Devam

Dune serisinin ikinci kitabı Dune Mesihi’ne başladım bugün, kalın bir kitap ama bitireceğim. Sabahtan beri bir elimde kitap diğer elimde kahve oturuyorum ve geziniyorum evin içinde deliler gibi. Hava çok güzel biraz serin. Serin havayı bu kadar seveceğim aklıma gelmezdi. Ama sıcakla ilgili çok kötü anılarım oldu bu sene, o nedenle en iyisi serin ortamın tadını çıkarmak.

Alerjim bugün azalmış durumda. Hala ne alerji yaptı bilmiyorum ama burnumu koparasım geliyordu. Sürekli hapşırcakmış hissi beni deli etti. Neyseki bugün ona da elveda demiş sayılırım. Bugün asla silemeyeceğim fotoğraflara baktım uzun uzun. Asla ama asla silmeye kıyamayacağım, yüzümün gerçekten inanılmaz güldüğü harika zamanlar hepsi. Çok hoşuma gitti hepsine teker teker bakmak, biraz da duygulandım. Doğruyu söyleyeyim baya duygulandım. Sahici mutluluk, sahici gülümseyişler, İzmir’in bana güzellik ışınları kattığı o güzel fotoğraflar serisi. Hep saklayacağım güzel anılarım. Hepsi için evrene kocaman teşekkürlerimi sunuyorum.

Kitabın yarısından çoğunu geçtim. Gece de pek düzgün uyuyamadığım için kitap okuyup zamanı değerlendiririm diye düşünüyorum. Bu arada ben gerçekten galiba huzursuz bacak sendromu oldum. İnanılmaz derecede gece bacaklarım yüzünden rahatsız oluyorum. Buna etki edecek ilacı da bıraktım ama bilmiyorum yarın doktoruma yazacağım bu durumu. Fena şekilde çıldırıyorum. Gece evin içinde geziniyorum. Bacağımın arasına yastık koyarak uyumaya çalıştım ama o da fayda etmedi. Fena sinirlerimi bozuyor. Neyse bu tecrübeyi de yaşamış oldum. Bunu da atlatacağımdan eminim. Çıt kırıldım prenses burcu….

Şu an paşa yine uyumak üzere bacağıma geldi. Huy edinmiş ben yatarsam üzerimde yatıyor. Oturursam bacağımda uyuyor. Isırmak istiyorum ama aşırı küçük. Aslında kedide sahiplenmek çok istiyorum ama şanslı ile paşa hiç anlaşamamıştı. Ama şanslı bebeğim dünyanın en narin kedisiydi. Bak hatırlayıp duygulandım. Güzel ol hep şanslı pıtırcığım.

Günün geri kalanında da pek bir planım yok. Çok yoğun bir tempodan çıkınca bu kadar sessizlik pek hoşuma gitmiyor. Ama tatil yapıyorum diye düşünüyorum. İş konusunda daima şanslı oldum. Hep önüme fırsatlar çıktı. Şimdi yine iki fırsat var karşımda. Ama tamamen iyileşmeden bir temponun içine girmek istemiyorum. Epilepsi çok kötü bir dönüş yaptı o nedenle onu kızdırmak gibi bir niyetim yok. Zaten yorgun da hissediyorum. İnanılmaz bir eklem ağrım var. Hepsi yoğun tempo ve aşırı çok aşırı sıcaktan oldu sanırım. O nedenle sağlığımı toparlamadan bir işe başlamak o işi çöpe atmak olacak. Para sıkıntısı da yaşamıyorum o nedenle önceliğim sağlığım. Sağlık olduktan sonra bu muhasebe bilgisiyle şirket yönetirsin burcu…….

Her şey güzel aslında sadece boşluklar var. Jengadaki gibi. Yıkılsam yıkılacağım, ayakta zor duruyorum gibi. Ama ayaktayımda. İşte siz anladınız. O boşluklara müdahale mi etmem lazım. Yıkılıp tekrardan mı başlamalıyım bende anlamıyorum hiç. Ama hayat şu an gerçekten güzel. Sadece benim duygularım hissiz, bakışlarım hissiz ve donuk. Buna da çareyi elbet zaman içerisinde bulacağım. Burcu sen yaparsın kızım! Yapacağından eminim!

Sakin ve güzel bir hafta sonu oluyor. Umarım sizin içinde süper bir hafta sonu oluyordur. Yazdıkça güzelleştiğim bir yazı oldu. Kendimi daha iyi hissediyorum. Şimdi kitabıma dönüyorum. Hepiniz kendinize süper iyi bakınnnn.

Sevgilerimle.

Eksik bir şeyler var

Mide ağrımı bir kenara atıp beynimi susturmanın derdine düştüm. Açıkcası midem ölüyor dahi olsa umurumda değil şu an. Çünkü beynimin acilen susması lazım. Kafamın içinde sürekli bir şeyler yankılanıyor. Sürekli düşünüyorum neden böyle oldu ve oluyor diye. Bir yerde hatalarım olmuş demek ki diye yine kendimde kabahat arıyorum. Ben iflah olmam sanırım. Bu zamana kadar mutluluk harici bir şeyde gözüm olmadı. Mutluluğu doyasıya tatmak istedim hep. Ama olmayınca olmuyor sanırım. Kafam sürekli bana “asla da olmayacak” demeye başladı. Sanırım pozitif düşünce yine beni terketti. Nasıl terketmesin ki? Önce mide ağrısı şimdi de kalp ve ruh ağrısı. Ruhum bedenimden çıkıyor sonra tekrardan geri giriyor. Pek iyi değilim. Hatta hiç iyi değilim ama çok güzel iyi numarası yaparım. Hatta bazen kendim bile buna inanıyorum. Sabah olacak ve uyku düzenim hala berbat durumda. Hatta aştı kendini baya. Geceler dostum mu düşmanım mı emin değilim. Onu da sorgulamak istemiyorum şu an. Tek istediğim şey huzur. Gerçekten artık kimseden bir şey beklemiyorum. Elimden gelenin en iyisini yapıp gece şu yatağa bomboş dönmekten sıkıldım artık. Mide ağrısı elbet geçecek hatta azalma bile gösterdi. Dün ve bugün biraz sancılıydı ama onuda kendi ruh halime bağlıyorum. O yüzden mide ağrısı geçecek ama ruh sıkıntısı biraz uzun sürecek gibi. Ağlamaklıyım ama kendimi deli gibi sıkıyorum. Ağlamak istemiyorum. Bana verilen şu yük ne zaman son bulacak acaba diye düşüncelere dalıyorum. Bir kaç gün daha kendimi dinlendirip ders çalışmaya başlamam lazım. İşin kötü yanı eksik bir şeyler var ama hayat devam ediyor. Sanırım “hüzün” benim kendimle olan savaşım. Kalpsiz olmam lazım sanırım. Kalpsiz kimseye yardımcı olmayan kimseyi sevmeyen kimseye yardım etmeyen bir domuz olmam gerekiyor galiba. Ama en ufak bir video da bile hüngür hüngür ağlıyorum. Kendimle ilgili olan bu savaşta bir çıkış yolu bulacağım. Güçlü bir insan olduğumu biliyorum. Hatta çok güzel dayandığımdan bile eminim. O nedenle hala kendimi ve başkalarını kırmamak için çaba sarfediyorum. Çünkü gerçek güçlü insanlar bunu yapmalı. Acımasız olmayı denediğim anlar da oldu. Ama sadece denemekle yetindim. İnsanlar ise tam tersi, ne zaman savunmasız olsam ordan basıyorlar yaraya. Sürüm sürüm süründüren kıymetli oluyor. Oysa ben iyilik kurtaracak diye düşünüyorum bizi. Bu kalp ve ruh meselesinde sabrı ve sinirleri güçlü bir insan olmak istiyorum. Ayrıca eksik bir şeyler var ve sanırım eksik tarafa da alışmam gerekiyor.

Sevgilerimle.