Galiba

Öğreniyorum artık zoruma giden her olayın karşısında dimdik durmayı. Kendimle olan savaşımı artık kendime çok yüklenmeden veriyorum. Düşünüyorum balkonda oturmuş sessiz sokağa ve yanıp sönen sokak lambasına bakarak. Galiba artık son vermeliyim içimi kemirecek, sinirimi hoplatacak olayları düşünmeye. Kendime en çok kızdığım nokta her şeyi çok düşünmek. Enine boyuna, doğrusundan yanlışına, karakterlisinden karaktersizine doğru uzun uzun düşünmek. Çok yoruyorum kafamı. Bakıyorum şu sessiz sakin sokağa benim beynimin içi “times square.”

Rahatlamam lazım artık. Sürekli neden diye sormamak gerekiyor bazen. Ben bir de, ben nerde yanlış yaptım acaba diye çok düşünüyorum her moralimi bozan olayın ardından. Hatayı önce kendimde aramak benim lanetim resmen. Ama doğrusu da bu gibi geliyor bana. Neyse şimdi şu balkonda sigara içmek vardı. Bırakalı da baya oldu ama sürekli aklımı kurcalıyor. Ne yapabilirim ki susmayan kafanın en yakın dostudur sigara. İkisi bir araya gelince düşüncelerin duman misali karışır havaya. Düşünceleri uzaklaştırma şeklinden anladığım da bu sanırım…

Neyse şimdi çay saati. Başlayayım hemen bir tane dönem filmine. Onun diyarına doğru yol alayım. Birazda oradaki dertlere ortak olayım. Kendiminkilerin üzerinden 1527855 defa gittim. Dertlerimin doçent doktoru oldum resmen. Üstüne tez yaza yaza profesörlük unvani alacağım. Neyse ya en azından her kafamı meşgul eden olayları düşündüğümde aa bunu da yeni hatırladım bak diye seviniyorum. Gerçekten hayatımı aydınlatan ikinci şey bir şeyleri hatırlamam. Diğeri ise edison sağ olsun.

Galiba artık uzak diyarlara yolculuk falan etmem gerekiyor. Keşişlerle konuşmak falan iyi gelebilir. Aklıma sadece kendi yaşadıklarım da değil çok başka şeyler takılıyor. Ülke derdi, dostumun derdi, korona derdi, rüyalarımın derdi… Say say bitmez. Ayçiçek yağının fiyatı bile takılıyor aklıma. Bunları yaşayan sadece ben olamam. Bence sanırım bu karantina, pandemi, yasaklar derken düşünce gücümüzü arşa çıkardık. Mitolojideki tanrıları betimliyorum kafamda hangisi daha kötüyse o daha çok kalıyor aklımda. Bana kötülüğü dokunan her şeyi hadesin kapısının önüne kargoluyorum. Sizinde siparişiniz varsa, hemen yollayalım. Hades bakar çaresine. Ben bakmaya tenezzül bile edemiyorum. Böyle buraya canımı sıkan olayları anlatınca rahatlıyorum hep. Ama içimi yeşertende çok olay yaşıyorum. Tatlı sohbetlere tanık oluyorum, gökyüzünün maviliğine aldanıp hava durumuna bakmadan ceketle dışarı çıkınca karşıdan gelen teyzenin kızıımmm üşürsün yavrumm demesi bile içimi yeşertti bugün. Evde dura dura dışarıya nasıl çıkılacağını unuttum. Balıkçı abileri ziyaret ettiğim günlere yeniden başlasak keşke. Bir de ders çalışma serüvenim baya iyi gidiyor. Ben bu iktisat işini çözdüm galiba. Keynes utanır mısın lütfen kendinden…

Evetttt şimdi çay vakti demiştik ona geri dönüyorum. Her gün iyi ya da kötü bir çok olaya tanıklık ediyoruz ama galiba yaşıyoruz da bu hayatı bir şekilde. Bıkmadan, usanmadan, vazgeçmeden tutunuyoruz hayatın ince bileklerine. Çok fazla sıkmadan, kırmadan narince yaşayalım hayatı! Hayatımda en çok sevdiğim şey naiflik. Naifliği unutmadan yaşayalım yeni gelen günleri! Haftanın başındayız size süper ötesi bir hafta içi diliyorum! Film aramaya dönüyorum. Kendinize çok iyi bakın!

Sevgilerimle.

Yazar: Burcunuzbenim

anlatıyorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: