Kaybolmuşluğun rengi

Çok zor zamanlardan geçiyoruz. Ülkece çok ağır acıların altında kaldık. Deprem felaketi sonrası asla kendime gelemedim. Sadece zaman öldürüp neşelenmeye çalışıyorum. İlk olayın olduğu gün, günlerdir rüyalarıma giren depremler geldi aklıma. Fakat böyle bir felaketi kabusumda bile hissetmedim. O çocukların, o yaşamların, o yaşanmışlıkların o hayvanların çığlıkları altında bende ezildim. Günler boyu keşke ben kalsaydım o enkaz altında da o hayvanlara çocuklara bir şey olmasaydı diye ağladım durdum. Televizyonu ve telefonu yasakladılar bir süre. Allahtan iş tatildi o nedenle yattım uyudum sürekli.

9 yıldır çektiğim Majör depresyonun bir nedeni var aslında. Hiç bahsetmedim burda ama en değer verdiklerim biliyor artık o nedenle utanmayacağım. Ben bipolar bozukluk hastasıyım. En çok depresif dönemi yaşasam da iki defa mani dönem yaşadım. En acı veren de mani dönem oldu daima. Fakat artık utanmamayı öğrendim. 9 sene sonra bunu korkmadan topluca dile getirmekten utanmıyorum. Belki onca aptallık, onca iyi niyet, onca gözyaşı benim düşüşlerimden kaynaklıdır, emin değilim. Ama birkaç kez vazgeçtim bu hayattan ondan eminim. Zor oluyor bazen kendini bulmak. Zor oluyor bazen yaşama tutunmak. O nedenle her enkaz altından çıkan bebek, çocuk, kedi, köpek için keşke ben kalsaydım o enkaz altında da kimse incinmeseydi dedim hep. Şimdi oyalanmaya çalışıyorum toparlanmak için. Çok büyük destekcilerim var. Hem de hayatımdaki en büyük destekciler. Ben ilk defa yıllarca utanıp söylemeden paylaştım bu bipolar denilen illeti. 3 ayda. Çünkü anlayacağını bildiğiniz insanlar kaybolmuşlukta mavidir. Fakat kapkara gökyüzü güneşi bekler mavi olmak için. Anlayacağınız vardır her insanın bir güneşi. Kiminin umudu, kiminin gururu.

Onca zaman sonra ülkenin başına gelen felaket bana sen sen ol asla vazgeçme dedirtti tekrardan. Sıvadık kolları aile, akraba eş, dost elimizden geleni yaptık. Keşke öncesinde her olay örgüsü için, her muhtaç olan için yapılsa bu elden gelen ımut ışıkları. Keşke kimse karanlıkta kaybolmasa.

Çok zor zamanlar daima aydınlık getirir diye düşünürüm. Ama şimdi korkuyorum çok. Şimdi gerçekten bir felakete daha mecbur kalmak istemiyorum. Ne bedenim ne de ruhum katlanacak gibi değil. Çok üzücü her şey ve ben gerçekten ışıkla coşsun istiyorum bu memleket. Bu ülkenin rengi masmavi olsun da arada beyaz ve sarı ışıklar saçsın etrafa.

Bipolar denilen illet hiç ummadığınız anda da geliyor haldır huldur. Çok iyiyken cehennemde olabiliyorsunuz. Deprem felaketi öncesi her sabah kalkıp ağlıyordum. Saat 6 civarı işe gitmeden. Günlerce şiş gözlerle gittim işe. Nedenini de bulamadım ama belki de bezmişlik yüzündendir. Çünkü çok yoruldum be okurlar. Gerçekten çok yoruldum. İnip çıkmaktan, hayata tutunmaya çalışmaktan, her elimi attığım olayda zorlanmaktan, herkesi masum bulmaktan, aptal gibi kanmaktan, her Majörde ağlayıp, her manide yıkılmayacak sanmaktan. İlk başlarda çok daha kötüydü her şey şimdi ise kapkaranlık belki de ondan çok tepki veremiyorum. Çünkü artık gerçekten görmüyorum.

Bir ton hastalıkla boğuşuyorum yine. Sonunda taktırdık kulağa tüpü. Sıkıntısız bir işlem. Ama hayret etmiyorum artık. Benim yaşam stili bu. 9 yıl önce de böyleydi. Sadece artık bağışıklık kötü durumda. Bir de sol gözümde bir nokta var nereye çevirsem hareket ediyor gözümün önünde, ama katarakt değil eminim, o tarz bi durum değil. Neyseki bipolar gibi tedavisi olmayan sorunlar değil bunlar. 2 gün sonra hepsi için gözükeceğim doktora. Ha bu arada sağlık sisteminin de Allah belasını versin. Teşekkürler.

Neyse uyku durumumun felaketi ile boğuşmak üzere yatacağım şimdi. O da bipoların bir hediyesi.

Kendinize çok iyi bakın. En fazla da ruhunuza.

Bazı değerli anlar

Yazar: Burcunuzbenim

anlatıyorum

“Kaybolmuşluğun rengi” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: