış bile, size günlük güneşlik olur. Ben bunu öğrendim ve bunun için çabalıyorum. Babamın bir sözü vardır. Kimse altın tepside hayatı sana sunmaz diye. Ne zaman içim sıkılsa bu güzel anıyı hatırlar hem kendime hem de başkasına umut olmak için çabalarım.

Kazanacağınız çok savaşınız olur umarım. Umarım çok ama çok değerli anlar yön verir kalbinize.

Sevgilerimle.

Yazar: Burcunuzbenim

anlatıyorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: