Özel bir an

Dün hayatımın en güzel doğum günlerinden birini yaşadım. Aslında dün gece yazmaya niyetlendim ama o kadar duygusaldım ki dedim burcu yarın yaz en iyisi hem ağlaman kesilir…. Uzun zamandır mutluluktan ağlamıyordum. Çok güzel telefon konuşmaları yaptım, çok güzel mesajlar aldım. Çok güzel anlar yaşadım. Babamın ve annemin güzel dilekleri ile uyandım sabah. Meğer ne kadar da kocaman bir ailem varmış dedim dün. Ay hala çok duygusalım….

Hayatımın en özel anlarından birini buraya da yazmak istedim. Çoğu arkadaşım hayatlarına ışık olduğumu yazmış, ay ya bak gözyaşım pıt olacak yine. Ben kendi hayatıma ışık olmak konusunda ne kadar zorlansam da başkalarının hayatına ışık olduğumu bilmek aşırı derecede hoşuma gitti! Ne kadar da güzel şeyler başarabilmişsin dedim kendime.

Dün kardeşimle buz gibi havada keyif yaptık, dışarıya çıkıp. Normalde kendisi evden çıkmaz ama ablası için kırdı zincirlerini. Sonra eve yemek falan söyledik, akşam da tekrardan piyanisti izledik. Gerçekten kaliteli bir aktivite oldu bizim için. Bugün ise aşırı mutlu uyandım. Dün yaşadığım mutlu dolu anlar baya bir süre beni idare edecek sanırımmm. En azından çok kötü dönemlerimde bile yalnız olmadığımı anladım bir kez daha! Ne kadar da güzel bir doğum günü oldu benim için.

Bu doğum günüme girerken yeni yaşımda seksen tane dilek diledim galiba. Mumlar eriyene kadar dileklerimi sıraladım. Hem kendim, hem ailem, hem de arkadaşlarım için. İnsan sadece kendi için dilek dileyemiyor ya, sevdiklerini de içine katmak istiyor, onlar da mutlu olsun istiyor. Gece de bir kağıda tüm dileklerimi yazıp bir defterin arasına koydum. Kendime ve herkese cömert davrandım yazarken. Seneye açıp okuduğum zaman gerçekleşmiş olanlara tik koyacağım. Hayatımın en güzel anlarından biri de gerçekleşen hayallere tik koyabilmek. Kötü insanlardan uzak mutluluk dolu bir hayat diledim. Kırılmamak istedim ve tekrardan depresyonu yaşamamak istedim. Yazarken yine gözyaşlarım pıt oldu ama olsunn, mutlu bir pıt…

Umarım siz değerli beni okuyan insanlar da dileklerinize tez zamanda kavuşursunuz. Bazen tanımadığımız insanların dilekleri daha çok işe yarar derler. O yüzden sizin için de bunu dilemek istedim.

Her şey güzel gidiyor, umarım bir süre daha ve uzun bir süre daha bu şekilde gider. Hayat bu inişler, çıkışlar elbet olacak ama umarım het inişte daha güçlü olurum ve daha güçlü ayağa kalkarım!

Şimdi yüzüme doğru vuran güneşe karşı kahvemi yudumlayacağım. Kendinize çok iyi bakın ve harika bir hafta sonuna adım atın!

Sevgilerimle.

Karanlığımı aydınlatan.
Aşırı mutlu bir ben!

Eve dönüş

Evime kavuştum. İnsan gittiği yerde ne kadar rahat olursa olsun yine de evini özlüyor. Odamı baya özlemişim. Kitaplarıma kavuşunca baya mutlu oldum. Kitaplığım direkt yatağımın karşısında gece onlara baka baka uyuyorum. İnsana huzur veriyor resmen. Bu seyahat yolculuğum bana çok iyi geldi. Gelibolu da iyi gelir umarım. Geleli iki gün oldu ve hava yağmurlu. Dün gece yağmur sesi ile uyudum, insan yağmur sesi ile uyumayı deli gibi özlüyor. O kadar güzel uyumuşum ki sabah süper bir şekilde uyandım.

Hayatımda şu an her şey olmasını istediğim gibi. Dostlarım, kuzenlerim, hayatım, hastalıklarım ve ailem tam da olmasını istediğim gibi. Uzun zamandır epilepsi nöbeti geçirmiyorum. Huzurlu bir ortamım olduğu için kendisi bana uğrayamıyor. Aramızı düzelttik anlayacağınız. Evime huzurla döndüm. Hastalıklarım yoluna girdiği için sürekli şükür modundayım. Annemle upuzun sohbet ettik. Hayatım konusunda uzun uzun konuştuk. Karanlıktaki aydınlığıı tekrardan bulduğumu söyledim. Ve aşk… Hayatımda asla olmasını istemediğim tek duygu. Yazan çizen olsa da asla ve asla hiç bir şekilde hayatıma birini almayı düşünmüyorum. Çok yıprandım ve çok bencilliğe uğradım. O yüzden hayatımı tam da yoluna sokmuşken birinin kalbimi paramparça etmesini istemiyorum. Yaşadıklarım bana bunu öğretti. Yaşadıklarım bana kimseye kalbimi açmamayı ve kimseyi kendimden daha çok sevmemeyi öğretti. Kırık bir kalbi toparlamak baya uzun süren ve meşakkatli bir iş. Yaralarımı sararken kendimle defalarca kavga ettim. Keşke bu kadar güvenmeseydin ve keşke bu kadar iyi bir insan olduğuna körü körüne inanmasaydın dedim. Yaşadıklarım kocaman bir roman olurdu. Yarım bırakılmayı, sevgimin çöpe atılmasını, körü körüne inanmışken defalarca inandığım için hayal kırıklığına uğramayı iliklerime kadar yaşadım. Bir daha kimseye güvenmeyeceğimi hissediyorum. Zaten bir başkasını hayatıma almak gibi bir niyetim de asla yok. İnsanlar tahmin ettiğimizden daha gamsız ve hatta daha kötü. Kimse için düzeninizi bozmaya değmez. Kimse için hayatınızı ona göre yaşamanıza değmez. Defalarca hayatımı ona odaklayıp hayatsız bırakıldım. Tek dileğim bir daha gözyaşıma değmeyecek bir insan için bir deniz dolusu gözyaşı dökmememek. Tek dileğim gözlerimin kurak olmaması. Tek dileğim kalbimin karanlık kapılar ardında acı çekmemesi ve tek dileğim kendimi bir hiç uğruna cehennem ateşine atmamak. Kırık kalpli bir kadının notlarına şahit olmuş oldunuz.

Doğum günüme bir aydan daha az kaldı. 11 Kasım ve yaş 27. Tam üç senedir kendimi perişan etmişken hatta 7 yıldır kendimi depresyondan depresyona hapsetmişken bu yıl pastamı üflerken bir çok dileğim olacak. Sağlık, ailemin ve sevdiklerimin sağlığı, mutluluk, hayvanlar için güzel bir hayat, bir kedi, sevdiklerimin mutlu olması, kardeşimin üniversite hayali, dünyada huzur, kötülerin hayatımdan uzak olması ve doğru bildiğim yollardan asla şaşmamak. Ve birde kitabım. Pastamın mumu eriyene kadar dileklerimi sıralayacağım sanırım. 27. yaşım, seninle ilgili çok güzel şeyler düşünüyorum umarım bana huzurla gelirsin. Hah evet birde kucak dolusu huzur. İyi olan tüm insanlar için. Hayatımda hata yapmamak için, kalp kırmamak için, insanlara huzur vermek için ve mutluluk dolusu bir çok şeyi sevdiklerimle paylaşmak için gerçekten çok özenli oluyorum. Çünkü şu kısacık ömürde sevdiklerimizle mutlu yaşamalıyız. Bir çok kazık yememe rağmen hayatıma devam ettim. Bazen hayatımdan vazgeçmeme rağmen küllerimden her seferinde tekrardan doğdum. Hayatıma hastalıklar ışık hızıyla girdi. Bunlar bana çok şey öğretti, onlardan biri de sevdiklerimle mutlu olmak. Kalp kırmamak. Hayvanlara sımsıkı tutunmak. Umarım bu yaşım sevgimin paylaştıkça çoğaldığı bir yaş olur ve umarım depresyon bir kez daha hayatıma girmez. Çok zordu. Ama kazanan bir kez daha ben oldum. Huzurla evime döndüm.

Yazımı bitirmeden bir de bugün yaşadığım bir mutluluktan söz etmek istiyorum. Rüyamda ecenin etrafında sarı bir ışıkla çok mutlu olduğunu gördüm. Neşe saçıyordu etrafına. Beni arıyordu ve burcu hayatımda çok güzel şeyler oluyor diyordu. Hemen mesaj atıp rüyamı anlattım. Bana okuduğu bölümle alakalı Ege üniversitesinden bir iş teklifi aldığını ve hafta sonu kısa bir eğitim göreceğini söyledi. Kesinleşmeden beni aramamış, ben rüyamı anlatınca hemen anlattı. İçimdeki huzuru ve sevinci size anlatamam. O kadar çok sevindim ki, sanki onun yanındaymış gibi oldum. Gözümden yaşlar aktı. Ecenin o heyecanlı ve mutlu sesi bana sen var ya bir tanesin ya demesi tüm günüme süper bir enerji verdi. Şu hayatta en çok hoşuma giden şey sevdiklerimin iyi olması. Ece… Umarım çok ama çok mutlu olursun!

Oh be içimi çok güzel döktüm ve çok güzel şeylerden bahsetmiş oldum. Umarım hayatınıza bir nebze olsun dokunabilmişimdir. Çok ama çok güzel günler bizimle olsun!

Sevgilerimle.

Eve dönüş…

Sessizliğin esiri olmak

Kararsızlık da nirvanayı gördüğüm bir dönemdeyim. Ne oluyor etrafımda, ne bitiyor, ne hissediyorum, nasıl geçiyor günlerim hiç biri hakkında tek bir fikrim yok. Bazen inanılmaz zevk alıyorum hayattan bazense ne biçim hayat diye serzenişlerde bulunuyorum. Gerçekten nasılım acaba? O nedenle yazmaya karar verdim. Yazarak nasıl olduğumu anlamaya çalışacağım. Aslında günlerim kötü geçmiyor ama kaybolmuşluk hissi hala benimle birlikte. Cebimde. Yanımda geliyor her yere. Nedenini biliyorum aslında ama dile getirmek istemiyorum. Dile getirirsem evet bu yüzden dersem çaresiz olacağım.

Hayatım şu şekilde. Uyanıyorum. Kayıp hissediyorum sonra hemen bir kahve içiyorum en acılısından. Sonra ne yapsam diye düşünmeye çalışıyorum. Bazen kendimi dışarı atıyorum bazen de evde dolanıyorum tüm odaları. Dışarı atsam da bazen çok iyiyim, çok güzelim. Bazen ise sorguluyorum ne yapıyorum şu an neden evde değilim diye. Bazı şeyleri özlüyorum. Eskisi gibi olmayı. Eskisi gibi her yerde, her an da kendim olmayı özlüyorum. Bazen bir sessizlik sarıyor içimi bazen de sessizliğin yerini kahkahalarım alıyor. Eğleniyorum bazen. Birine evet şu an burda olmaktan memnunum gülüşleri saçıyorum. Hiç anlayamıyorum bazen kendimi. İnişli çıkışlı bir gün derken yoruluyorum. Duygularım fazla yoruyor beni. Bazen içim çok acıyor. Kendimi neden böyle oluyor diye darlıyorum. Nedeni de belli aslında ama dedim ya dile getirmiyorum. Bir şeylerle meşgul olmak iyi geliyor aslında. Pazartesiye yetiştirmeye çalıştığım bir iş var. Gayet de güzel gidiyor. Onunla oyalandığım zaman süperim. Kafamın doluluğunun yerini işin güzellikleri alıyor. Ama sürekli bir şeylerle meşgul olamıyorum. Şu an mesela bu yazıyı yazarken sorguluyorum kendimi. Neden arıyorsun kendini, bırak akışına diyorum. Bazen çok güzel akıştayım. Bazen ise kayboluşlardayım.

Yaz mevsiminden bazen süper verim alıyorum. Yaz geceleri mesela. Azcık süslenmişsin. Güneş kremi kokuyor yüzün. Hafif yanmışsın güzel giyinmişsin, hafif bir meltem esiyor elinde içkin, kahkahalar yükseliyor sokaklardan, karşımda Ayşegül neden böyleyiz diye söylenip kahkahalar atıyoruz. Bazen içimiz acıyor bazen ise memnunuz hayattan sohbetleri. Bazen o kadar güzel hissediyorum ki. Yemeğimi yiyorum güzelce. Tatlımı yiyorum ardından. Gökyüzü ışıl ışıl. Mekanların bazılarından güzel şarkılar yükseliyor. İnsanlar pırıl pırıl parlıyor gecenin ışıkları ile birlikte. Ay sonra içime karanlık çöküyor. Birden ah ah nerde o eski yaz geceleri diye derbeder oluyorum. Aslında her şey güzel ama içimde bir kaybolmuşluk hissi var işte. Bir boşluk var. Arıyorum o boşluğu sonlandıracak güzel bir an. O an bulununca rahatlıyorum. Sonra yeniden sıfırdan başlıyoruz. Depresyon desen değil. Sahi ne bu içinde bulunduğum durum. Tıpta bir adı var mı acaba? Aşk mı lazım acaba bana. Aşk… Olsa güzel olurdu diyeceğim ama korktuğum bir duygu. Yarın kalmaktan korkuyorum çünkü. Seversem çok güzel seviyorum. Sonra yarım kalmak beni mahvediyor. Yarım kalmayacağımı anlatsa belki giderim peşinden. Sahi yarım kalmayacaksın diyebilir mi biri? Bak hissettim şimdi o burukluğu içimde. Sevilsem sevilirken ve severken sarhoş olsam keşke. Sevilmek güzel şey. Bak yine darmaduman oldu içim. Bir yaz gecesi ve içim kapkaranlık. Sevildiğimi anladığım an ne de güzel severim oysaki. Sahi sever mi biri beni?

Evet bir yere vardım en azından. Sevgi istiyor sanırım içim. Sanırım yarım kalmamak istiyorum. Sanırım aşk güzel olurdu şu an. Aşk tamamlayabilirdi beni. Güzel duygu iyi biliyorum bir insanın saçını okşaması. Güzel gözlerle bakması. Sarhoş oluyorum hemen. Sonra korkuyorum ama ya yarım kalırsa diye. Oysa ne güzel bir yanaktan öpücük bir kahve içelim mi demeler. Oysa ne güzel bir yaz gecesi hafif esen rüzgarda sarılmak. Ne güzel duygular var değil mi? Hep yanındayım dese inansam buna desem ki evet hep yanımda benden mutlusu olmazdı sanırım. Anladım ben şu an. Şimdi anlıyorum. Sevilmek çekmiş içim. Elimin tutulması ne dr mutlu ediyor beni. Heyecanlandım birden. Ne güzel duygular yaşıyoruz eğer ki tamsanız şu an sarılın yanınızdakine kocaman. Sarılın sorgusux sualsiz. Seni seviyorum deyin en yürekten en sahici ses tonuyla. Seni seviyorum denmesini özlemiş içim. Duysam şu an kesin ağlardım. Sevginin en güzel haline darmaduman olurdu kalbim. Gözlerim yaşardı. Ama buldum sonunda kendimi. Sevilsem ve duysam bunu kendime aynada öpücükler atardım. Sevileceğimiz günlere kaldırıyorum olmayan ama hayal ettiğim kadehimi.

Sevgilerimle.

Ayşegülün kedosunu severken hüzünlenişimi bırakayım buraya. Duygusal biriyim fazlasıyla…….

İmza

Bu blogu asla vazgeçmemek ne demek o nedenle açmıştım. Şu an vazgeçmeyecek gücü kendimde bulamadığım bir dönemdeyim. Eskisi gibi motivasyon konuşmaları dahi yapamıyorum. Kendime çok hayrımın dokunduğu söylenemez. Kafam öyle boş ki, bu hissizlik bana koymaya başladı. Ne mutluyum ne mutsuz. Rüya görmüyorum, hayal kurmuyorum, kitap okuyamıyorum. Bomboş bakıyorum. Dalıp gidiyormuşum. O dalıp gitmelerim bile boş. Boş boş bakıyorum sadece. Şimdi peri ışıklarımı yaktım ve sessizce oturuyordum yatağımda. Sonra düşünmeye zorlamak istedim kendimi ve yazmaya karar verdim.

Kimseyi vazgeçilmez olarak görmediğim bir süreç içerisindeyim. Yalnızım ve tatlı gelmeye başladı bana bu durum. Deniz kıyısında dolaşıyorum. Ağaçların gölgesinde oturuyorum. Piknik masalarında kahvemi yudumluyorum ve asla şimdi şurada o da olsa diyebileceğim kimse yok. Ailemle akşamları kampa gidiyoruz. Askeri kampta çay içiyoruz kahve içiyoruz. İştahım ilaçlar yüzünden açılmış durumda ve sürekli tatlı istiyor canım. O nedenle bir de tatlı ya da dondurma yiyiyoruz. Denizi seyrediyorum. Sessizliğe gömüyorum bir süre kendimi. Hatta baya uzun bir süre ve o ışıl ışıl parlayan denize bakarken bile aklıma hiç bir şey gelmiyor. Karbamazepinden midir yoksa uyku ilaçlarından mıdır bilmiyorum ama ilaçlar fazlalaştıkca resmen hissiz bir insan oldum. Bir de her şey boş gelir oldu gözüme. Hayattan zevk alma şeklim sıfır. Nötr bir şekilde ordan oraya gidiyorum. Nötr bir şekilde sohbet muhabbet ediyorum. Tamamen net şekilde her şeye nötr durumdayım. Can sıkıcı ama gerçekler bu şekilde.

Bazen eve sığamıyorum, bazen de evden dışarı çıkasım gelmiyor. Bazen çok eğlenesim geliyor bazen de ne eğlencesi burcu otur evinde diyorum. Şarap içip odadan odaya zıplayan burcu maziye karıştı galiba. Elimde şarap şişesi kulağımda kulaklık ordan oraya savrulduktan sonra elimdeki şişeyi sakince yere bırakıp yatağa kendimi atıp evet şu an gerçekten dünya güzel dediğim anlar geride kaldı. İlaçlar arttığı için alkolde beni terk etti. Doktor kesinlikle çok alkol almamalısın diyor. Almıyorum. Kahve içiyorum. Sigara içiyorum. Astım falan dinlemeden yakıyorum sigarayı ve merdiven çıkarken bile yoruluyorum. Neden yapıyorum kendime bunu bilmiyorum ama içiyorum o sigarayı. Kaybolmuşluk hissimde bana eşlik ediyor. Boşa dalıp giden gözlerime sis eşlik ediyor onun sayesinde. Tekrar içmemeyi düşünüyorum. Ama şu an bana eşlik etmesi daha cazip geliyor. Örnek olunacak bir davranış asla değil ama yapıyorum işte. Kafam çok konuşurken sussun diye isyanlar ederdim, şimdi ise biraz konussun istiyorum. Biraz dertleşsin benimle. Bir de bu boşluk hissi sürekli bir şeyler yiyip içmeme neden oluyor. Hah bir de huzursuz bacak sendromu takıldı peşime. İlaçlardan oluyor sanırım daha tam anlamadık. İlaç değişikliği yaptık fakat geçmedi. O nedenle ya rahatsızım ya da ilaçların deformasyonu. Ama çok lanet bir şey. Hayatımda tek yolunda giden şey iş güç para mevzuları. Ama açıkçası sağlık yoksa onlarında bir önemi yok benim için. Neyse en azından yine de yolunda giden bir şeyler var…

Hayat böyle akıp giderken, bombok halimle, kimseyle konuşasım gelmedikçe iyice içime kapanacağım diye de korkmuyor değilim. Neyseki bayramdan sonra bir planım var. Kendime gelirim diye düşünüyorum. Bir nebze bile olsa kopuk hayat damarlarıma bir dikiş atılırr!!

Çok fazla daha yazasım var ama ilaçlar vurdu yine sanırım. Gözlerim kapanıyor yavaş yavaş. Zor tutuyorum kendimi. Hatta geç bile kalmışım saat 01.00 olmuş. Her gün düzenli olarak yazmaya devam edeceğim. En azından kendimi düşünmeye zorluyorum. Bu da bir şey! Zaten her günüm savaş olmuş savaşmak olmuş. Cidden ya gerçekten ülke durumuna, ekonomiye, kadın cinayetlerine, hayvanların çektiği eziyete bakacak olursak cidden savaşta mıyız?! Ülke gündemine girersek asla çıkamam ama cidden tiksiniyorum çoğu şeyden ve kişilerden.

Umarım yarın çok güzel bir gün olur. Duvara boş boş bakmadan bir kitap bitirme enerjisi yataktan kalkar kalkmaz yüklenir umarım. Hepiniz kendinize ve ruh sağlığınıza çok iyi bakın.

Sevgilerimle.

Çek içine ağaçların kokusunu!

Durma ve keşfet

Hayat beni ne kadar geriye atarsa atsın, acılı hastalıklar, ölümle karşılaştığım anlar, kaybettiklerim, geride bıraktıklarım, taşınmalarım, elimden kayıp gidenler ve dahası bana her zaman durmamayı hatırlattı. Dursaydım eğer çoğu şeyi de kaçırmış olacaktım. Beklediğim anlar oldu ama onu yaparken bile hiç bir zaman durmadım, kendim için dahasını hedefledim. Herkesin hayatta bir çok dileği ve isteği var. Parmak izleri kadar bambaşka olan hayaller… Ortak bir noktada buluştuğumuz hayallerimizde var ama herkesin kendi hayali kendisi için bambaşka. Çünkü gerçek olduğunda yaşanılan sevinç bambaşka.

Bugün durmamanın ne demek olduğunu daha iyi anlıyorum. Paulo Coelho- Piedra ırmağının kıyısında oturdum ağladım kitabını okumuştum geçen sene. Orda bir paragraf vardı belki karşınıza çıkmıştır. O paragraf ile bir şekilde denk gelmişsinizdir. Şöyle diyordu:

“kendini tehlikeye atmaktan korkan kişiye ne yazık! çünkü o kişi belki de hiç düş kırıklığına uğramayacak ve peşinden koşacak bir düşü olanlar kadar acı çekmeyecek. ama dönüp de arkaya baktığında (çünkü her zaman, sonunda dönüp arkamıza bakarız), yüreğinden şu sözcüklerin döküldüğünü duyacak: “tanrının, yaşadığın her güne ektiği mucize tohumlarını ne yaptın? yaradanın sana bağışladığı yetenekleri ne yaptın? hepsini bir çukura gömdün, çünkü onları yitirmekten korkuyordun. işte, şimdi elinde kalan: yaşamını yitirmiş olmanın kesinliği.”

O kadar çok şey anlatıyor ki… Daima kaybedecek olsanız dahi durmamalısınız, korkmamalısınız. Hayatım sürekli düşüşteydi bir müddet ama daima kendim ile olan savaşımda kendim için elimden geleni yapmak ile meşguldüm. Karalayarak bir şeyler çıkartabildim ortaya, yazarak kelimelerle oynadım. Hayatıma hüzün katanları affedip yolumun güzelliğine odaklanmayı öğrendim. Zihnimin betimleme gücünü keşfettim. Beni bulan sağlık sorunları ile barışıp tek bir vücutta güçlü ve kuvvetli olmak ne demek onu öğretti, bu hayatın her zaman bize sunduğu sabahlar. Her gecenin ardında bir sabah var dedim kendime. Gecelerimi yazarak, çizerek okuyarak doldurdum. Hobilerim olduğunu öğrendim. Bu gün mitolojik bir karakter olan Pandorayı çizmeye başladım mesela. Kendimden bi şeyler katarak çizim yapabildiğimi öğrendim. En önemlisi yaşıyorsam bu hayatta, “yaşamam” gerektiği gerçeğini anladım.

Hayatta beklediğim anlar oldu. Kendim için doğru anı, sağlığımın bana kavuştuğu anı bekledim. Bunları yaparken iyileşmenin şu hayattaki en büyük güç olduğunu öğrendim. Fiziksel iyileşmek kadar, ruhun iyileşmesi ne demek bunun hazzını yaşadım. Şimdi beklediğim bir kaç haber var ve ben yine durmuyorum. Diliyorum, istiyorum, iyi şeylerin beni bulması için kendimce bir çok şey yapıyorum. Hayatıma bir kaç güzellik katmaya çalışıyorum. Asla durmayın, siz durmadıkça keşfedeceğiniz tonlarca şey olacak.

Ben tamamım, ben mükemmelim diyen insanla sohbeti kesmeye gayret ediyorum. Çünkü kimse mükemmel değildir. Karşıma bu tarz insanlar çok çıktı ama muhabbeti uzatmıyorum. Herkesin iyi olduğu konular vardır evet ama kimse mükemmel değildir. O nedenle o kısım için kafanızı asla yormayın. Çenenizi de yormayın. Hiç bir zaman mükemmel olmayacağımı bildiğim için daha fazla öğrenmek daha fazla bir şeylere denk gelmek istiyorum. Şu an bunun için büyük bir özveriyle çalışıyorum ve sonucunda gelen bir haber doğrultusunda hayat için güzel bir şans elde edeceğim. Geriye dönüp baktığımda onca çektiğim üzüntü meyvelerini verdi sonunda diyebileceğim! Evet her gecenin sonunda yine sabah oluyor!

Hayat bize harika bir çok şey sunacak ve biz bunlara tanıklık edeceğiz. Hayat bize mükemmel bir şekilde hoş geldin diyecek ve biz yeni bir serüvene başlayacağız. Şu an tüm her şey için hazır hissediyorum. Kollarımı büyük bir özgüven ile açıyorum çünkü uğraşıyorum. Hayat kimseye altın tepside bir şeyler sunmadığı için durmuyoruz ve keşfediyoruz!

Mutluluğumu burada beni okuyanlar ile paylaştığım da bir çok insana umut olabileceğimi düşünüyorum. Bu zamana kadar acımı da, başarımı da buraya yazdım. Mükemmel şeylere kavuştuğumda da buraya yazıyor olacağım. Güzellikler elinizi tuttuğunda sonunda diyebileceğiniz anlar umarım en yakın zamanda sizinle olur! Sonunda dediğim o an burda mutluluğumu haykıracağım. Asla vazgeçmemenin gücüne şahitlik etmiş olacağız!

