Sorry

Can find me somewhere writing when I’m wrong

Genel de hayatımın özeti bu şekilde. Ne zaman bir hata yapsam ya da üzülsem kendimi yazarken buluruum. Şimdi pozitif şeyler yazmaya başladığım için gerçekten bunu bazen çok garipsiyorum. O kadar alışmışım ki hayatımda olumsuzluklar olmasına, insanın mutlu şeyler yaşaması garip geliyormuş bunu çok net görüyorum şu an.

Fakat üzgün şeyler yazmak için ya da üzgün olduğum için burada değilim şu an. Zaten bir özür dileyeceksem, bu kesinlikle kendimden özür dilemek olur. Kesinlikle kendimden özür dilemeliyim. Çünkü kendimi boşu boşuna çok yıprattım. Ama bazen bunları yaşamam gerekiyormuş diyorum. Belki de bunca saçma sapan olaylar silsilesi içinde kendimi bulmasaydım şu an da bu kadar şanslı hissetmeyecektim. Polyanna onlinesın yine belli.

Fakat kendimizden özür dileyeceğimiz kadar kendimize teşekkür de etmeliyiz. Farkındaysanız kendimize hiç teşekkür etmiyoruz. Oysaki en değerli biz değil miyiz? Ben yakınma kısmını bir kenara itip artık kendime bol bol teşekkür etmeye başladım. Bir yıkım anını toparladığım için. Geç ama güç olmadan doğru seçimlerle hayatımı tekrardan inşa ettiğim için ve en önemlisi kendimi sevmenin ne olduğunu anladığım için. Sonra başarılar hemencecik gelmeye başladı.

Kendi ilgi alanıma yöneldiğim için kendime teşekkür ederim. Üniversitede ekonomi okumak kocaman bir hataydı ya da açıktan kamu yönetimi okumak. Evet, elbette ki faydalı olduğu zamanlarda oldu fakat ilgi alanlarım konusunda daha da başarılı olabilirdim. Neyse ki o arayı çok çalışarak kapatmaya çalışıyorum, bir de şunu diyorum kendime, fazla bilgi göz çıkarmaz kızım…

Mert ve adını 10 taneye yakın sayacağım değerli dostlarım iyi ki hayatımdasınız demeden de geçemiyorum. Hahaha bazen kendimden çok onlara teşekkür ediyorum. Fakat hepimiz birbirimizin hayatlarına dokunduk ve bunun çok faydasını gördük. Güzellikler beni kuyunun dibinde buldu. Ya samara olacaktım ya da sevginin eli uzanacaktı.

Sevginin eli uzandı…

Bu arada ilk defa sanırım pc den yazıyorum, baya keyifliymiş. Telefondan nedense kasıyor. Zaten hatalı bir seçim yaparak yanlış telefonu satın aldım. Kendime yeni bir telefon alacağımm. Şu an ki planlarımdan biri de o. Zaten bir çok planım var. Olanların yanına tik atıp kendimi rahatlatıyorum, ama yenisi sürekli ekleniyor. Yemin ederim insanoğlunun istekleri cidden bitmiyor ya.

Anlayacağınız bugün bu saatte üzgünüm diyorum fakat üzüldüğüm için üzgünüm. Sizde kendinizi üzdüğünüz için üzülün. Bu hayatta en çok biz mutlu olmayı hak ediyoruz. Biz derdimizi yazarak anlatan insanlarız çünkü.

Bir insan yazarak derdini döküyorsa ortaya, gerçekten mutluluğu hak ediyor demektir bence.

Yarın mükemmel bir pazar günü olsun! Ben hem denize girip hem piknik yapacağım. Sanırım şu denize girme işine ısındım ben. Bugün keyif aldım. Sanırım insan tekrardan bazı şeyler konusunda keyif almaya başlayabiliyor. go girl!!

Sevgilerimle!

Tatlı yorgunluklar güzeldir

Bu aralar gerçekten hayatım hızlı ve güzel geçiyor. Hızına bazen ben bile yetişemiyorum. Güzel oluyor aslında. Gelibolu da aktif olmak lazım yoksa burası sizi tembelliğe sürüklüyor. İş güç çok ama çok yoğun geçiyor. Sürekli üretken olmak lazım. Yeni fikirler üretmek lazım ve çok okumak lazım. Bende zaten okuma aşığı biri olduğum için asla zorlanmiyorum.

Tarihe ve mitolojiye olan ilgimi artık okudukça siz de fark etmişsinizdir, fakat artık daha farklı konular hakkında da makale yazıyorum. Güzel oluyor, okurken bir noktada sabit kalmamak lazım. İnsan kendini yaşı kaç olursa olsun gelistirmeliiii

Ayın birinde hilal geliyorrr. Onunla buluşmak için kaleye gideceğimm. Biraz sosyal yaşantıya da el atmak lazım. Ağustosta da mert gelecekkkk. Onu çok ama coook özledim. Gelmesiyle birlikte bir kaç gün gerçekten güzel zaman geçireceğiz. Hilalle de öyle olacak her zaman gerçekten inanılmaz pozitif geçiyor. Beşinde de buse gelecek onlar hilalle ev arkadaşı üç kız takılmak aşırı eğlenceli. Hayatımın bu kadar pozitifliğe yönelmesi ile gurur duyuyorum. G-eazy dinlemeye falan başladım ahahahah. Pagan şarkıları da kesmemeye başladı artık. 6lack falan dinliyorum. Benden asla beklilmeyecek davranışlar. Hayatımın bu döneminde bunları da yaşamak varmış ahahaha. Bir de kilo verdim. Kilo alıp veriyorum zaten. Depresyon hastasiysaniz bu kilo alım verim işi size yapışıyor. Bir de uyku problemi… bu da üstünüze yapışıyor resmen. Geç uyuyorum fakat çoğu işimi halledip dinç uyanıyorummm. E daha ne olsunnnn

Bugün yaşlılığım bir kez daha tescillendi. Bir yazı grubumuz var, ilk defa discord indirmem gerektii ahahahaa. Ben ne anlarım discorddan yaa. Kardeşime söyledim o anlattı bana aslında zor değilmiş ama ben en son msn de kaldım ahahaahaha. Gerçekten Skype bile fazla kullanmadım ben. Bende sadece msn var. Serhat sağ olsun bu konularda yardımcı oluyor. İnanılmaz eğleniyorum ama orası da ayrı bir konu. Ayyy bir de güzel şeyler olunca ve başardığım işler oldukça zaten yeniden doğmuş gibi oluyorum. Burcu hadi yineee iyisinnnn her gün genclesiyorsunnnnnn.

Özetle bu aralar iş güç okuma vs ile uğraşıyorum. Bir ağustosta inşallah küllerimden yeniden dogacagim. Sonra bir ay çıkmam dışarı ahahaha mert gelene kadarrrr. Gerçi Gelibolu da cikiyorum ama kaleye gitmem yani. Zaten yüksek ihtimal iki gün kalırım. Gitmisken kalmak gerekiyor. Cidden arası baya uzak bence. 1 buçuk saat sürüyor. Benim için yeterince uzak…… Kendime bilgisayar aldim şimdi teknolojiden asla ama asla anlamadığım için onu tanımaya çalışacağım. İşler için almam gerekiyordu. Bakalım tanisicaz kendisi ile birazdan.

Depresyon günlerimi yazdığım kadar pozitif günlerimi de buraya yazacagimmmm. Hayat bize daima gülümsesin ve biz de ona daima gulumseyelimmmm. Sizlere de mükemmel bir hafta sonu diliyorummm!!! Bol kedili bir hafta sonu olsunnn! 🐱 🐱

Tatillllll

Adem

Ana vatanı cennet değil miydi? Madem bir hata işlenecekti neden o zaman cennetteydi yurdu evi?

Şeytanın oyununa maruz kalmayı dahi hak etmedi. Sahi şeytan kimdi ki? O insanları istemesdiyse bu Adem’in suçu muydu sanki?

Lilith madem gidecekti, e neden onu özlemesi gerekti? Lilitht terk etti diye onca gün sarılıp sokmak onun fikri miydi?

Ademden geliyor soyumuz diye bahsediyorlar, Adem’in bu soyu tercih ettiğine bile inanmıyorum ben.

İlk insanı seytandan ötürü suçlarken Adem e hatalısın damgası vuruldu. Su an yaşanan onca hatanın yanında itaatsizlik miydi yani sorun?

Şeytan, Ademi küçümseyecek kadar akıllıydı madem neden Ademe musallat olmasına izin verildi ki?

Adem yedi sürgünü şeytan başlattı her şeyi. Fakat sonrasında suçlu nasıl insanoğlu olabildi?

Yorumlarda

Havva

Adem için yaratıldığıma mı yanayım

Gerçek aşkı bulmama izin verilmemesine mi

Düşük irademin olduğunu yazdı kitaplar

Kadınlar daha çabuk kandırılır dendi

Ey insanoğlu bir kadının ruhu öldü adem uğruna

Bu duruma inanilmasını isteyen Tanrı ne hesapladı acaba

İstenmeyen fakat idare et denilen kadın oldu Havva

Ana diye bahsettiğiniz kadın, insan yerine koyulmadı asla!

Thor kimdir?

Film vizyondayken Thor hakkında bir kaç şey yazmak istedim.

Thor önemli bir tanrı hatta baya önemli bir tanrı olan Odun’in oğludur. Anlayacağınız zaten doğuştan şanslı. Kendisi İskandinav mitolojisinde altın sarı saçları ile betimlenmiştir. En çok uğraştığı yani cebellestiği kişi ise tanrılar arasında en kurnaz ve kötü olarak bilinen Lokidir.

Thor aslında çekici dışında bir çok özelliğe sahiptir. Hız, havayı kontrol etme, çok kaslı bir tanrı olmasından ötürü darbelere göğüs germe gücü vardır. Tabi Mjolnir en bilindik özelliği.

Peki güç tanrısı olan Thor dan güçlüsü var mı? Elbette var. Asgard’ın kralı olan babası Odin!

Bu arada Thor’dan şimşek tanrısı olarak bahsedilir.

Bir de mjollnirin bir kusuru var ondan bahsedelim. Aslında kusur da deneyelim bir kırılmışlığı var…. Sindri adlı bir cüce Mjollniri doverken, şekil değiştirme ustası olan Loki sinek kılığında cuceyi rahatsız etmiş ve Mjollnirin sapı biraz kısa kalmıştır. Loki ve Thor a olan kıskançlığı aslında burada çok net ortada

Peki bu kadar güçlü olan Thor nasıl doyuyor?Komik bir soru oldu fakat Thor asla doymaması ile ünlü. Thor’un iki keçiden oluşan bir arabası var. Acıktığı zaman onları kesiyor ve mitoloji de bu keçiler büyü ile tekrardan yenileniyor.

Benim sevdiğim bir olay var; thursday kelimesi Thor’un ismiyle günümüze gelmiş.

Thor aynı zaman da bir balıkçı. Tanrı da yok yok anlayacağınız. Bu arada İskandinav toplumu Hıristiyanlığın kabulünden sonra Thor a olan tapinmasina devam etmiştir. Fakat 11. YY da Thor’a ait ne varsa yakılıp yıkılmıştır.

En son olarak Ragnarok zamanı Midgard yılanı varligi ile ün salmıştır, Thor bu yılan ile savaşmış ve yılanı öldürmeyi başarmıştır. Bölüm sonu boss. Fakat çok fazla yara aldığı için kendisi de hayatını kaybetmiştir. Şerefli bir ölüm anlayacağınız.

Ben de Romalılar gibi Thor’u, jupterle özdeştiriyor ve yazıyı burada bitiriyorum!

Sevgilerimle!

Lucifer

Geceler benim daha aktif olduğum saatler oldu tekrardan. Uyku ilaçları beynimi çok da susturamıyor. Bende hazır işler bitmişken favori kitaplarımdan biri olan “Ortaçağ’da Şeytan” dan bahsetmek istedim.

Gerçi Lucifer denilince artık aklımıza Netflix dizisi olan Lucifer Morningstar geliyor. Diziyi de sevmiştim bu arada. Güzeldi baya bence. Supernatural izlediğim zamanlar da başlamıştım. Anlayacağınız çooook seneler önce. Yine de Supernatural’ın yeri bende ayrıdır.

