Özel bir an

Dün hayatımın en güzel doğum günlerinden birini yaşadım. Aslında dün gece yazmaya niyetlendim ama o kadar duygusaldım ki dedim burcu yarın yaz en iyisi hem ağlaman kesilir…. Uzun zamandır mutluluktan ağlamıyordum. Çok güzel telefon konuşmaları yaptım, çok güzel mesajlar aldım. Çok güzel anlar yaşadım. Babamın ve annemin güzel dilekleri ile uyandım sabah. Meğer ne kadar da kocaman bir ailem varmış dedim dün. Ay hala çok duygusalım….

Hayatımın en özel anlarından birini buraya da yazmak istedim. Çoğu arkadaşım hayatlarına ışık olduğumu yazmış, ay ya bak gözyaşım pıt olacak yine. Ben kendi hayatıma ışık olmak konusunda ne kadar zorlansam da başkalarının hayatına ışık olduğumu bilmek aşırı derecede hoşuma gitti! Ne kadar da güzel şeyler başarabilmişsin dedim kendime.

Dün kardeşimle buz gibi havada keyif yaptık, dışarıya çıkıp. Normalde kendisi evden çıkmaz ama ablası için kırdı zincirlerini. Sonra eve yemek falan söyledik, akşam da tekrardan piyanisti izledik. Gerçekten kaliteli bir aktivite oldu bizim için. Bugün ise aşırı mutlu uyandım. Dün yaşadığım mutlu dolu anlar baya bir süre beni idare edecek sanırımmm. En azından çok kötü dönemlerimde bile yalnız olmadığımı anladım bir kez daha! Ne kadar da güzel bir doğum günü oldu benim için.

Bu doğum günüme girerken yeni yaşımda seksen tane dilek diledim galiba. Mumlar eriyene kadar dileklerimi sıraladım. Hem kendim, hem ailem, hem de arkadaşlarım için. İnsan sadece kendi için dilek dileyemiyor ya, sevdiklerini de içine katmak istiyor, onlar da mutlu olsun istiyor. Gece de bir kağıda tüm dileklerimi yazıp bir defterin arasına koydum. Kendime ve herkese cömert davrandım yazarken. Seneye açıp okuduğum zaman gerçekleşmiş olanlara tik koyacağım. Hayatımın en güzel anlarından biri de gerçekleşen hayallere tik koyabilmek. Kötü insanlardan uzak mutluluk dolu bir hayat diledim. Kırılmamak istedim ve tekrardan depresyonu yaşamamak istedim. Yazarken yine gözyaşlarım pıt oldu ama olsunn, mutlu bir pıt…

Umarım siz değerli beni okuyan insanlar da dileklerinize tez zamanda kavuşursunuz. Bazen tanımadığımız insanların dilekleri daha çok işe yarar derler. O yüzden sizin için de bunu dilemek istedim.

Her şey güzel gidiyor, umarım bir süre daha ve uzun bir süre daha bu şekilde gider. Hayat bu inişler, çıkışlar elbet olacak ama umarım het inişte daha güçlü olurum ve daha güçlü ayağa kalkarım!

Şimdi yüzüme doğru vuran güneşe karşı kahvemi yudumlayacağım. Kendinize çok iyi bakın ve harika bir hafta sonuna adım atın!

Sevgilerimle.

Karanlığımı aydınlatan.
Aşırı mutlu bir ben!

Kasım

Sürekli yazacağım yazacağım diyorum bir türlü yazamıyorum. Nedeni ise kafamı toplamaya çalışıyorum, sanırım biraz dağıldı kendisi.

Kasım, doğduğum ay… Yeni yaşıma gireceğim. Tek dileğim ise artık mutlu olmak. Gerçi senelerdir her mum üflediğim zaman bu dileğimi içimden geçiriyorum. Ama kısmet olmadı. Neyse yeni yaşımdan umutluyum. He heytt burcu nerden nereye geldinn. Tabi ki de mutlu olacaksın!

Yeni yaşıma girmeden önce depresyonu yenmiş oldum! Kendime çeki düzen verdim. Düzenli yürüşlere çıkmayı kendime görev edindim. Kedilerle ve insanlarla tanıştım. Arkadaşlarımın derdine derman olmaya çalıştım ve her seferinde kahkahalar ile kapatıyoruz telefonu. Sanırım görevimi başarıyla tamamlıyorum. Her şey gerçekten çok güzel gidiyor. Yürüyüş yapmak muhteşem bir terapi haline geldi. Şimdi bi kaç kedi ile tanıştıtacağım siziii.

Bunun adı ela
Bunun adı sırnaşık

İkiside bebek gibiydi. Kasım ayının mükemmel kedileri! Sev beni sev beni demekten başka bir şey yapmıyorlar. Kasım ayının en güneşli gününde ela ile tanıştım. Yemeğimi onunla paylaştım biraz da sohbet ettik kendisiyle. Kendisi akavanın kedisiymiş. Karnını doyurup azcık sevdirip hava almaya çıkıyormuş. Ela işini biliyor ortalık mama dolu. Çanakkalenin en güzel özelliğinden biri her yerde mama olmasııı. Sevdim sevdim sevdim, mıncırdım, karnını doyurduk sonra yanımda biraz yattı ve kalktı gitti, her kedinin yaptığı gibi aahahah. Sırnaşık ise baya soğuk bir günde yürüyüşe çıktığım an geldi yanıma. Tam kucak kedisi. Tırmandı durdu. Sarıldı. Bebek gibi yattı. Onun da karnını doyurduk çok şükür. Sonra sohbet ettik. O da parkın kedisiymiş. Amca vardı bir tane dedi ki senin kedin mi? Yok dedim amca değil, çok sevmiş seni dedi. O an mıncırdım yanaklarından. Ay dedim sen beni çok mu sevdinnnnn. Günümü güzelleştirdi.

Kasım ayının kediler bakımından verimini her gün alıyorum. Sahil boyu kendiler ile karşılaşıyoruz. Bir de duygusal anlamda insana çok iyi geliyorlar. Kafan mı karışık? Mıncır bir tane kediyi hiç bir şey kalmıyor!

Duygusal anlamda düşünceliydim şu sıralar. Bir kişi beni sevdiğini falan söyledi. Dümdüz baktım suratına. İçimden dedim ki sevme beni. Neyse dedim ben aşk, sevgi vs kapattım bu konuları, çok tatlısın ama olmaz yani. Neyse ısrar etmedi çok şükür, anlayış gösterdi. Arkadaşım gibi davranıyor şu an ama, biri size karşı bir şey hissediyorsa arkadaşınız olarak kalması imkansız gibi bir şey. Kırmamak için yazma, etme vs demiyorum. Eninde sonunda kesecektir konuşmayı. Üzülüyorum böyle olunca ama gerçekten duygusal hiç bir şey yaşamak istemiyorum. Bana kedileri versinler yeter. Kapattık o davaları. Açmamak üzere uzaklara yolladık. Kırık kalbimizle kaldık ortada ama olsun onu da bastık sonuçta bağrımıza.

Neyse. Çok da bahsetmenin lüzumu bile yok. Ben böyle gerçekten çok iyiyim. Kırılmıyorum, üzülmüyorum, acı vs çekmiyorum. Aklımda da biri yok, hayat gerçekten bu şekilde çok ama çok güzel. Yeni bir ilişki yeni bir acı demek benim için. Ruhum acıyor hala. Hala sızlanıyorum bazen. Kendimi iyileştirmek ile meşgul olduğum için, kimseyi ama kimseyi istemiyorum hayatımda. Bence çok da yerinde bir karar.

Doğum günümü bir kahve içerek kutlamayı düşünüyorum. Bir de bizimkiler pasta vs alırlar kesin. Dileğimi tutup, mumları üfler, bir a4 kağıdına dileklerimi yazar ve missler gibi uyurum. Çok yakın arkadaşlarımla konuşur eğlenir ve günün keyfini çıkarırım. Güzel müzikler dinler, dans falan ederim evde. Yeni yaş için güzel plan bence! Bekle beni 11 kasımmm.

Dertleştiğim çok ama çok yakın dostum hikmet sana hediye yollayacağım dedi ahahaha. Ne yollayacak hiç bilmiyorum. Komik bir şey yollayacağım dedi ama meraktan da öleceğim. Söylemiyor da uyuzzz. Neyse güleceğim kesin zaten. Kendisi mükemmel bir insan! Dert ortağım. Her şeyimi biliyor ve bana çoook inanılmaz akıllar veriyor. Bazen dediklerini yapamıyorum ama olsun anlıyor beniii. Biz de bu şekilde anlaşıyoruz napalımmm.

Kahvemi aldım elime, dur bi yudum alayımm. Evet oh çok iyi geldi. Yeni yaşım gerçekten bana uğur getirsin artık. Gerçekten ihtiyacım var buna. Yolum bahtım açık olsun lütfen. Vallahi yoruldum ya. İniş, çıkış, iniş, çıkış fenalıklar geliyor bazen. Kendimi toparlamamak için dağılmama kararı aldım. Ay böyle de sürekli diken üstünde oluyor insan. Neyse atlatacağız bu saçma zor zamanlarıda. Kasım ayını her zaman sevmişimdir. Sadece doğum günüm olduğu için değil. Havalar birden soğur. Yağmurlar başlar. Sis vs olur. Ay gerçekten mükemmel bir atmosfer. Kasveti seviyorum ben galiba. Ruhum olmuş kasvet zaten haahah. Neyse yağmurlar yağsın üzerime. Gerçekten yağsın da dolaşayım sokak sokak. Sonra eve gelip ısınayım bir köşede.

Dün dışarıdaydım. Bir sis bastı ortalığııı, ayy dedim gitme ne olursun. Çok ama çok güzeldi. Eve yürüyordum o sıra da, adımlarımı yavaşlatıp o atmosferin keyfini çıkardım. Bir de yaktım bir sigara, yaşıyorum galiba bu hayatı dedim ahahaha. İnsan küçük şeylerden mutlu olmalı! Bazen gerçekten seviyorum bu hayatı!

Şimdi kitap okuyup, sonra da yürüyüşe çıkacağımmm. Hava inanılmaz derecede rüzgarlı ama bu bana engel miii!? Aslaa. Sahil boyu yürüyüp bir kendime geleyim. Bu arada kilo vermişim yine. İştahım hala yok. Uğur abi ile konuştum. Haftaya yanıma gel dedi. Ay ne zamandır psikiyatrist yüzü görmemiştim hahaha gideyim bariiii.

Hepinize mükemmel bir hafta diliyorum. Küçük, büyük mutluluklar bizimle olsun! Şansımız bol olsun! Çok ama çok enerjik olup mükemmel bir hafta geçirelim! 💙

Sevgilerimle!

Kedilerden asla vazgeçme

Cidden blogumun adını bu yapacağım sanırım. Kedilerden asla vazgeçme… Bugün kendimi dışarı atıp yine ve yeniden sokak sokak dolaştım. Bir de yeni yapılan köprüye karşı deniz kenarında bir arkadaşımla sohbete daldık. Yeni ama güzel bir arkadaşlık. Biraz tuhaf falan tanıştık ama aramız baya iyi aşırı derecede gülüyorum. Yeni insanlarla tanışma duygusunu unutmuştum geçen seneye kadar. Ama bu 2021 senesinde hiç de öyle olmadı. Gezerken, dolaşırken çok ama çok başka hayatları dinledim. Dert ortağı oldum, dert ortağı oldular. Kendimi yenilenmiş hissediyorum. Bugün kahve içmeye gitmeden önce yine bir kedo ile karşılaştık.

Kucak kedisi

Gerçekten kucak kedisi. Bana sürekli patileri ile masaj hareketleri yaptı. Sanırım kedi çekiyorum. Bu aralar baya karşılaşıyoruz kedilerle. Ama bana cidden, gerçekten terapi gibi geliyorlar. Belki de buna ihtiyacım vardır. Belki de bana bilerek geliyorlardır. Ay iyi ki de geliyorlar!

Şunun kafasını yaslayışına bakar mısınız yaaa! Çıldırıyorum. Kedilerle aramda gerçekten çok kuvvetli bir bağ var. Gördükçe gözlerimden kalpler çıkıyor. Sevdikçe yüzümdeki tebessüm kocaman oluyor. Bu kedonun adını ömer koydum. Kendisi ezelin ezel olmadan önceki hali gibi saftirik. Sevgi doluu. Kucağımdan asla inmek istemedi ama kahve içmeye yürümem gerekiyordu. Gerçekten baya bir eğlendim. Aynadaki yüzüme bakınca mutluluğumu görebiliyorum. Perşembe günü de bu arkadaşımla çanakkale ye gideceğiz. Bi kahvaltı falan yapalım dedik, farklılık olur. Her şey gerçekten normale dönüyor sanırım. En azından atak falan kalmadı. Depresyonu da sağlam kovaladım galiba. Yine de her yükselişin bir düşüşü olur gibi saçma sapan bir his sarıyor içimi. Ne yalan söyleyeyim düşmekten çok korkuyorum. Adımlarımı düşmemek için sağlam atıyorum ve kendim için yanlış bir şey yapmamaya çalışıyorum. Korkuyorum ama zamanla geçecek biliyorum. Bu korku beni terk edecek ve ben daha rahat bir nefes alacağım.

Düzensiz beslenmemden dolayı ya da iştahsız olmamdan kaynaklı bu iki gündür mide ağrım oluyor. Aniden kasılmalar giriyor ama bugün çok fazla oldu. Sürekli yürürken mola vermek zorunda kaldım. Midemi göstermem gerekiyor sanırım tekrardan. Ülseri tekrardan en kötü hali ile yaşamak istemiyorum. Sanırım yeniden haşlanmış sebze yemeye dönmem lazım ve kahveyi azaltmam gerekiyor. Zor olacak ama mide ağrısı çekmektense kahveyi azaltmayı daha mantıklı buluyorum. Çünkü ülser ağrısı korkunç bir ağrı.

İzmire de planımı sürekli erteliyorum. Çünkü oraya gitmekten de korktuğumu hissediyorum. Sanki yeniden hastalanırmışım gibi hissediyorum. Hayatımın en zor anlarından birini bu yaz İzmirde yaşadım. Travması hala benimle olduğu için bir türlü cesaretimi toplayıp İzmire bilet alamıyorum. Hatice sürekli ne zaman geleceğimi soruyor ama şu an çok da iyi değilim diyorum ona. Gerçekten de İzmir için iyi değilim. Biliyorum bu durumu da aşacağım ama biraz daha zamana ihtiyacım var. Anlayacağınız korkularım ve ben habire vals yapıyoruz. Ya da tango baya alevliyiz çünkü.

Üçüncü üniversite işine karar verdikten sonra neden ağırdan aldığımı sorguladım bugün. Ona da el atacağım. Aklımda deli planlar var. Önce kitap sonra yeni bölüm ve sonra belki de sağlığımın düzelmesi ile girişeceğim bir iş. Sağlığım bomba gibi olmadığı sürece bir işe girmeye asla hazır değilim. Çünkü kendimi tanıyorum yarıda kalacağım ve bu en son isteyeceğim şey. Ayrıca kitap çıkınca en büyük hedeflerimden birini başarmış olacağım. Sanırım o yolda yürümek daha mantıklı. Severek bağlandığım güzel bir iş. Yazmak dünyanın en güzel olaylarından biri, tabi kedilerden sonra.

Günler güzel geçiyor. Karanlığı aydınlatan ışığa odaklanıp hayatımı yoluna sokmaya başladım. Umarım daha güzel günler benimle ve bizimle olur. Yaşamaktan, doyasıya yaşamaktan vazgeçmiyoruz. Asla vazgeçmiyoruz. Hayata ben de buradayım diyor ve martılar gibi kahkahalar atıyoruz!

Sevgilerimle

Acının gerçek kaynağı sen olma

Kendine acı çektirme. Acının gerçek kaynağı sen olursan kendinle kavgaların başlayacaktır. Kendini sevmeyi öğren. Kendini hayatındaki insanlardan daha çok sev. Bu bencillik değil. Kendini seversen karşındaki insalara sevgini vermiş olursun. Huzurluysan huzur yansıtırsın. İşte kendime notlarım.

Hayat ellerimden kayıp gitmesin diye sımsıkı tuttum kavradım onu. Daha yaşayacak çok an var öyle değil mi? Sürekli bana iyi gelecek şeyler yapıyorum. Yazıyorum, yürüyorum, yoga dahi yapıyorum. Okuyorum. Tanışıyorum. Yeni insanların hayatlarını dinliyorum. Kendime bakıyorum en önemlisi ise kırık yanlarımı sarıyorum. Üzüldüğüm yanlarıma sen daha iyisini hakediyorsun diyorum. Çünkü gerçekten daha iyisini hakediyorum. Bu zamana kadar tek sorunum kendimi ikinci plana atıp başkaları için yaşamak oldu. Kendimi o kadar ikinci plana atmışım ki kararmış, kırılmış ve ihmal edilmişim. Şimdi kendim için en güzelini düşünüyorum. Ben, biz şu an ki halimizden daha fazlasıyız. Biz gerçekten güzel şeyleri kucaklayıp işte ben bu güzelliklerin bir parçasıyım demeliyiz.

Kendimi her zamankinden daha güçlü hissediyorum. Ayaklarım yere sapasağlam basıyor. Ne istediğini bilen bir insan haline geldim. Yaşadığım son depresyon bana bunları öğretti. Yaşadığım son depresyon hayata sımsıkı tutunmam gerektiğini öğretti. Çünkü hayatım ellerimden kayıp gidiyordu. Ya bir hastane odasına tıkılıp kalacaktım ya da hayatı yaşamasını öğrenecektim. Önce acılarımı kucakladım. Tüm kin ve nefretimi kustuktan sonra hepsini çok ama çok uzaklara yolladım. Kötü insanları uzaklaştırdım. Hayatımı dibe çekecek insanlara sadece selam verip yürümeye başladım. Keyfimi yerine getirecek aktiviteler yapmaya başladım. Tek sorunum yemek yiyememek. Onu da aşacağıma eminim. Bazen canım tatlı istediğinde doyasıya onu yiyorum. Ama yemeklerle pek aram yok. Kahve ise hayatımın en önemli kısmı hala. Evde sürekli müzik açıp dans ediyorum. Yoga yapıyorum. Kitapları okurken adeta yaşıyorum. Çünkü artık odaklanabiliyorum. Yürüyorum hem de baya çok yürüyorum. Yolda tanımadığım insanlara selam veriyorum bana selam verip gülümsüyorlar. Balık tutanlara iyi dileklerimi hemen bir çırpıda söyleyiveriyorum. Bu onlara da iyi geliyor bundan eminim. Bir sigara yakmışken bana selam veren insanlarla kısa sohbetler ediyorum. Geçen yanıma yüksek ihtimal üniversiteye giden bir kız geldi. Çakmak istedi. Sonra sohbet etmeye başladık giderken bana konuşmak çok iyi geldi samimiyetle söylüyorum iyi ki karşılaşmışız dedi. Bu kısa cümle bana da iyi geldi. Hayatta iyi olmak, mutlu etmek çok zor şeyler değil. Hayatıma mutlu olarak ve bunu yansıtarak devam ediyorum. Yüm kötülükleri ise çook uzaklara yolluyorum. Moralim inanılmaz iyi çünkü ben acılarımın kaynağı değilim. En önemlisi acılarımın esiri değilim.

Oh kahvemden bir yudum alayım. İnanılmaz derecede güçlendiğimi hissediyorum. Eyşanla her gün karşılaşıyoruz bana iyice alıştı. Dün kucağımda baya bir oturdu. Bende malum mıncıkladım baya. Karnını da doyurunca baya mutlu oluyor. Sürekli kuru mama yediği için ona hep yaş mama alıyorum. Bence bana gülümsüyor. Ben öyle görüyorum çünkü. Yolumun üzerinde 5 yavru kedi ile karşılaştım. Anneleri var diye uzaktan sevdim ama aşırı tatlılardı. Onlarada koşarak bir mama bombası aldım. Tekir olanlara aşık olmuş olabilirim. Bir de siyah beyaz vardı şaşkın şaşkın suratıma bakıp durdu ahhaaha inanılmaz güzellerdi. Mutlu olmak istiyorsanız hayvanları mutlu edebilirsiniz. Dünyanın en saf mutluluğu bu olsa gerek!

Anlayacağınız her şey kontrolüm altında, muhteşem gidiyor. Yüzüm gülüyor ve aynadaki halimden aşırı memnunum. Bunları yazıyorum ki belki harekete geçip siz de ipleri ele geçirirsiniz. Bataklıktan çıkan bir insan yazıyor çünkü bunları. O bataklıktaki insan şimdi doyasıya oynuyor ve gülüyor. O bataklıktaki insan hastanenin kıyısından köşesinden döndü. Tam da umut yokken kendine kendi umut oldu. Kendinize umut olun. Acılarımızın kaynağı siz olmayın. Kendinizi doyasıya sevin. En içtenlikle mutluluğu doyasıya yaşamanızı diliyorum. Sizi üzen ne varsa yollayın. Üzen insanları beyninizde öldürün. Aklınıza gelecekler benim de aklıma geliyor. Hemen öldürüyorum. Sonra da çoook uzaklara gönderiyorum. Çünkü hiç bir şey benden önemli değil!

Sevgilerimle!

Doyasıya gülüyoruz!!

Hafızada kalanlar

Darlin’, darlin’, darlin

I fall to pieces when I’m with you, I fall to pieces

Hafızada kalanlar parçalıyor bazen öyle değil mi? Bir boş bakış, yarım gülüş olarak yansıyorsunuz evrene. Nasıl da güzel günlerimiz vardı vs şeklinde düşünüyorsunuz. Ya da nasıl da güzel günlerim vardı diye. Ben şu an o günlerden daha iyisi için çabalıyorum. Çok güzel gidiyorum fakat bazen bir şarkıda hafızada kalanlar eşlik ediyor bana. Güzelim günün sonunda bir buruk bakıyorum hayata. Neyse ki tedavi amaçlı hemen evrene yaşandı bitti saygısızca deyip gönderiyorum. Bir de bana yollama şu kesitleri artık diye serzenişlerde bulunuyorum. Hiç hoşuma gitmiyor çünkü.

İnsanın aklına geliyor. Yaşanip bitse de şu olmuştu, bu olmuştu diye dolanıyorsun zihninin köhne diyarlarında. Ben hemen daha kötü bir olayı aklıma getirip nasıl da yedin kazıkları diye tüm iyi olanları uzaklaştırıyorum.

My rose garden dreams, set on fire by fiends.

Tam anlamıyla yukarıdaki satır gibi.

Şimdi kahvemi yudumlarken kül olmuş tüm anları üflüyorum, bir köprünün üzerinden nehire üflenmiş bir insanın toz bulutu hali gibi. Üflüyoruz evrenin sonsuz karanlığına çoğu anı ve yaşanmışlıkları. İyi olan her şey yarım kaldı.

Şimdi daha iyilerin temelini sağlam bir şekilde hazırlıyorum. Hiç bir şey yarım kalmasın diye sağlam bir temele oturtuyorum çoğu şeyi. Kalbimi koruma altına aldım. Aşktan uzağım, mutluluğa yakın.

Bugün kafede çok güzel bir iltifat aldım. Hoşuma gitti, ruhumun neşesi yüzüme vurmuş demek ki. Bu yolda ilerlemeye devam edeceğim. Negatiflik yok pozitiflik basıyoruz bünyeye! Tatlımı yedim ve sahil boyu yürüyüş yaptım. Kaliteli bir aktivite oldu hafızada kalacak cinsten.

Şimdi tüm o anıları evrene iade ettiğime göre ve bir damla dahi gözyaşına maruz kalmadığına göre bir film açıp karşısında sızmalıyım. Bu geceyi de böyle değerlendirelim bakalımmm. Her şeyin daha da güzelleşeceğine eminim. Bir kaç hatıra ve yarım gülüş tamamladı birbirini. Bazen çıktığımız yolda geriye bakmamak gerekir. Ben de o şekilde yapıyorum ve beynimin içinde dolaşan anıları sonsuza uğurluyorum. Tedavi ediyorum galiba kendimi. Bu bir tedaviyse tebrik ederim kendimiii. En azından sinir ve kin eskisi kadar uğramıyor. Bu da süper ötesi bir gelişme benim için. Çünkü insan sinirlendikçe daha çok sinirleniyor adeta bitmeyen bir döngü.

Şimdi yazmayı bırakıp keyif zamanı yapmaya gidiyorum. Hayatımızdaki kötülükleri gökyüzüne bırakıyor ve martılara odaklanıyoruz. Biz iyi ki varız!

Sevgilerimle.

Biraz kedi biraz mutluluk

Bugün mükemmel bir enerji ile uyandım. O nedenle yerimde duramadım bir türlü. Kocaman bir peynirli omlet yaptım, çayımı muhteşem bir şekilde demledim (çay demlemek sanattır) sonra kekikli peynir, soslu zeytin vs derken bizimkileri uyandırdım. Hep birlikte doyasıya kahvaltı yaptıktan ve uzun uzun balkon keyfi yaptıktan sonra bir Türk kahvesi ile keyfimize keyif kattık. Umberto Arte ile Sanat 2 kitabına daldım uzun uzun. Kesinlikle incelemeniz lazım. Sonra bir filtre kahve yaptım kendime, kitaba dalış o dalış. Saat 3 gibi anneme hadi dışarı çıkalım dedim, hava bugün biraz güneşliydi. Sahile doğru yürüdükten sonra bir kafede mola verdik ve bu tatlılıkla karşılaştım.

Sıcağı görünce mayışanlarda bugünnn

Uyuduğu için sevmek istemedim, keyfi çok yerindeydi. Türk kahvemizi içtik tekrardan. Sonra annemle uzun uzun sohbet ettik. Sıcak da baya iyi geldi kafe baya sıcacıktı. Sonra tekrardan sahil boyu yürümeye çıktık.

Gelibolunun kafa üşüten soğukluğundan bir kare. Uzun uzun yürüdük. Ama yürümek kocaman bir terapi haline geldi. Aşırı derecede kendimi iyi hissetmemi sağlıyor. Sonra bir bankta mola verdik bi sigara yaktık, rüzgar yüzümüze yüzümüze vurdu. Üşüyene kadar oturduktan sonra tekrardan yürümeye başladık. Kumsala vuran denizanaları sahili terk etmiş. O kadar kötü kokuyordu ki bu durum beni sevindirdi. Bir büfede mola verip karton bardakta çay aldık. (Kahvesi yoktu ama denize karşı çay içmiş oldum selam olsun) Büfe sahibi ile uzun uzun sohbet ettik. Geçen senede hep ondan alırdık sizi tanıdım falan deyince çay üzerine sanırım tam 15 dakika konuştuk ahahaha. Sonra bizim üstümüze bir sürü müşteri gelmeye başlayınca ayağınız uğurlu geldi dedi. Sanırım günün beni mutlu eden ikinci pozitif olayı bu oldu. Üçüncüsü ise Eceye moral verdiğim ve onun bana sen benim en değerlimsin demesi. Ece de benim en değerlim, gerçekten iyi ki var!

Dördüncü en pozitif olayım ise eyşanla karşılaşmak hemen olayı fotoğraflandırayım….

Senin ağzını burnunu yerim Eyşan! Burna bak ya pembe pembe! Onunla da uzun uzunnn sohbet ettim. Ömerle cengizi rahat bırak kendi ayaklarının üzerinde dur ve mamana sahip çık dedim. O da kucağıma atlayıp yatmayı tercih etti. Mama konusuna gelince kendisine koşarak migrostan yaş mama aldım. Eyşan umarım farkındasındır seni ne kadar çok sevdiğimin.

Sonra eve yaklaşınca balkonuma kavuştuğum an da yaklaşmış olduuuu. Bir balkon keyfi de yaptıktan sonra günümün çoğunu biricik annem ile tamamlamış oldum. Yemek yaptık, yedik derken şimdi buradayım. Yarın kuaföre gideceğim. Normalde saçımı hep kendim boyarım ama asker ben sizin saçınızı muhteşem yapacağım dedi. Ona güvenerek yarın orduevine gideceğimm. Birde saçlarımın uçlarından keseceğiz çünkü ben biraz yamuklaştırmış olabilirim… Birde kaküllerim uzadı, onlarında ucundan almamız lazım. Uzun bir süre daha kaküllü olacağımm. Bu saç bana baya iyi geldi. Ya da ben öyle oldu sanıyorum. Neyse bunun hiç bir önemi yok. Sonuç olarak gerçekten neşeli hissediyorum. Sert esen rüzgarda saçımı savura savura yürüyorum hahaha.

Günüm huzur dolu geçmiş oldu. Pozitif bastık bünyeye. Kediler köpekler derken sevgi dolu bir yazı oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ederimm! Şimdi ise çayımı yudumluyor ve balkonda kendimi huzur dolu bir yazı yazarken buluyorum. E daha ne olsun! Unutmadan.. Bir de bugün bir iş görüşmesi için çağrıldım. Yine volkswagen ve yine muhasebe pozisyonu için. Fakat gelmeyeceğimi söyledim. Daha önce de bir lojistik firmasını reddetmiştim. Açıkçası sağlığım gerçekten evet sen mükemmelsin diyene kadar hiç bir işe bulaşmak istemiyorum. Kendimi uzun çok uzun bir tatile çıkardım. İzmir macerasında epilepsi ve ses tellerimin yırtılması bana bunun gerektiğini söyledi. Bir an da işimi terk etmek zorunda kaldım. Sonra da evimden ayrıldım. Hepsi üst üste geldi. Onun dışında da tekrardan güvendiğim o lanet dağa kar yağınca ve bir kaç etkende olunca uzunca bir tedavi sürecine girdim. Ardından depresyon işte ben geldim buradayım! dedi bana. Ses tedavisi, epilepsi tedavisi, depresyon tedavisi derken çok yorgun düştüm. Hala da yorgunum. Depresyonu yendim evet fakat daha da iyi olmalıyım. İş tekliflerine o nedenle sıcak bakamıyorum. Çünkü korkuyorum. Sadece tek istediğim kitabımı tüm kitapçılarda görmek, onun haricinde muhasebe vs bu tarz konuları düşünmüyorum. Çünkü Çanakkaleye taşınmak zorunda kalıp tek başıma yaşayacağım. Epilepsi hastası iseniz hayat tek başına yaşamanız için çok da kolay değil. O nedenle şu epilepsimi yoluna daha çok yoluna sokmak zorundayım. Depresyon illeti ise şu an da benden çok uzaklarda gibi duruyor, fakat en hassas noktanız da yakalıyor sizi. Neyse kötüyü asla çağırmıyoruz ve mükemmel hissediyoruz!

Umarım dileklerimizin çoğuna tik attığımız günler çok ama çoook yakınımızdadır! Sevgi bizimle olsun!

Sevgilerimle!

Denizi kokladım bugün

Denizi kokladım bugün. Kendisi ile uzun uzun bakıştık. Deniz bence çok ama çok büyük bir terapi. Denize kıyısı olmayan bir şehir benlik olamazdı sanırım. Dertleri bırakıyorsun suya bi kere. Öylece dalgalara atıveriyosun. Uzun uzun maviliklere dalıyorsun. Dalmak sadece yüzmek değildir. Sonra martılar var. Kahkaha atar gibi sesler çıkarıyorlar. Sonra gemiler var biri gidiyor biri geliyor, tıpkı kıyımıza kadar gelen insanlar gibi. Bugün baya bir gemiyi yolcu ettim gözlerimle. Sonra balık tutanlar var. Hepsi oltası kıpırdasın diye pür dikkat bekliyor. Sabırlı ve dingin. Hayatta daima olmamız gerektiği gibi. Sonra yemyeşil yosunlar var. Denizin süslü püslü takıları. Daha da güzel kılıyor sonsuz duran maviliği. Kumsal var ince ince kumlu. Tonlarca ince düşünce gibi. Deniz bir dalga vuruyor hepsi parıldamaya başlıyor. İnce fikirlerimize vuran kalbimiz gibi. Kumsalda koşan köpekler, köpekleri ile koşan insanlar… Huzuru döktüm gözlerinizin önüne. Deniz bir yaşam dolusu huzur işte.

Yaktım bir sigara, uzun uzun bakıştık mavilikle. Düşünceler aktı gitti dalgalarla beraber. Kitabımı düşündüm. İnsanlara umut olacağını, yalnız olmadıklarını bilecekleri bir kitap. Sonra nerede yaşamam gerek diye düşündüm. O konuda hala kesin bir fikrim yok. Bu yaz yurtdışı planım var. Onu düşündüm. Kardeşimle seyahat edeceğiz. Yüksel ihtimalle İskandinav ülkelerinden birisini istiyoruz. Umarım ışık hızıyla memleketime ulaşırım……. Sonra kendimi düşündüm. Güçlü kalabildiğim ve sorunlarım karşısında zor da olsa başarılı olduğum için kendimi tebrik ettim. Bu aralar bir kaç gündür az güldüğüm için kendimi cezalandırıp denize bakarken bol bol sırıttım. Görenler bu deli neden gülüyor demiş olabilir. Fakat umrumda olmadığı için sigaramı keyifle içip bol bol sırıttım. Kulağımda da still loving you çalıyor. Scorpions dinlerken daha önce hiç bu kadar sırıtmamıştım. Farklı bir deneyim oldu benim için. Neyse ne diyordum, sonra ikinci üni bittiğine göre ne okusam diye düşündüm. Sanırım sanat tarihi okuyacağım. Bir de mitolojiyi ve pagan ritüellerini düşündüm. Bu konuda daha fazla fikrim olması lazım. Özellikle pagan ritüelleri dikkatimi fazlasıyla çekiyor. Anlayacağınız bir deniz kokusu ile sarhoş oldum galiba.

Sonra bol bol yürüdüm. Deniz boyu çarşıya kadar yürüdüm. Geri dönerken hiç üşenmedim, sadece soğuktan burnum bağımsızlığını ilan etti. Bir de şapka almadığım için kulaklarım artık eve mi gitsek diye uğuldamaya başladı. Eve dönerken kahve aldım. Bir de mahallemizin az ama öz kendilerinden biri ile karşılaştım. Ben kendisine eyşan diyorum. Bunlar üç kedi. Eyşan bi birinin yanında bi diğerinin yanında. Diğer ikisi de full kavgalı. Tam ismine layık bir kedisin eyşan. Gözüm üzerinde.

Kahvemi aldıktan sonra eve gelip kahve yaptım kendime, sonra uzun bir süre kitap okudum. Sonra da yemek yiyesim gelmediği için kendime şahane süslediğim tadına tat kattığım yulafı hazırladım. Süslü olmasa yüzüne bakmam. Kendisini yedikten sonra yeni nesil gossip girle baktım biraz, sarmadı. O sarmayınca you izledim. Gerçi onun da bu sezonu pek sarmadı. Ruh hastası bu sefer beni ele geçiremedin. Sen dan din ya. Gerçi dan olarak da ruh hastasıydın. Sen bitmişsin yapacak bir şey yok……

Evet şimdi de kendime karanlık ödülü verdim ve sessiz sakince yazımı yazmış bulundum. Bir kahve ile kapanış yapacağım erken kalkan yol alır…..

Umarım yarınlarımız bugünlerimizden de güzel olur. Biz dileyelimm. En güzellerini dileyelim!

Sevgilerimle.

Bugünden.

Eve dönüş

Evime kavuştum. İnsan gittiği yerde ne kadar rahat olursa olsun yine de evini özlüyor. Odamı baya özlemişim. Kitaplarıma kavuşunca baya mutlu oldum. Kitaplığım direkt yatağımın karşısında gece onlara baka baka uyuyorum. İnsana huzur veriyor resmen. Bu seyahat yolculuğum bana çok iyi geldi. Gelibolu da iyi gelir umarım. Geleli iki gün oldu ve hava yağmurlu. Dün gece yağmur sesi ile uyudum, insan yağmur sesi ile uyumayı deli gibi özlüyor. O kadar güzel uyumuşum ki sabah süper bir şekilde uyandım.

Hayatımda şu an her şey olmasını istediğim gibi. Dostlarım, kuzenlerim, hayatım, hastalıklarım ve ailem tam da olmasını istediğim gibi. Uzun zamandır epilepsi nöbeti geçirmiyorum. Huzurlu bir ortamım olduğu için kendisi bana uğrayamıyor. Aramızı düzelttik anlayacağınız. Evime huzurla döndüm. Hastalıklarım yoluna girdiği için sürekli şükür modundayım. Annemle upuzun sohbet ettik. Hayatım konusunda uzun uzun konuştuk. Karanlıktaki aydınlığıı tekrardan bulduğumu söyledim. Ve aşk… Hayatımda asla olmasını istemediğim tek duygu. Yazan çizen olsa da asla ve asla hiç bir şekilde hayatıma birini almayı düşünmüyorum. Çok yıprandım ve çok bencilliğe uğradım. O yüzden hayatımı tam da yoluna sokmuşken birinin kalbimi paramparça etmesini istemiyorum. Yaşadıklarım bana bunu öğretti. Yaşadıklarım bana kimseye kalbimi açmamayı ve kimseyi kendimden daha çok sevmemeyi öğretti. Kırık bir kalbi toparlamak baya uzun süren ve meşakkatli bir iş. Yaralarımı sararken kendimle defalarca kavga ettim. Keşke bu kadar güvenmeseydin ve keşke bu kadar iyi bir insan olduğuna körü körüne inanmasaydın dedim. Yaşadıklarım kocaman bir roman olurdu. Yarım bırakılmayı, sevgimin çöpe atılmasını, körü körüne inanmışken defalarca inandığım için hayal kırıklığına uğramayı iliklerime kadar yaşadım. Bir daha kimseye güvenmeyeceğimi hissediyorum. Zaten bir başkasını hayatıma almak gibi bir niyetim de asla yok. İnsanlar tahmin ettiğimizden daha gamsız ve hatta daha kötü. Kimse için düzeninizi bozmaya değmez. Kimse için hayatınızı ona göre yaşamanıza değmez. Defalarca hayatımı ona odaklayıp hayatsız bırakıldım. Tek dileğim bir daha gözyaşıma değmeyecek bir insan için bir deniz dolusu gözyaşı dökmememek. Tek dileğim gözlerimin kurak olmaması. Tek dileğim kalbimin karanlık kapılar ardında acı çekmemesi ve tek dileğim kendimi bir hiç uğruna cehennem ateşine atmamak. Kırık kalpli bir kadının notlarına şahit olmuş oldunuz.

Doğum günüme bir aydan daha az kaldı. 11 Kasım ve yaş 27. Tam üç senedir kendimi perişan etmişken hatta 7 yıldır kendimi depresyondan depresyona hapsetmişken bu yıl pastamı üflerken bir çok dileğim olacak. Sağlık, ailemin ve sevdiklerimin sağlığı, mutluluk, hayvanlar için güzel bir hayat, bir kedi, sevdiklerimin mutlu olması, kardeşimin üniversite hayali, dünyada huzur, kötülerin hayatımdan uzak olması ve doğru bildiğim yollardan asla şaşmamak. Ve birde kitabım. Pastamın mumu eriyene kadar dileklerimi sıralayacağım sanırım. 27. yaşım, seninle ilgili çok güzel şeyler düşünüyorum umarım bana huzurla gelirsin. Hah evet birde kucak dolusu huzur. İyi olan tüm insanlar için. Hayatımda hata yapmamak için, kalp kırmamak için, insanlara huzur vermek için ve mutluluk dolusu bir çok şeyi sevdiklerimle paylaşmak için gerçekten çok özenli oluyorum. Çünkü şu kısacık ömürde sevdiklerimizle mutlu yaşamalıyız. Bir çok kazık yememe rağmen hayatıma devam ettim. Bazen hayatımdan vazgeçmeme rağmen küllerimden her seferinde tekrardan doğdum. Hayatıma hastalıklar ışık hızıyla girdi. Bunlar bana çok şey öğretti, onlardan biri de sevdiklerimle mutlu olmak. Kalp kırmamak. Hayvanlara sımsıkı tutunmak. Umarım bu yaşım sevgimin paylaştıkça çoğaldığı bir yaş olur ve umarım depresyon bir kez daha hayatıma girmez. Çok zordu. Ama kazanan bir kez daha ben oldum. Huzurla evime döndüm.

Yazımı bitirmeden bir de bugün yaşadığım bir mutluluktan söz etmek istiyorum. Rüyamda ecenin etrafında sarı bir ışıkla çok mutlu olduğunu gördüm. Neşe saçıyordu etrafına. Beni arıyordu ve burcu hayatımda çok güzel şeyler oluyor diyordu. Hemen mesaj atıp rüyamı anlattım. Bana okuduğu bölümle alakalı Ege üniversitesinden bir iş teklifi aldığını ve hafta sonu kısa bir eğitim göreceğini söyledi. Kesinleşmeden beni aramamış, ben rüyamı anlatınca hemen anlattı. İçimdeki huzuru ve sevinci size anlatamam. O kadar çok sevindim ki, sanki onun yanındaymış gibi oldum. Gözümden yaşlar aktı. Ecenin o heyecanlı ve mutlu sesi bana sen var ya bir tanesin ya demesi tüm günüme süper bir enerji verdi. Şu hayatta en çok hoşuma giden şey sevdiklerimin iyi olması. Ece… Umarım çok ama çok mutlu olursun!

Oh be içimi çok güzel döktüm ve çok güzel şeylerden bahsetmiş oldum. Umarım hayatınıza bir nebze olsun dokunabilmişimdir. Çok ama çok güzel günler bizimle olsun!

Sevgilerimle.

Eve dönüş…

Aradım ve buldum

Başlık Bilbo Baggins’in yazacağı bir başlık oldu. Hayatıma tam gaz huzurla gittiğim bir dönemdeyim. Her şey inanılmaz derecede huzurla dolu. Aile, büyük aile, kalabalık aile kültüründen o kadar uzaktım ki… Bana ilaç gibi geldi bu zamanlarım. Her gün buraların yeni bir güzelliğini görüyorum. Her gün Sema ve Ayşegül ile yaralarımızı sarıyoruz. İnsan en yakın arkadaşına bile tamamen açık olamıyor ama şu an hiç şüphesiz kendim oluyorum. İçimi doyasıya döküyorum. Beraber sinirleniyoruz, beraber eğleniyoruz ve beraber sinirleniyoruz. Yaşadığımız acı, tatlı olayların hepsini beraber atlatıyoruz. Çok mutlu ve huzurluyum. Salı günü dönüyorum. Biraz buruk döneceğim. Hatta dönerken ağlarım diye de düşünüyorum. Annemle kardeşimi de çok özledim fakat bu seyahat beni bana geri verdi.

Salı günü döndükten iki gün sonra İzmire seyahat edeceğim. Hatice öldü beni beklerken. Koşa koşa gideceğim yanına. Artık ağlar mıyız, gülmekten ağzımız mı ağrır ondan pek emin değilim. Ama eğleneceğimiz kesin, ondan şüphem yok. Hayatıma güzellikle dokunan her insana minnettarım. Kötülüklerin, kalbimi kıran herkesin yaralarını iyi insanlarla birlikte sardım ve sarıyorum. Bazen tek başıma halledemediğim durumlar oluyor, bu depresyon dönemi de onlardan biriydi. Kafayı yemek üzereydim. Hayattan nefret ediyordum, yaşamak istemediğim günler yaşadım. Kalbimi kıran herkesi nefretle andım. Nefretle andım ama nafile. İçim asla soğumuyordu. Yarı yolda kaldığım için nefret doluydum. Şimdi ise benden uzaklara yolladım o duyguları ve o yaşatanları. İçim huzurla kaplı. Bana zararı dokunacak herkesi ve her şeyi dünyanın öteki ucunda tutuyorum. Zamanın birinde orada olduklarını bile unutacağım.

Hayat çok garip. Öyle bir dibi görüyorsun ki, çıkmayacağını sanıyorsun. Çıkamayacağım sandım. Acılarım beni öldürecek sandım. Kalbimin soğukluğu beni benden alacak sandım. Beni sonsuz karanlığa hapsedecek sandım. En korkutucusu da kendimi kaybedeceğim ve asla bulamayacağım sandım. Özgüvenim kendimi kötü hissettiğim için yerlerde sürünüyordu. Başkaları yüzünden acı çektiğim için. Hem de bazen defalarca aynı kişi yüzünden acı çektiğim için. Şimdi ise nefretle uzağa yolladığım için gülüp geçebildiğim noktaya geldim. Çok ilerleme katettim. Aradım ve buldum.

Hayat bazen imkansız gibi gelir insana. Her şey imkansız ve kaybolmuş hissedersin. Ayağa kalkamayacağıno düşünürsün. Bir akılsız baştab başka ne kaldı diye düşünürsün. Sonra karanlıkta bir aydınlık gözükür. Küçücük ama yüzünü aydınlatan. Yüzün aydınlığa karıştığı için bir sıcaklık sarar içini işte o sıcaklığa tutun. Aradığın o küçücük sıcaklık. Hayat bize küçük şeylerden mutlu olmayı öğretti.

Huzur dolu olduğum için pozitif yazılarıma geri döndüm. Asla vazgeçme diye çıktığım bu yolda yine kendimi bulmuş oldum. Yine motivasyon yazılarıma geri döneceğim. İçimi tüm samimiyetim ile yazmaya devam edeceğim. Duyguların şeffaflığı dünyanın en mert olayı. Sahte duygular hem canını acıtır hem de insanın kendisini zavallı yapar. Şeffaf olmak dünyanın en mükemmel olaylarından biri. Bunun için özenli davranıyorum her zaman.

Şimdi çay içmeye dönmem lazım. Bir çay sıcaklığı ile kendimi ödüllendireceğim. Kalabalık ortamda da çay içmenin tadı bir başka. Umarım kahkalarla şenlendiğiniz zamanlara rastlarsınız. Bir çay sıcaklığında kalbiniz ısınır. Güzellikler bizimle olsun!

Sevgilerimle.

Doğa dünyanın en mükemmel terapisidir.

Kendine dön

Hem kendimle hem de kuzenlerimle baya bir zaman geçirme şansı buldum. Uzun zamandır görmüyordum, o kadar iyi geldi ki… Hepsini baya bir özlemişim. Sema ve Ayşegülü görmeyeli çook uzun zaman olmuştu. Uzak şehirlerde yaşamının böyle dertleri oluyor. Birbirimizi unutuyoruz. Ama bir araya gelince de abla kardeş gibiyiz. Sema ve Ayşegül benden küçük, gerçi ben yaşlandım ya onlar daha gencecik iki çıtır ahahaha. Bunun yanı sıra annem ve kardeşim geliboluda. Biz babamla seyahat ettik. Kardeşimi deli gibi özledim ya ben bu çocuktan nasıl ayrılacağım hiç bilmiyorum. Her gün görüntülü arıyorum. İnsanın kardeşinin olması mükemmel bir duygu. Burada da iki tane kız kardeşim var. Her gün geziyoruz. Bana şehir turu ayarladılar. Büyük şehiri özlüyor insan. Köyüm baya küçük çünkü biliyorsunuz. Gelibolu bir sahil kasabasıdır!!

Bebeklerim ve ben

Aileme ve kendime dönme şansı elde ettim. Amcam ve yengem kendi evimdeymişim gibi hissettiriyor. Zaten aramızda kalsın en sevdiğim amcam ve yengem kendileri. Babamla seyahat etmekte dünyanın en keyifli olaylarından biri. Sürekli ortak şarkılarımızı açıp yol boyunca birlikte söyledik. Gerçekten çok güzel anlardan biri oldu benim için.

Bu arada depresyon meselesine gelirsek… Vedalaşma aşamasındayız kendisiyle. Yavaş yavaş ayrılıyor benden. Bazen burada da çok daralıyorum öyle olunca bir nefes daralması olmasın vs, kimse şahit olmasın diye hemen yatıyorum. Genelde akşamları oluyor zaten. Bir de buraya geldiğimden beri akşamları zaten hemen uykum gelmeye başlıyor. Bence buranın huzurundan kaynaklı ben öyle olduğunu düşünüyorum. Kendi evimde de huzurluyum ama Gelibolu beni geriyor. Bunu tekrardan anlatmama gerek yok. En azından depresyon ile vedalaşma aşamasına girdiğim için çok memnunum. En son verilen ilaçlarında faydası oldu. Uğur abi baya derdime derman olmuş oldu tam son dakika. Yoksa cidden gidişat iyi değildi.

Gündüzleri sürekli gezdiğimiz için sağlık durumum daha da iyi olmaya başladı. Çünkü benim içib aktivite olmuş oluyor. Hem de kuzenlerimin yanımda olması gerçekten daha da iyi hissettiriyor. İnsanın bazen ailesine ve kendisine dönmesi lazım. Özüne yaklaşması lazım. Uzak kaldığımız için bu çok zor oluyor, ama artık daha fazla seyahat edeceğimden eminim. Gerçi annem ve serhatı deli gibi özlesemde seyahat konusunda kararım kesinn. Bu arada Hatice de deli gibi beni İzmire bekliyor. Buradan dönünce hemen ertesi gün İzmire seyahat edeceğim. Bu sene bir çok yere gitmiş oldum. Seyahat etmek gerçekten benim için iyi bir duygu. Ben yollarda mutluyum galiba. Haticeylede kavuşunca daha da mutlu olacağım. Şimdiden yapacağımız şeyleri ayarladık bile! Hayatı dolu dolu yaşadığımı hissediyorum. Bir süre sağlık durumum düzelene kadar bu frekansı izleyeceğim. Hah bir de epilepsi ile arayı düzelttiğimiz için çok memnunum. İstanbul da kendisi uğramıştı burada beni rahat bıraktığı için kendisine teşekkür ederim. Gerçi daha buradayım ama gelmeyeceğinden eminim. Çünkü hiçbir belirti hissetmiyorum en önemlisi kendimim ve mutluyum. Gerçekten uzun bir süre sonra kendimi seviyorum ve mutluyum. Kendime döndüğüm için, ailemle olduğum için mutluyum. Bu geri dönünce mutsuzluğa dönüşür mü bilmiyorum, tekrardan karanlık sarar mı içimi emin değilim, gerçi karanlık gelirse İzmirden sonra gelir, ama bir şekilde atlatırım bunu biliyorum. Belki uzun zamanda belki kısa zamanda. Öyle ya da böyle ben başaracağımı biliyorum. Zor olsa da bu iş benim uzmanlık alanım.

Bugünlük benden bu kadar, umarım ailenizle musmutlu zamanlara şahit olursunuz. Çok ama çok mutlu olunn.

Sevgilerimle.