Bugün güzel bir gün, bugün dileyin isteyin. Olsun istediğiniz şeyler için asla vazgeçmeyin. Umarım hayat güzellikleri en yakın zamanda bizlere sunar.

Sevgilerimle.

Düştüysek kalkarız daha ölmedik ya

Sanırım artık hissizleştim. Gerçekten hayattan zevk alamadığım için çok yorgun hissediyorum. Ama vazgeçmedim. Dün zamanın da bana çok iyi gelen krill yağı hapına başladım. Nöroloji doktorum önermişti. Bu hayattan yorulduğum ve tiksindiğim dönemde bana iyi geleceğini düşündüm. Baya etkili şu an için iyi gidiyoruzzz. Çünkü hala hayata tutunmak benim tek gayem. Kendimden vazgeçmiş değilim. Her şeyden vazgeçerim ama kendimden asla. Düşsek de yorulsak da hatta düştüğümüz o anda tekmede yesek, bizi biz yapacak olan kendimiziz. Hayata daha çok şey armağan edeceğim. Hayattan daha çok şey öğreneceğim, tek isteğim artık ve lütfen daha fazla yaralanmamak. Keşke kafaya çok takmayan, her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünmeyen bir insan olsaymışım. Ama yapcak bir şey yok bende böyleyim. Çok kafama takıyorum, çok bunalıyorum, çok sıkılıyorum ama asla vazgeçmiyorum. Ayrılıkmış, insanların gidişi imiş bunlar hep vardı hep var olacak. Hep yara alacağız ama kalkmak bizim elimizde. Ben bazen çok kinci bir insan olabiliyorum ama şu an kimseye karşı nefret dahi etmiyorum. Öğrendiğim çok şey oldu öğrenmeyede devam edeceğim. Kendim için bu savaştan vazgeçmeyeceğim. Başarılı işler için uğraşacağım çünkü beni en çok başarılı olmak mutlu edecek bunu biliyorum. O yüzden insanlar gelir ve gider. Ama biz bu hayatta kendimiz ve isteklerimiz için varolacağız. Buşra adında bir arkadaşım var o kadar güleryüzlü bir insan ki bu aralar en çok onunla konuşurken mutlu oluyorum. Kendisi spor salonunda hoca ve hayata bakan enerjisi bana örnek oluyor. Böyle insanlar biriktirmeli insan. Bizi karanlığa zindan edenlerdense bize ışık tutan enerji veren insanlara umut dolu bakmalıyız. Bu zamana kadar içimdeki hayat enerjisini çok emen insanlar çıktı karşıma. Hepsi beni bıktırdı, hepsi beni kendimden soğuttu. Ama şu an en çok kendimi seviyorum. Çünkü canım kendim çok ama çok önemli. Hayata daha çok sürprizlerim olacak ve bunun için durmadan çabalayacağım.

Bugün yine bir atak geçirdim. Her zamankinden daha şiddetli bir nöbetti. Çok yorgun hissetmeme rağmen gülümsüyorum. Hastaneden eve dönerkende gülümsüyordum. Bu nöbetler beni yıldıramaz çünkü. O nedenle eve geldim uzanmışım, serum bayıltmış biraz ama kendime gelince içtim keyif kahvesini baktım upuzun duran yoluma ve sen mi büyüksün yoksa ben mi dedim. Dibine kadar yaşamaya geldiysek dibine kadar yaşayacağız. Dibi dahi görsek bu da bize bir kar.

Anlayacağınız ne kadar hayat şu an bana pozitif taraflarını sunmasa da hiç bir şey için asla geç değil. Toksik insanlar yoluna güzel anılar ve yaşanacak olanlar kendi yoluna. Düştüysek kalkarız daha ölmedik ya. Olay bu tam olarak bu.

Asla vazgeçmeyin diyor ve tüm pozitifliğimi herkese kargoluyorum.

Sevgilerimle.

Yağmur yağmur yağmur yağmur geri verecek buharlaşan sevgimizi