Konumuza dönmek gerekirse Lucifer kötülüğün temsilcisi midir sizce? Yani kötü deyince aklınıza şeytan mı geliyor? Açıkçası benim aklıma sadece insan geliyor.

Aklı olan insanlarız doğruyu ve yanlışı ayırt edebiliyoruz. Tüm suç bize ait bence. Yani ben bu kısımda bütün yüklerin şeytana verildiği görüşündeyim. İnsanlar kolay yolun yolcusu. İyilik yaparken meleklerin adını anmadan geçmez. Kötülük yaparken şeytan yaptırdı olur. Kimse birbirini kandırmamalı bu konu hakkında. Hepimiz aklı başında insanlarız. Lucifer sempatizanı değilim elbette. Dizisi bile tepki çekti anlamsız derecede. Neyse konumuz o değil. Konumuz her kötü şey yaptığımız da buna bir kılıf bulmak. Hatta bu kılıfın sürekli şeytan olması.

Ben her kötü şeyi yaptıktan sonra kendini rahatlatan insana karşıyım sevgili okurlar. Kötüyü yapan “ben yaptım isteyerek yaptım” demeli bence. Herkes kolay yolu bulmuş, yanlış yolun yolcusu olmuş. Kitabı okurken de insanın kendini sorgulaması hoşuma gidiyor. Keşke okullarda okutulsa.

Çocukluğumuzdan itibaren o doğru, şu yanlış denilerek büyütülüyoruz. Fakat doğru ve yanlış evrensel midir? Egodan yola çıkılarak yapılan başarı, başarı sayılıyor. Peki o esnada hayatı kayan insanlar ne olacak mesela?Ya da kişi inat ederek kazanç sağlıyor. E şeytan da tanrıya karşı inat etmedi mi? E inat da o zaman şeytani bir özellik?

Bu kız bu saatte ne anlatıyor demiyorsunuzdur umarım…. Ben sadece kişinin fayda sağlayacağı, sadece kendine değil etrafa insana, hayvana, doğaya yani dünyaya fayda sağlayacağı somut doğruları olsun görüşündeyim. Bunun için çabalıyorum. Baya uzun zamandır şeytana suçumu yüklemiyorum. Hatam benim hatam. Lucifer kendi hatasından sorumlu, bende Kendi hatamdan sorumluyum.

Özetle şunu söylemek isterim ki zamanın da cadılar da Lucifer üzerinden yakıldı, yıkıldı. Cadı kendi öz iradesiyle yaptı aslında. Geçmişten günümüze insanlar iyilikleri hakkında evet ben yaptım dedi fakat kötülükleri için hep bir bahane buldu. Sorumluluk her anlamda kişinin olmalıdır.

Gece gece bunları yazdıktan sonra mum ışığında bir sigara ismarlayacağım kendime. Kendi öz irademle….

𝑺𝒆𝒗𝒈𝒊𝒍𝒆𝒓𝒊𝒎𝒍𝒆.

Deniz Havası

Aslında mükemmel bir deniz havası var. Yalnız ben denize girmeyi pek sevmiyorum. Burada askeriyenin Hamzakoy kampı var. Orası yemyeşil ve plajı muhteşem. Fakat bir sorun var kendisi bakımda :))))) Askeriyeye bazen gerçekten akıl sır ermiyor. Kamp sürekli bakıma giriyor. Ben bunun nedenini sürekli yaptıkları zam olarak yorumluyorum.

Ekonomimiz MUHTEŞEM olduğu için şaşırmamak lazım. Eskide kaldı o askeriyenin ucuz olduğu zamanlar…

Babamda zaten emekli olduğundan sayılı gitti kendisi. Adam bıkmış resmen. Geçenlerde içerisi kalabalık diye bizi almadılar ahahahah. Sonra çıkanlar olunca girebildik. Ülke ve olayları beni şaşırtmaya devam ediyor. Neyse hal böyle olunca bende yazı işlerimi halledeyim dedim. Biraz yariladik işleri. Gözlerim ekrana bakmaktan kaşınmaya başladı. Fakat bu beni durduramaz. Bu kız ne olaylar yaşadı da yılmadı. Heheeyettt hayat!

