Oluyor bazen öyle

Dün canım kardeşimi İzmir’e gönderdim. Hem de canım İzmirime. Üniversite konusunda aynı şeyi diyemeyeceğim. Kendisi yaşar üniversitesine gidecek. Yaşar’a olan nefretim uzun yıllar öncesine dayanıyor. Eski tatlı ve sinir bozucu bir anı sanırım. En çok sinir bozucu. Neyse %100 burslu olarak bilgisayar mühendisliğini kazandı. Ama yollamak ölüm gibiydi. Kardeşimle olan ilişkim hep bambaşka olmuştur. O benim en kıymetlim. Canım canım bitanemmm. Kardeşim olsun diye o kadar çok ağlamışım ki İlkokul öğretmenim annemi çağırmış okula. Neşe hanım burcu çok ağlıyor bir kardeş yapmayı düşünüyor musunuz diye. Hahaahh komik ama mükemmel bir anı…

Serhati yolcu ederken uzun zaman sonra ilk defa ağladım. Bugün yine ağladım. Odasında yok, gelip bana laf atmiyor. Üzücü hem de baya üzücü. Ona da zor olmuş baya yanında aglamadim gerçi ama aşırı özledim onu. kardeş gerçekten bambaşka bir olay. Onun özlemi asla geçmez biliyorum. O nedenle cuma gününe bilet aldım yanına gideceğim. Bornovada kalacak yer bile ayarladım. Hatice çalışıyor o ısrar kiyamet bende kal dedi ama o yokken kalmak istemedim. Sonrasında ise tatlı bir otel buldum. Orada kalacağım 5 gün sanırım. Bornova serhatla bir başka güzel olacak. Gecesinde de Hatice ile olacağım. Bir de Vestel den arkadaşım ezgi ile görüşeceğizz. Hayat serhati İzmir’e yolladı. Benim yolum hep izmirle kesişiyor asla kopamiyoruz. Canım kardeşim. Sen hep çok mutlu ol!

Dün serhati yollayıp odama hüngür hüngür ağlamaya giderken onu gönderdiğimi hiç konuşmak istemediğim birine anlatmak istedim. Sanırım bazen olur öyle. Ya da bu bazen hep olacak öyle. Bilmiyorum ama şu an yazarken bile derinlerde bir yerde bı sızı var hissediyorum. Keşke geçse ama sanırım arada olur öyle… Neyse üstüne fazla konuşmamak lazım. İzmirime ve kardeşimin yanına gitmeme az kaldiii. İşlerimi de ona göre ayarlayacagim. Gerçi bilgisayarı götürmem şart. Sıkı çalışıyorum terfi bile aldım. Hayatım pek sosyal geçmiyor ama çalışmayı seviyorum. Bu nedenle sosyal hayatım çok olmasa da olur. Çalışıp en iyisi olacağım. Buna inancım tam. Sonrada kardeşimin yanına ucacagim yazında beraber İrlanda ya uçacağız. Plan şu anlık böyle. Ben İskoçya da istiyorum ohooo yeni Zelanda da istiyorum ahahahha hepsine gideriz eminimmmm buna. Başladık bir yerden.

Kardesimde gidince ruhum çok yalnız kaldı gibi hissediyorum. Ama cuma yola çıkınca hepsi geçecek. Gerçekten kardeşim yaşar da okuyor. Benim için komik bir olay. Buyuk konuşmayacasin burcu……. Bir garip hissediyorum hem de her anlamda. Ama kendimi işe verince iyi geliyor. Yarım saat öncesine kadar çalışıyordum serhat yokken daha çok çalışacağım belli oldu. Neyse o mezun olunca büyük planlarimiz var. Bekleyeceğiz mecbur ben birikim yapmaya devam edeyim hahaahah. Hayat gerçekten inanılmaz. Ama tekrar İzmir’e yakın olduğum için çok mutluyum. Aslında oradan nefret etmem lazım ama bilmiyorum İzmir’i gerçekten seviyorum. Sanırım hep de seveceğim. Yarın yine çok ama çok fazla iş var. Ayrıca kardeşimin yaşardaki İlk günü….. Bakalım nasıl geçecek..

Bu arada bu sene bitmeden kendimi sarışın yapabildim. Bunun için de aşırı mutluyum ahahaha. Hepimiz için mükemmel bir hafta içi olsun. Öyle olsun diye gerçekten kalpten diliyorum ve kafayı yediğimi düşündüğüm bir aktivitemi yapmaya gidiyorum. 7297282. Defa gossip girl izlemeye başladım. Gideyim devam edeyim…..

Yeşillik alanın verdiği huzur gibisi yok

Gelibolunun en sevdiğim tarafı bolca yeşil alanın bulunması. Yoksa burası çekilecek yer değil yazın için. Buraya bayıldığım söylenemez. Aslında çoğu zaman nefret ediyorum. Kalabalık beni bazen çok boğuyor. Yazın inanılmaz kalabalık oluyor burası. O nedenle çekilecek çile değil. Dün akşam hava almaya çıktık annemle. Sesten annemi duyamadım resmen. O nedenle kışın daha ayrı bir seviyorum burayı. Rüzgarı yiye yiye oturuyorum sahilde tek başıma. İnanılmaz keyifli oluyor. Bir deli ben oluyorum kumsalda. Bir de deli martılar….

Şimdi ise keyifli serin bir ortam buldum kendime. Çok fazla ses de yok çok şükür. Hava 60 derece bu arada. Ne yandık bu sene ya… sigara almayı unutmuşum. O nedenle sıcağın alnında hızlı adımlarla sigara almaya gittim. Eridiğimi hissettim. Merti kitledim sigara almaya giderken hahahhaha. Ne zaman bir yere gidecek olsam telefonda kitliyorum onu. İyi oluyor benim için.

Şimdi ise bana tabi ki Pazar tatili de yok. Bilgisayarım yanımda çalışacağım. Öncesinde buranın tadını çıkarmak istedim. Bana motivasyon oluyor. Sonra çalışmaya başlayacağım. Kahvemi de aldım yanıma. Turist gibiyim gerçekten…

Hayat yeşillik alanlarda daha güzel. Ekim ayında bir izmir tatili yapacağız. Kardeşimi ziyarete gideceğiz. İzmirde okuyacak. Yakaladım yine seni izmir. Mert ile izmirin keyfi bir başka olacak. Hem serhatı görmüş olacağız hem de tatil yapmış olacağız. Hem de ortak doğum günümüzü kutlamış olacağız. Ekim ayı baya bereketli geçecek. Güzel olacak bizim için. Hem serhatta baya mutlu olacak. Merti çok seviyor. Gerçi merti ailedeki herkes çok seviyor. Annem bile gerçekten inanılmaz alıştı kendisine. Evde ona mertkuş diyoruz ahahahha.

Güzel planlar ile hayatıma devam ediyorum. Ağustosun 26sında mert gelecek. Çanakkale tatili yapacağız. Bize de gelecek okey turnuvası yapacağız evde. 101 batağına düşeceğiz. Yaz akşamlarımız emekli moduna dönüşecek hahahha. Annem bu aktiviteye bayılıyor. Mertle ben annemle babam olacak. Yenelim bakalım aile fertlerini. İnanılmaz eğlenceli olacak. Şimdi bu inanılmaz pazar gününe çalışmaya başlayarak devam edeceğimm.

Sizlere bu pazar gününün devamında muhteşem saatler diliyorum. Yeni haftamız da mükemmel geçsinnnnn! İyi dileklerim daima devam ediyor ve edecek çünkü sen Asla Vazgeçme!

Başlangıç

Her şey hayal ettiğimin de ötesinde. Bu günlere ulaşacak mıyım karamsarligini üzerimden çok büyük zorluklar ile attım. Kafam sürekli olmuyor, yapamıyorsun derdi. Sürekli olumsuz olumsuz konuşan kafamı zor bela bilmem kaçıncı ilaç ile kontrol altına alabilmistik. Acı ama gerçek. Kim bilir kaç tane antidepresana veda edip yenisine başladım. Doktorum uğur abi hastaneye yatsan mi dediğinde artık kesinlikle major depresyona kafa tutmam gerektiğine karar verdim. O da acılı bir süreç oldu ama bir öncekinden daha az acılı. Sürekli olumsuzu konuşan kafamı bastırmak için harcadığım çabaya kelimelerim yetmez. Olumsuz düşünceler epilepsi ataklarimin anasını ağlattı. İzmirde elimden kayınca anladım kafamın susması gerektiğini. Derken yazdım yazdım ve yazdım. Depresyon bana meslek verdi. Depresyon yazarlığımdan, büyük işler başaran ilham olan yazara dönüştüm. Major depresyon hastası burcum hayatında en güzel hayallerinden birini yaşadı. Hep yazar olmak istedim. Daima yazdım. 2. sınıfta günlük tutmaya başlamıştım. Geçen açtım okudum yazdıklarımı. 8 yaşımdaki halim benimle gurur duyuyor su an 🌿

Şimdi ise o küçük kız başarıdan başarıya koşmaya başladı. Bugün bir yazım hakkında güzel bir dönüş aldım. Teşekkürün en güzeli başardığın olaya gelen teşekkürmüş. İşlerimi azalttım ve sigaramı yaktım. Bu anı ölümsüzlestirmenin en iyi yolu buraya yazmak. WordPressteyim ve yani evimdeyim.

Tam potansiyelimin farkına çok geç vardım. Bunun sebebi hayatımdaki toksik her şeymiş. Hepsi uçup gidince kendime olan saygım arttı. Bunun için çok müteşekkirim. Bazen bir şeyin gitmesi gerekiyorsa bırakın gitsin. İnanın zorlamanın bir manası yok. Denenen ve onaylanan bir mevzu bu. Güzel günler için kendimize inanmamız gerekiyormuş. Şimdi güzel dönüşlerin verdiği huzuru yaşıyorum. Başladık, başarıyoruz ve devam ediyoruz. Sam gibi inadına yardım ediyoruz frodoya. O yüzük ne gollumun olacak ne sauronun.

Uclemeyi hala izleyemedim. Ama arkadaşıma hediye ettiğim tek kitabı geçenlerde tekrardan satın aldım. Evde o olmayınca huzurum olmuyor ahahaha. Şimdi tekrardan okumaya başladım. Bir insan hiç mi sıkılmaz Orta Dünya’nın rohanindan, gondorundan, mordorundan. Tolkien gerçekten iyi dileklerim hep seninle.

Her ne kadar su an çok yorgun olsam da tatlı yorgunluk olduğunu bildiğim için sıkıntı asla yok. Su an ki hedefim ise uyku ilacı kullanmadan uyuyabilmek. Bunu da basarirsam major depresyonun kalesine bir yıkım daha yaşatacağım. Hayırlısı……

Bugün eczaneden ginseng aldım. Korean ginseng. Biraz bitkin düşüyorum, çalışma saatlerimin yoğunluğundan dolayı, zinde yapacak beni umarımm. Depresyona da iyi geliyormuş. Anksiyeteye kafa atmalik tam. Biraz kullanayım yorumlarımı yazacağımm.

Şimdi son sigaramı da içiyor ve yatıyorumm. Bana yarında tatil yok… Olsun çalıştıkça olumsuz her şey geride kalıyor. Tam da istediğim şey bu 🍀

Hepinize yarın mükemmel kahvaltılı bir pazar günü diliyorummm. Mutluluğu en çok biz yaşayalım!

Sonsuz aşkım

Büyük iş yükü sonrası içilen kahve

Bugün o kadar büyük bir iş yükünün üstesinden geldim ki… Kendimi tebrik ediyorum. Kendimi hatta bu seviyede gördüğüm için çok minnettarim. Hayatıma daha sıkı tutunduğum için, yeteneklerimin üzerine gittiğim için, daha çok okuduğum için, daha çok gulebildigim için, her şey için çok şanslı hissediyorum. Hayata tutunmanin verdiği huzuru, başarıdan başarıya koşmanın verdiği hazzı tattigim için dünyanın en pozitif insanı gibi hissediyorummm. Ekonomi mezunuyum. Ekonominin hiç bir zaman benlik olduğunu düşünmedim. Tabi okurken yazarken sevdiğim çok konu oldu. Ama asla ekonomi üzerine bir iş yapmak istemedim. Çok çeşitli bir çok işte çalıştım. Hepsinde başarılı olduğumu duydum, fakat şu an yıllardır hayalim olan işi yapıyorum. Okuyorum, yazıyorum ve hatta daha çok yazıyorum. Yardımcı oluyorum. Yardımcı olmam gereken konularda en iyisini yapmak için çabalıyorum. En önemlisi yazdığım her satıra kendi imzamı atıyorum. Keşfedilmeyi, kesfedildikce gelen o mutluluk için minnettarim.

Zamanın birinde çok büyük bir yanlış yaparak okulla ilgili saçma bir karar vermiştim. Sonrasında meslek sahibi olmamamdan ötürü de istemediğim bir an yaşamıştım. Genceciktim, yolun basindaydim. Hayatımın gidişatını etkileyecek bir karar alınmıştı. Sadece benim tarafımdan olmadı. Ben o gidişata uyum sağlamaya çalıştım. Şimdi gururla söyleyebilirim ki mutsuzluklarini bana yansıttıkları her anı gömdüm çukura. Hayatımın kendimi bulduğum bu döneminde, bu başarılarda bu guclulukte, zamanında beni ezik görmüş herkesin mutsuzluktan kıvrım kıvrım olması benim işime gelir. Cok büyük acı sözlerin kurbanı olmuş 23 yasimdaki halimden özür diliyorum. Haketmedin güzel kızım. Asla haketmedin. En son bana atılan iğrenç mailleri mum ışığında hayatımın işini aldıktan sonra gururla sildim. Mutsuzlugunda boğulan insalar karşısındaki insanı da mutsuz ederlermiş. Güzel kızım, iyi ki mutluluğunla etrafına ışık saçıyorsun. Sana teşekkür ederim.

Hayatımda bana renk katan tüm dostlarım ve bana ışıkla gelen mert. Size de çok teşekkür ederim. Siz gandalfin asası gibi aydinlattiniz hayatımı. En zor zamanlarımın kahramanı oldunuz. Hani derler ya iyi dostlar biriktirdim hepsi ailem oldu diye. Bu lafın somut halini yaşıyorum her gün. Her gün iyi dilekler içeren mesajlarla uyanıyorum. Mert sen iyiliğin vücut bulmuş halisin. Hep de oyleydin.

Bu hafta o kadar yoğun çalıştım ki. Kahvemi içiyorum mum ışığında. Kendimi en huzurlu hissettigim yerlerden birindeyim. WordPressteyim. Yani evimdeyim. Burası bana yeni kapıların açıldığı o tatlı yer. O mükemmel adımların atıldığı, ağladıkça boguldugum, boguldukca agladigim, yazdıkça kalktığım o yer. Beni bana anlatan güzel bir ev burası. İçimdeki rohan ülkesi burasıdır benim için. Kralı ölmüş ve yerine asla biri geçemeyecek fakat kahramanlığın sonsuz olduğu o yer burası benim için. Bir rohirrim tüm orta dünyaya bedel. Gondora da koşar, mordora da.

Bu yazımda hem aşırı mutlu, hem de aşırı hüzünlüyüm. Basarmisligin verdiği mutluluk var fakat geçmişindeki o gencecik kızın kendini kenara atmasına hüzünlü. İyi ki kendini buldun burcu. İyi ki kendi hayatının iplerini ele geçirdin. Bunu senden başka kimse yapamazdı. Sen yapılacak olanı 27 yaşında umutsuzluğun en dibindeyken yaptin. Teşekkür ederim sana.

Kendime verdiğim şansın meyvelerini topluyorum. Daha yolun başındayım. Kendime söz veriyorum, daha da güçlü olup daha çok yazacağım, daha çok anlatacağım daha çok başarıya koşacağım. Daha çok insana ulaşacağım. Daha çok yardımcı olacağım. Daha çok uzun bir yol var. Epilepsim bile izin verdi, rahatsız etmiyor beni. Depresyona girecek vakit olma ihtimali bile sıfır. Yarın uzun zaman sonra ilk defa sosyallesecegim. Çanakkale’ye gideceğim. Başarının tatili. Kızları görünce aşırı sevineceğim. Deniz planı yaptık enfes olacak.

Şimdi hazırladığım büyük bir fincan kahvemi içip daha iyilerini hayal edeceğim. Unutmayın ki biz iyi ki varız! Sen iyi ki varsın 23 yaşındaki güzel kızım.

Boromir

Sonunda zaman bulabildim. Buraya ayiramadigim her vakit bana dert oluyor. Bugün lord of the rings hakkında yazmak istedim. Uzun zamandır belki de bir yıldır izlemiyorum lotr. Hep aklımda aslinda. Ama bir türlü beceremedim. Neyse bilgilerimizi tazeleme vakti 6 günlük bir sıkı çalışma hayatı beni bekliyor. Belki 7. Günün şafağında doğuya bakarım. Bu seferlik 7 olsun.

Boromir… Filmi ilk izlediğimde daha ilkokula giden bir çocuktum. Boromir beni sinir etmişti. Egosu, sürekli ben yaparım, ben kralım, ben her şeyin sahibi olmalıyım vs vs derken nefret etmiştim ondan. Ölüm sahnesi de beni çok etkilememişti. Faramirciydim ben. Onun becerisine hayrandım. Ona da golluma davranış tarzında sinirlenmiştim. Ama yine de Boromire karşı daha çok önyargılıydım. Zaman geçti ben filmi izleye izleye bir hal oldum. Ben de alışkanlık yapmıştı üçleme. Sürekli açıp açıp izliyordum. Makyaj yaparken, iş yaparken, dışarı çıkmak için hazırlanırken bile lotr açık oluyordu, sonra ilk filmde, yüzük kardeşliğinde beni en etkileyen sahnenin Boromirin ölüm sahnesi olduğunu fark ettim. Filme yön vermişti. Frodo gitmek istemişti. Sam onu takip etmişti. İkizler kaçırılmıştı ve Aragorn aslında ilk defa o an Kral olmuştu. Boromirin Aragorna vedası gerçekten beni bi an izlerken hüngür hüngür ağlamıştı. Öyle bir veda ki gerçekten şerefli bir ölüm olmuştu onun ölümü.

Filme en büyük yönü Boromirin ölüm sahnesi vermiştir. Boromirin babasını konuşmaya gerek yok. Kendisi sunepenin teki. Söz de Gondoru yönetiyor. Boromire olan aşkı, Faramire olan nefreti ile ünlü. Boromirin egosunu daha sonra babasına bağladım. Yüzüğü babası istiyordu. Gereksiz adam, sanki yüzükle ne yapabilir. Neyse ki Frodo yüzüğü alıp işte tam o an, Boromirin öldüğü an başlamıştı yolculuğuna. Boromir sonrasında aşırı derecede pişman olmuştu. O an babasının gölgesinden çıktığını anladım. Gerçekten Faramiri ne kadar sevsem de sonrasında Boromiri de o kadar çok sevdim. Film her anı, her dakikası, her saati ile muazzam.

Lord of the ringse olan aşkımı saatlerce anlatabilirim. Bugün aniden aklıma düşecek kadar çok seviyorum. Gerçi odamda iki tane haritası var aklıma gelmemesi imkansiz. Birini mert aldı işlemeli bir halı, gerçekten inanılmaz. Ona da bulaştırdım sevgimi. Hayata bir kez daha gelsem yine en sevdiğim film lord of the rings olurdu. Üçlemesi olurdu. Boromiri de burdan anmak istedim. Sanki aniden bir yakınımı kaybetmişim gibi oldu; ama film tarihinin gerçekten inanılmaz bir ölüm sahnesidir Boromirin ölüşü. Umarım haftaya üçlemeye baslayabilirimmm. Şu an da gelecek hafta için olan planım budur.

Güzel bir pazar günü bizlerle olsunn!

Sevgilerimle!

gecem

Gecem wordpress de geçiyor. Bol Bol okuyorum. Bir de xxxtentacion dinliyorum. hayatımın berbat bir anısı var o sırada xxxteantacion dinlemeye başlamıştım, onu anlatmaya karar verdim.

Bir ev arkadaşım vardı. Baya iyi anlaşırdık, fakat sonra anlaşamadığımızı fark ettik. İşin içine hakkımda çok kötü dedikodular yapılması ve benim bunları duymam derken ben bu işin bitmesi taraftarı oldum ve o aşamada ilerlemeye başladım. Yüzeysel anlatacağım çünkü gerçekten çok kötü insanlar var. Sinir bozmanın manası yok.

Bende o zamanlar çok affedersiniz köpek gibi çalışıyorum. Her neyse kendisi ile yolumuzu çok kötü bir şekilde ayırdık. Yalan dolan üzerine kurduğu oyununa aynı şekilde devam etti. Bende pılımı pırtımı toplayıp annemi de yanıma alıp sokakta kaldım. Orduevinde yer bulabildik ve bir gece orada kaldık. Sonrasında geçici olarak bir yurda yerleştim. Yurt odalarının hepsi doluydu bende revirdeki hastane yatağında yattım iki hafta boyunca. Annem hüngür hüngür ağlayarak eve döndü. Çünkü ben epilepsimin beni terk etmesi olasılığını deli gibi çalışmama bağlıyordum. Neyse iki hafta bana zararı dokunan insanların yaşayacağı boklukları düşündüm. Hepsini havale edip hayatıma pozitif devam etmeye çalıştım. İnsanlar KEDİNİZİ bile istemeyecek kadar kötü. Hem de yalan dolan hikayelerle istemeyecek kadar. Sonrasında kedi sahibi oldular neyse. Olan benim şanslıma oldu.

Bende tüm o savaşım sırasında xxxtentacion dinlemeye başladım. Tüm o kötü günlerime şahit oldu. Yıkıldığım yerden çok güçlü kalktım. Geride kalan insanlar da mutsuzluğa yakınlardır çok ama çok eminim. Kimsenin mutsuzluğuna neden olup üstüne mutluluk inşası kuramazsın.

Daha sonra strese ne kadar pozitif olsam da bedenim dayanamadı ve epilepsi ataklarım arttı. Geliboluya aile evine geri döndüm. Sonrası ise bir major depresyon atağı ve uzun sürecek zor günler…

Bazen insanlar için elinizden gelenin en ama en iyisini yaparsınız. Fakat karşı taraf hak etmiyordur. Geç ve acı bir şekilde anladım. İnsanlar öyle kötü ithamlarda bulunuyor ki aklınız şaşar. Ben bahsetmeyeceğim. Hepsinin kendi ayıbı. Ama zor günlerimde xxxtentacion dinlemek bana çok iyi gelmişti.

Böyle bir anı işte. Hayat çok garip. Şimdi ise kurtulduğuma acayip seviniyorum. Zorluklar yaşanıldı ve çiçekler açtı. Pes etmeyin!

sevgilerimle.

Cadı Avı

Cadılık inanışı ilk defa Ortaçağ da ortaya çıkmıştır. Hıristiyan kilisesinin batıl inançları cadı avı durumunu körüklemiştir. Batıl inançlardan yola çıkılarak aslında bir çok kadın katledilmiştir. Cadı avı sapkın bir teolojik olaydır.

Peki Cadı Avlarının İlk Kurbanları Kimlerdir?

Cadı avlarında elbette ki bir çok nedenden dolayı kadınlar katledildi fakat öncelikle ebelerden ve şifacılardan başlanıldı.

Ortalık o kadar çok karışık bir duruma gelmişti ki tek bir ihbar ile insanlar tutuklanıp işkencelere maruz kalıyorlardı. Bir makalede şu şekilde geçer ”cadıları cadı yapan gördükleri işkencelerdir.”

Kadınlara bu şekilde önyargılı yaklaşım ve işkencelerin yapılması daha sonralarda yahudilere yapılacak işkencelere zemin hazırlamıştır.

Aslında konu çok eskilere dayanıyor. Kadınlara karşı güvensizliğin ve önyargının nedeni aslında incil ve tevratın içinde bulunan kadınlar ile alakalı yazılar. Hal böyle olunca cadı avı da 300 yıl boyunca devam etmiş bulunuyor. Çünkü kişiler, aslında inanış dedikleri olaylar çerçevesinde düşünebilme yetisini kaybederek katliama neden oluyor.

Cadı avlarının bu kadar normalleştirilmesinin temelini bir de Roma Katolik kilisesi atmıştır. Kişiler kilise, kitap vs. derken durumu oldukça normalleştirmiş ve vicdanlarını rahat tutmuştur.

Peki ebelerin cadı olarak görülmesinin nedeni nedir?

Cevap aslında çok kısa, Plasenta. O zamanlar aşırı kıymetli olan plasentanın gençleştirici etkisinin bulunduğuna inanılıyordu. Ebelerde plasentaya sahiplerdi.

Kadınların suçlanmasını sağlayan standart bir ölçüt yoktu. İlk başlarda
ebeler ve şifacı kadınlar büyü yaptıkları iddiasıyla hedef olarak seçilmişlerdir,
ilerleyen safhalarda ise bu ayrım ortadan kalkmıştır. Soylu, rahibe, şehirli olan
kadınların da suçlanabilmesi, korkunun halk arasında daha da yayılmasına
neden olmuştur
.

Yukarıda da yazıldığı gibi belirli bir süre sonra her kadın hedef haline gelmiştir. Bu nedenle cadı avı diye normalleştirmiş bu olayın “katliam” olarak tarihe geçtiğini görebiliriz. Neden yok ölüm var.

Ayrıca şunu da belirtmeden geçemeyeceğim işkence sırasında kadınlara cinsel içerikli iskenceler yaşatılmıştır. Bunlardan biri göğüs ucu kesimi…

Kadına olan nefret aslında yüzyıllar öncesine dayanıyor. Dini kitaplar bahane edilerek işkenceler normalleştiriliyor. Daha sonralarda bu cadılık kavramı erkeklere de sıçramıştır. Konu kadın katliamının yanı sıra insan katliamına da dönüşmüştür. Erkek katliamının nedeni kısa kadınları savunan erkeklerin olmasıdır. Ayrıca kadınlarla ilişkiye girilmesini önlemektir.

Ebe ve şifa kadınlarının bilgi birikimi ise yakılmaları sonucunda maalesef günümüze ulaşılamamıştır.

kendi ruhumuzun kaptanlarıyız

‘Cause we’re the masters of our own fate

We’re the captains of our own souls

Bugün bir çok konuda şanslı olduğum bir gün. Temmuz ayı benim için biçilmiş bir aydı. Gerçekten hayatta bir çok şeyi başardığımı gördüm. Peki bunu nasıl yaptım? Kendime inanarak ve yapabileceğim şeyleri bolca isteyerek. Bir şeyi isterken sizin için doğru olanı istemeniz lazım. Aklınıza, mantığınıza uygun olanı dileyin. Süzgecinizden geçirin o istediğiniz olayı. Her halukarda size uyuyorsa zaten emin olun o gerçekleşecek!

Bir takım sınavlardan geçtikten sonra, kendim için doğru olanı aramaya başladım. Baktım okumayı ve yazmayı çok seviyorum. İki üniversiteye başvurdum. Olumlu sonuçlandı. Daha sonra neler yapabilirim daha fazla diye düşündüm. Bir kaç insanın benden yardım beklediği konulara denk geldim, onlara yardım etmeye başladım. Yardım ettikçe daha fazla insan bana ulaşmaya başladı. Daha sonrasında bir kaç ajansla iş konularında anlaştık. Şu an da da istediğim şeylerin doğru olup olmadığını, bana uygun olup olmadığını kontrol edip yoluma devam ediyorum. Bu arada bir yıldır epilepsi krizi geçirmediğim için nöroloji doktoruna gidip görünmem gerekiyor. Sanırım ehliyet alabileceğim!! İlk işim ehliyet almak olup hemen araba sahibi olmak olacak!!!

Bu benim için dünyanın en güzel olaylarından biri. Bir yıldır çok güçlü bir şekilde duruyorum. Bir yıldır tüm zorluklarıma göğüs gerdim. Şimdi daha çok göğüs germem gerektiğini anlıyorum. Yıkılmamak için çabalıyorum. Ben gerçekten doğru olan her şeyi başarabilirim!

İnanın her güzel şey de burası geliyor aklıma. Hayatıma yön verirken burayı ihmal etmiştim. Şimdi zamanımı programladığım için burada olmak beni aşırı mutlu ediyor. Her şey bura ile birlikte başladı. Siz değerli insanların yazılarını okuyarak başladı. Bana ilham oldunuz. Bana hayatı öğrettiğiniz çok sözünüz oldu.

Hayat size gelmiyorsa siz ona gitmelisiniz. Toksik insanlar varsa etrafınızda onlardan uzak durmalısınız. Sizi geriye çekecek insanların pençelerinden sıyrılmalısınız. Kendinizi değersiz hissettiren insanlara elveda demelisiniz. Hepimiz sevginin en güzel halini hak ediyoruz. Ben artık hüzünlü bir film bile izlemiyorum. Canım çekmiyor. Nerde güzel, içimi kıpır kıpır eden bir şey varsa ben de oradayım. Aşkı kucaklayabildiğim için çok şanslıyım. Doğru insan olduğu konusunda şüpheye düşüp ben vazgeçmiştim. Ama doğru olan oymuş. Ben yanlış denizlerde boğulmuşum. Şimdi ise okyanusu kucaklıyorum. Ben yüzüyorum ve o asla beni bırakmıyor. Titanik mod ahahahah.

Size şunu söylemek isterim ki biz kendi ruhumuzun kaptanlarıyız. Nereye istersek oraya gideriz. Ruhunuzun kontrolünü ele geçirin. Nerede olmak istiyorsanız oraya gidin. Okyanusunuzda sırt üstü yatın ve huzurun keyfini çıkarın. Gözlerinizi de açmayı unutmayın. Çünkü gökyüzü çok güzel!

sevgilerimle.

Loki

İskandinav mitolojisine aşkım gerçekten sonsuz. Özellikle Thor ve Loki olunca gerçekten okudukça okuyası geliyor insanın. Daha önce Thor hakkında yazı yazmıştım. Şimdi diğer tanrı, kara tanrı, kötülük tanrısı Lokiden bahsetme zamanı.

Çoğu kişi bu tanrıyı gerçekten çok seviyor. Nedeni de filmler ona şüphe yok. Ben okurken baya uyuz oluyorum ama gerçekten çok muzip bir tanrı kendisi bunu da demeden geçmeyelim.

Loki aslında bilinenin aksine tanrıların soyundan gelmez. O devlerin ülkesi Jotunheimlidir. Lokiye ait hiç bir ibadet tapınağı bulunmamıştır. Bu nedenle onun tanrı olmadığı da tabi ki iddalar arasında. Boynuzları vardır. Benim en en en sevdiğim özelliği ise Lokinin şekil değiştirmesidir. Zaten bütün hileleri bu özelliği sayesinde yapar.

Lokinin bir de uğursuz çocukları vardır. Evet onlara uğursuz demişler. Bunun nedeni lokinin dişi dev Angrboda dan evlatları vardır. Anneleri uğursuz olarak anılmaktadır. Hal böyle olunca Loki kötü, anne hem uğursuz hem kötü, çocuklarda tanrılar tarafından uğursuz olarak adlandırılmışlardır. ayrıca Angrboda, Lokinin kaçamak aşkıdır.

İsminin anlamı ”logi” yani ateş kelimesinden türemiştir.

Peki lokinin Asgard da ne işi var?

Loki öncelikle, Thorun üvey kardeşi değildir. Bunun bi altını çizelim kitaplar bunu konuya değinmiyor. Lokinin annesi ve babası buz devidir. Tanrılar ve buz devlerinin yaptığı bir savaş sırasında Lokinin annesi ve babası tanrılara yardım etmiştir. Odin de savaş sonrası lokiyi Asgarda götürmüştür. Aferin sana Odin. Bravo vallahi ahahaahah.

İskandınav mitolojisindeki en bilindik hikayeyi anlatalım. Ben size bunu ”Dokuz Diyar” kitabından okuduğum kadarı ile anlatacağım.

Odin ve Friggin oğlu olan Balder en güzel olan en sevilen tanrıdır. Balder bir gün uğursuz bir rüya görür. Öleceğini gördüğü bu rüyayı paylaşır Frigg ile. Frigg ise bu durumdan çok korktuğu için evrendeki her canlıya Baldere zarar vermeyecekleri konusunda yeminler ettirir. Dünya üzerinde bir tek ökseotu yemin etmez. Minik bir ot olduğu için Frigg zarar vermeyeceğini düşünür. Loki kıskanç bir tanrıdır. Herkes Balderi ölesiye sevdiği için Balderden aşırı derecede nefret etmektedir. Bu nedenle Balderi öldürmek için deli gibi düşünmeye başlar. En iyi özelliklerinden biri olan ağızdan laf alma yeteneğini konuşturarak Firgg den ökseotu hakkında bilgiyi alır. Bunun üzerine ökseotundan bir ok yapar ve Balderin kör kardeşini kandırıp, Balderin okla vurulmasına neden olur. Bunun üzerine Balder karanlıklar ülkesine gider. Odin üzüntüden ne yapacağını şaşırır ve yeraltı bekçisi Hel’e Balderin geri dönmesi için isteklerde bulunur. Hel de dünyadaki tüm canlıların Balder için ağlamasını ister. Loki kılık değiştirme becerisini kullanır ve Balder bir daha asla tanrıların arasına dönemez.

Loki tabi ki de bu hikayeden sonra Asgarddan kovuluyor. Tanrılar Lokiyi zincirlerler. Üzerine ise zehir damlatan yılan asarlar. Loki iskandinav mitolojisinde mahşer günü olarak adlandırılan Ragnaroka kadar işkence görür.

Ragnarok zamanı geldiğinde Loki, Odinin oğlu Heimdall ile dövüşmeye başlar fakat ikisi arasında kazanan olmaz. Her ikisi de savaş meydanında ölür.

Yazıyı yazarken gerçekten çok eğlendim. Ne kadar kendisine sinir olsam da Loki gerçekten çok ama çok akıllı bir tanrı. Tanrımsı….. O nedenle insan ister istemez kendisini sevebiliyor. Umarım severek okumuşsunuzdur.

Sevgilerimle…

Doğa eşliğinde bir yazı

Bugün bu yazımı yemyeşilliğin içinden yazıyorum. Bilgisayarımı yanıma alıp Spotifydan lana del rey açarak ilham perilerinin bana uğrayacağını bildiğimden hemen açtım WordPressi.

Güneş tatlı tatlı ısıtıyor, rüzgar ise narin narin esiyor. Bugün ruhumuzu dinlenderelim dedik. Semaverde çay keyfi yapıyoruz ahahha. Keyfine düşkünlük bu oluyor sanırım. Öğlen hava çok sıcaktı o nedenle ağaçların altına gelelim dedik. Çünkü ağaçların olduğu yer daima serinletir!!

Güzeller güzeli bir gün oluyor. Birde bugün mükemmel bir iş teklifi aldım!! Dün zaten bu günün güzel geçeceğinden emindim. Çünkü artık olumlama yaparak ertesi günü bekliyorum. İnanır mısınız gerçekten de güzellikler buluyor beni. Ben önceden nerde hata yaptığımı şimdi daha iyi anlıyorum. Çekmeyeceksin o negatifliği kendine. Olumlu düşünüp, olumluyu yaşayacaksın. İnanacaksın bi kere. İnanıyorsan oluyor çünkü.

Sabahları güneşe selam vererek kalkıyorum yatakta. Çünkü o da selamı hak ediyor bence. Tüm gün gökyüzünde canı sıkılıyordur… Sonra hemen bi ice americano patlatıyorum. Ben bir kahve bağımlısıyım. Günde sanırım 5 adet içiyorum en az hahhahahha. Hilali çok fena kahve çarpıyor. Anksiyetesi var. İnanır mısınız herkesin bir psikolojik rahatsızlığı var artık. Hatta bir ilacımız aynı onunla. Bana mükemmel iyi gelen ilaç zedprex…

İlaçların mükemmel geldiğini söylerek onları korumuyorum. Sadece bazen kullanmanın en doğru seçenek olduğunu unutmamalısınız. Ben kullanmak zorunda olduğumu biliyorum. Ama bir gün hepsine elveda diyeceğim. Bundan da adım kadar eminim.

Temiz hava eşliğinde birazdan toprağa oturup nefesimi kontrol altına alacağım, sonra da bir kaç bardak çay eşlik edecek günüme.

Umarım sizin de gününüz mükemmel geçiyordur. Yarın da loki hakkında bir yazı yazmaya karar verdim. Ben kendisini seviyorum galiba hahahah. Tarafsız bir yazı olacak inşallah!

sevgilerimle.