Dün sahile gittik, kamp sandalyelerimizi artıp denize karşı ailecek çay içtik. Rüzgar da hafif hafif esince kafam dinlenmiş oldu. Bir de Gelibolu akşamları daha güzel. Burayı çok sevmesem de bazen hoşuma gidiyor. Yalan yok.

Sosyal hayata bir müddet ara verdim. Çünkü sosyal anlamda dinlenmesi gereken biriyim ben. Bir de kendimle vakit geçirmeye alışmışım. O nedenle kendimle baş başa kalmak çok hoşuma gidiyor. Hem işlerimi hallediyor hem de ailemle daha fazla vakit geçiriyorum. Aile var ya bu hayattaki en önemli şey.

Anlayacağınız hayat gerçekten stabil fakat çok güzel geçiyor. Kendimle gurur duyuyorum. Uzun zamandır kendimle gurur duymamıştım. Kendimi tekrardan sevmeyi öğrendim. O nedenle gerçekten ben iyi ki varmışım. Daha güzel günlerde bizimle olacak sevgili okurlar. Buna manifest diyorlar sanırım. Ben ise dilek diyorum. Olacak ve olacak ben inanıyorum. İnandikca hayatım değişti çünkü.

Umarım pazar gününüz harika geçiyordur. Bugün bir çocuğa dondurma aldım benden mutlusu yok! Mutlu olmak bu kadar kolay aslında. Biz zaten en iyisini yapacağız bu mutlu olma olayının.🌺

𝒔𝒆𝒗𝒈𝒊𝒍𝒆𝒓𝒊𝒎𝒍𝒆!

Işıltılarla ışıldadık

Latince’nin Tarihi

Latince, İtalya’daki Latium bölgesine ait bir dildir. Tarihi uzun soluklu ve öğrenmesi de eski bir tarihe dayalı olduğu için güçtür. Fakat zamanla günümüze kadar gelmesi öğrenilmesi adına bir çok etken içermektedir. Bu nedenle kullanılması zorunlu hale gelmiştir. Antik Çağ’a ait bu dilin günümüze kadar gelmesi aslında Roma’nın günümüze kadar ulaşmış kalıntıları ve belgeleri sayesinde olmuştur. Antik yapıların çoğunun Latince dilini içermesi, çeviri ile uğraşan bir çok insanın çözmesi için zorunlu tutulmuş ve Antik Çağ’ı anlayabilmek adına Latium hakkında bilgileri bize ulaştırmak için uzun uğraşlar sonucu günümüze ışık tutmuştur.
Latium, Antik Roma’nın kurulduğu başkentin alanıdır. Roma’nın yükselişe geçmesi ile Latince Roma’nın dili haline gelmiştir. Bu nedenle ticarette zorunlu kullanılmış ve ülkelerin de latinceyi tanımasına neden olmuştur. Ticaret ile bir çok ülke Latium ve Latinceden haberdar olmuştur.
Latince’deki değişiklikler, Antik Roma İmparatorluğu’nun farklı bölgelerinde kendine has özellikler barındırıyordu. Zamanla bu farklılıklar, birbiriyle bağlantılı fakat tamamen yeni diller yaratacak kadar büyüdü. “Farklılıklar yüzyıllar boyu birikti ve en sonunda Latince, biri diğerinden farklı olan bir sürü dile dönüştü.” Diyor Pulju. Fransızca, İtalyanca, Portekizce, Rumence ve İspanyolca’nın da dahil olduğu bu diller, Roma dilleri olarak adlandırılıyor.
Peki Latince zamanla neden öldü? Biraz da bu konudan bahsedelim…
Latince Roma etrafındaki bölgelerde konuşuluyordu. Milattan önce İtalya’da baskın bir şekilde konuşulan bir dildi. M.Ö. 1-ci yüzyılda kuzeyden Galların, Etruryalıların, Venediklilerin ve güneyden yunan Halkalırının dillerinin özellikle de Yunancanın etkisiyle Latin halkı ve dili tarih sahnesinden çıkmış ve Latince unutulmaya başlamıştır. 200’cü yıldan sonra ise Latince tamamen unutulmuş ve ölü dil haline gelmiştir. Günümüzde Latince bilim camiasında kullanılıyor.
Latince ve Bilim
Batıda Latincedir, Yunancadır, (geçmişte) doğuda Arapçadır, Farsçadır.
Son yüzyıllara kadar batıda bir çok Bilim adamı Latince ve yunanca eserleri, orijinal dillerinden okuyup kendilerini geliştirirlerdi. Bu durum son yüzyıllarda değişmiş, her Bilim adamı kendi dilinde yazıp çizmeye fakat terimleri Latin ve yunan dillerinde bırakmaya başlamış.
Yetinmemişler bazı cümlelerden kısaltmalar yapmışlardır.
Latince ve yunanca kökenli olup, Türkçe karşılıkları olduğu halde İngilizce kullanılmaya devam edilen dildir. İngilizcenin dünyaya hakim olmasıyla Latince ölmüş sayılsa da orijinalliğini yitirmemesi adına hem İngilizce hem de Latince olarak yeni nesile yansıtılmıştır.
Bilimin en temel taşı olmasının nedeni zaten bilim ile gündeme gelmesi ve Roma’nın ticaret ve bilim alanında başkent olmasından kaynaklıdır.
Bilimi oluşturan verilerin ve bilgilerin sözlü, yazılı, görsel, işitsel ve deneysel olarak islenmesini, üretilmesini, geliştirilmesini, aktarılmasını sürekli bir bicimde sağlayan bir dil olması Latinceyi daima özel kılmıştır.
Latium ve Roma
Latium volkanik açıdan aşırı bir alan içermektedir. Latinlerin iskanı sonucu onların da ana dili haline gelmiştir. Fakat Roma’nın sanatsal, bilimsel açıdan on adım öteye geçmesini sağlamıştır. Ne kadar Latinler bu dile sahip çıkmış olsa da Roma da bu dilin Latium ile doğması Roma’yı daha özel kılmıştır.
Yeni olan her şey insan oğlunun dikkatini çekmektedir. Bu nedenle Roma yeni bir dili doğurmuş ve Antik çağ da tüm milletlere bunu yapmıştır. Latium, Latince’nin doğduğu topraklardır.
Latince ve özelliği
Latince doğduğu İtalya’da, kendiyle hiçbir alakası olmayan dillerle de bir arada yaşadı. Mesela Etrüsklerin dili Latincenin mensup olduğu Hint-Avrupa dilleriyle alakasızdı. Zamanla Roma’nın fethedip ilerlediği Apenin Dağları’nın kuzeyindeki Avrupa’da en geniş olarak konuşulan Keltlerin dili de böyleydi.
Az kalsın Roma’yı tarihten silecek derecede ilerleyen Hannibal’in Kartaca’sı ise Sami bir dil konuşuyordu.
Latince hala kullanılıyor mu biraz da bu konudan bahsedelim.
Latince şu an da Vatikan’ın resmi dilidir. Bilim adamları, tarihçiler ve din adamları bu dili kullansa da teorik açıdan olur bir dildir. Sadece dine, bilime ve tarihçilere tuttuğu ışık göz ardı edilmemelidir.
Aynı zaman da Latince romantik diller, İspanyolca, Fransızca, İtalyanca, Portekizce vb. İçin bir anahtar sağlar. Latince batı medeniyetinin evrensel dilidir.
Latince ve Son
Herhangi bir şeyin öğreniminde Modus belirleme güçlüğü, hepinizin tahmin edeceği üzere, öğrencinin yaşı, algı kapasitesi, dünya görüşü, harcadığı süre ve emek vs. Gibi, değişebilirliği bulunan unsurlardan kaynaklanıyor. Dahası okullardaki yıllık, hatta -diyelim ki- dört yıllık müfredat bile, insan elinden çıkma olduğu için genelin düzeyini hedeflemek durumundadır, olan üstün zekâlıya ya da geri zekâlıya olur, çünkü genel her daim bunları öteler, üstün veya geri olsun, fark etmez, geneli oluşturan kitle kendi biliş prosesinde kaçınılmaz olarak kendi kapasitesini ve birikimini esas almak ve buna uymayanları ya itmek ya da çekmek zorundadır.
Latince şu an da ölü bir dil olduğu için bir çok insan tarafından tercih edilmemektedir. Bir toplumun fayda sağlayacağı dilleri seçmesi aşikardır. Bu nedenle bu konuda kimse ayıplanmamalıdır. Latince ne kadar özel bir dil olsa da tarih, bilim ve din için ışık tutmakta ve çoğu zaman hobi olarak günümüzde varlığını sürdürmektedir.

Batı düşüncesinin ve uygarlığının kasik yazına dayanması nedeniyle batıyla ilgili sosyal bilimler üzerinde araştırmada bulunacak kişiler için Lâtin dili ve yazını özellikle gereklidir. Latin Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalında 8 yarıyıl boyunca öğrencilere Eski Çağ ve Orta Çağ üzerine araştırma yapmak için formasyon vermek amacı güdülmektedir. Bu ana bilim dalını bitirenler, hevesli olmaları durumunda bu alan ve konulara yönelebilirler. Ancak uygulama göstermiştir ki, öğrencilerimizin çoğu, özel ve kamu kesiminde iş bulabilmiştir, pek azı ise mesleğine en yakın olarak müzelerde çalışmaktadır. Yüksek lisans ve doktora yapmaları durumunda ise üniversitelerde görev alabilmektedirler.

Bugün yaşayan bir çok dünya dilinin ortak atası sayılan ve yaklaşık 2000 sene boyunca eğitim ve bilim dünyasının ana dili olan Latince, hakkında tarihin anadili sayılmasını da göz ardı etmemek gerekiyor.
Özellikle teknik kaynaklarda isimlendirmelerin hala Latince ile yapılıyor olması sayesinde, yüksek eğitim alan öğrenciler bu dili öğrenmeye ve onunla haşır neşir olmaya devam ediyor. Bu yüzden Latinceye “yaşayan ölü” demek hiç de yanlış bir benzetme değil. Tekerlemeye benzeyen deyimleriyle, bugün kullandığımız pek çok kelimenin kökünün bu dile dayanmasıyla son derece akılda kalıcı olan Latince, ölü olmasına nazaran, esnekliği ve dayanıklılığı olan bu dil araştırmaya değer bir konudur.

Keder meleği

Aşkından ölüp tutuştuğun adam gerçekten aşkın mı bı bakalım…..

William Wetmore karısının ölümü ardından bir heykel yaptı karısının mezarına. Adı da keder meleği oldu.

Bu eser onun son eseriydi çünkü karısının ölümü ardından o da bir yıl sonra hayata veda etti.

Bu melek ise ünlendi ve ünlendi günümüzde bize ne aşklar var denilecek noktaya geldi.

William Wetmore belki de çoğu insana ben de dahil olmak üzere “ne aşklar varmış” dedirtti. Gerçekten bizi seven insanlar bizi sanırım sonsuza dek bu hayatta simge hâline getiriyor. Bu hayatta birini seviyorsanız sizi değerli kılıyor ve unutulmaz yapıyor. Tabi ki de bunu gerçek aşkınız yapıyor. Biliyorum o aşkı bulmak zor, o aşk gerçekten bu aşk mı diye karara varmak daha zor. Ben hayatımdaki sevgiyi zamanında buhranlarim yüzünden kendi elimle ittim. İki sene boş boş bir kayıp yaşadım. Ağlamamam gereken noktalara ağladım. Saçma sapan bir duygu silsilesi yüzünden çok kötü kararlar verdim. Ama tekrardan anladım. Biraz geç oldu ama sonunda anladım biz gerçekten mutluyduk. Ben sadece yanlış zamandaydım. Sonra biraz zor olsa da (baya zor) cesaretimi topladım ve her şeyi geride bırakarak benim William a yazdım ahahahaa. Ben beni affetmez sandım (haklıydı) ama İstanbul da buluşunca her şeyi tekrardan inşaa ettik. Mert benim her buhranımın sonundaki melek oldu. Ona tekrardan teşekkürler.

Yaşadığım bu güzel olayı ikinci kez yazıyorum çünkü heheheyt ne badireler atlattık ne saçma olaylar silsilesi kurbanı olduk. O nedenle bu olayı ayrıntılı yazmak istedim. Bazen doğru sandığınız yanlıştır. İyice bı düşünün derim.

Vanilya kokulu mumum, elimdeki sigaram ve huzurumla burada olmaktan çok memnunum. Burayı çok ama çok özlemişim.

Şimdi çalışmak beni tekrardan gecelerin insanı yaptığı için bir makale üzerine çalışacağım. Bu arada epilepsim pozitif yönde ilerlemeye devam ediyor. Bir yıl oldu ben atak gecirmeyeli! Hayattaki en büyük başarım olacak kendisi!

Sizlere mükemmel bir pazar günü dilemeyi çok özlemişim. Pazar gününüz muhteşem olsun! Hatta o kadar muhteşem olsun ki bu kadar da olamazdı yaa deyin.ꨄ︎ꨄ︎ꨄ︎

𝒔𝒆𝒗𝒈𝒊𝒍𝒆𝒓𝒊𝒎𝒍𝒆…

𝒌𝒆𝒅𝒆𝒓 𝒎𝒆𝒍𝒆𝒈̆𝒊

Uzun zamandır yoktum

Merhaba sevgili insanlar!

Uzun zamandır yoktum çünkü deli gibi çalışıyordum. Makale ağırlıklı yazılar yazıyorum. Araştırması bilmem nesi o kadar çok uzun sürüyor ki, kendimi bile zor görüyorum. Ama inanır mısınız çok mutluyum. Çünkü sonunda sevdiğim işi yapıyorum. Bundan para kazanıyoru.

Hayatımda çok değişiklik oldu. Öncelikle sonunda aradığım sevgiye aradığım aşka tekrardan kavuştum. Hayatımda olması gereken insana tekrardan kavuştum. Bir İstanbul tatili sırasında buluştuk konuştuk anlaştık ve artık birbirimizin elini tutuyoruz. Çok güzel hayallerimiz var. Umarım hepsi teker teker gerçekleşecek!

Bununla birlikte hayatımız daha rerah seviyelere ulaşsın diye elimizden geleni yapıyoruz. Hatta fazlasını inanıyorum ki güzel bir hayat bizi bekliyor.

Yaşadığım onca tuhaf tecrübe oldu. Siz de bunlara şahit oldunuz. İyi niyetli sandığım anormal insanlara denk geldim. Hayatım o kadar hüzünlü duruma düşmüştü ki… Bir çok iyi niyetli gördüğüm insan hastalıklıymış onu anladım ve herkese çok çabuk güvenmemek gerektiğini benimsedim. Mert de bana bu konuda aşırı yardımcı oluyor. Bizim ortak arkadaş gurubumuz vardı. Hepsi ile konuşmayi kesmiştim. Mert Çanakkale ye gelince eski yakın ve yeniden yakın dostumla da görüşme fırsatım oldu. Tekrardannnn eskiye dönüş yaptık!

Eski huzurlu ortamına sahip olduğum için çok ama çok şanslı hissediyorum. Mert sende iyi ki varsın askparemmmmꨄ︎

İş, aşk, dostlar derken hayatımı gerçekten yoluna soktum. Sağlam dostluklarımla yoluma devam ediyorum. Bu durum beni çok ama çok mutlu ediyor. Hilal bebeğim de iyi ki var!

İş güç sayesinde de bir çok insana yardımcı olma fırsatım oldu. Biliyorsunuz ki ben hep umut olmak istedim. Su anda da buna kavuştum. Asla vazgeçmemek iyi ağzımdan düşmedi. Zor günleri bir kenara attım ve sıfırdan tertemiz başladım. Zor zamanlarımın çoğuna şahit oldunuz. Elimden siz de tutunuz o nedenle siz de iyi ki varsınız!!

Artık burada daha aktif olup insanların hayatına pozitif doğan bir güneş olmaya çabalayacağım. Yazalım anlatalım ve mutlu çok mutlu olalım. Umarım hayatınız mükemmel bir noktaya gelir. Hep içten bunu diliyorum. Biz mutluluğu hakediyoruz. Burada olmaktan çok memnunum. Güzel günler bizimle olsun!Ve sevgili kuş hep aklımdasın umarım gittiğin yerde mutlusundur. Ne Zaman paşaya baksam hep aklıma geliyorsun yani aklımdan hiç çıkmıyorsun..

Beni Instagram sayfamdan da takip edebilirsiniz!

https://www.instagram.com/burcumug/

Sevgilerimle!