Biraz kedi biraz mutluluk

Bugün mükemmel bir enerji ile uyandım. O nedenle yerimde duramadım bir türlü. Kocaman bir peynirli omlet yaptım, çayımı muhteşem bir şekilde demledim (çay demlemek sanattır) sonra kekikli peynir, soslu zeytin vs derken bizimkileri uyandırdım. Hep birlikte doyasıya kahvaltı yaptıktan ve uzun uzun balkon keyfi yaptıktan sonra bir Türk kahvesi ile keyfimize keyif kattık. Umberto Arte ile Sanat 2 kitabına daldım uzun uzun. Kesinlikle incelemeniz lazım. Sonra bir filtre kahve yaptım kendime, kitaba dalış o dalış. Saat 3 gibi anneme hadi dışarı çıkalım dedim, hava bugün biraz güneşliydi. Sahile doğru yürüdükten sonra bir kafede mola verdik ve bu tatlılıkla karşılaştım.

Sıcağı görünce mayışanlarda bugünnn

Uyuduğu için sevmek istemedim, keyfi çok yerindeydi. Türk kahvemizi içtik tekrardan. Sonra annemle uzun uzun sohbet ettik. Sıcak da baya iyi geldi kafe baya sıcacıktı. Sonra tekrardan sahil boyu yürümeye çıktık.

Gelibolunun kafa üşüten soğukluğundan bir kare. Uzun uzun yürüdük. Ama yürümek kocaman bir terapi haline geldi. Aşırı derecede kendimi iyi hissetmemi sağlıyor. Sonra bir bankta mola verdik bi sigara yaktık, rüzgar yüzümüze yüzümüze vurdu. Üşüyene kadar oturduktan sonra tekrardan yürümeye başladık. Kumsala vuran denizanaları sahili terk etmiş. O kadar kötü kokuyordu ki bu durum beni sevindirdi. Bir büfede mola verip karton bardakta çay aldık. (Kahvesi yoktu ama denize karşı çay içmiş oldum selam olsun) Büfe sahibi ile uzun uzun sohbet ettik. Geçen senede hep ondan alırdık sizi tanıdım falan deyince çay üzerine sanırım tam 15 dakika konuştuk ahahaha. Sonra bizim üstümüze bir sürü müşteri gelmeye başlayınca ayağınız uğurlu geldi dedi. Sanırım günün beni mutlu eden ikinci pozitif olayı bu oldu. Üçüncüsü ise Eceye moral verdiğim ve onun bana sen benim en değerlimsin demesi. Ece de benim en değerlim, gerçekten iyi ki var!

Dördüncü en pozitif olayım ise eyşanla karşılaşmak hemen olayı fotoğraflandırayım….

Senin ağzını burnunu yerim Eyşan! Burna bak ya pembe pembe! Onunla da uzun uzunnn sohbet ettim. Ömerle cengizi rahat bırak kendi ayaklarının üzerinde dur ve mamana sahip çık dedim. O da kucağıma atlayıp yatmayı tercih etti. Mama konusuna gelince kendisine koşarak migrostan yaş mama aldım. Eyşan umarım farkındasındır seni ne kadar çok sevdiğimin.

Sonra eve yaklaşınca balkonuma kavuştuğum an da yaklaşmış olduuuu. Bir balkon keyfi de yaptıktan sonra günümün çoğunu biricik annem ile tamamlamış oldum. Yemek yaptık, yedik derken şimdi buradayım. Yarın kuaföre gideceğim. Normalde saçımı hep kendim boyarım ama asker ben sizin saçınızı muhteşem yapacağım dedi. Ona güvenerek yarın orduevine gideceğimm. Birde saçlarımın uçlarından keseceğiz çünkü ben biraz yamuklaştırmış olabilirim… Birde kaküllerim uzadı, onlarında ucundan almamız lazım. Uzun bir süre daha kaküllü olacağımm. Bu saç bana baya iyi geldi. Ya da ben öyle oldu sanıyorum. Neyse bunun hiç bir önemi yok. Sonuç olarak gerçekten neşeli hissediyorum. Sert esen rüzgarda saçımı savura savura yürüyorum hahaha.

Günüm huzur dolu geçmiş oldu. Pozitif bastık bünyeye. Kediler köpekler derken sevgi dolu bir yazı oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ederimm! Şimdi ise çayımı yudumluyor ve balkonda kendimi huzur dolu bir yazı yazarken buluyorum. E daha ne olsun! Unutmadan.. Bir de bugün bir iş görüşmesi için çağrıldım. Yine volkswagen ve yine muhasebe pozisyonu için. Fakat gelmeyeceğimi söyledim. Daha önce de bir lojistik firmasını reddetmiştim. Açıkçası sağlığım gerçekten evet sen mükemmelsin diyene kadar hiç bir işe bulaşmak istemiyorum. Kendimi uzun çok uzun bir tatile çıkardım. İzmir macerasında epilepsi ve ses tellerimin yırtılması bana bunun gerektiğini söyledi. Bir an da işimi terk etmek zorunda kaldım. Sonra da evimden ayrıldım. Hepsi üst üste geldi. Onun dışında da tekrardan güvendiğim o lanet dağa kar yağınca ve bir kaç etkende olunca uzunca bir tedavi sürecine girdim. Ardından depresyon işte ben geldim buradayım! dedi bana. Ses tedavisi, epilepsi tedavisi, depresyon tedavisi derken çok yorgun düştüm. Hala da yorgunum. Depresyonu yendim evet fakat daha da iyi olmalıyım. İş tekliflerine o nedenle sıcak bakamıyorum. Çünkü korkuyorum. Sadece tek istediğim kitabımı tüm kitapçılarda görmek, onun haricinde muhasebe vs bu tarz konuları düşünmüyorum. Çünkü Çanakkaleye taşınmak zorunda kalıp tek başıma yaşayacağım. Epilepsi hastası iseniz hayat tek başına yaşamanız için çok da kolay değil. O nedenle şu epilepsimi yoluna daha çok yoluna sokmak zorundayım. Depresyon illeti ise şu an da benden çok uzaklarda gibi duruyor, fakat en hassas noktanız da yakalıyor sizi. Neyse kötüyü asla çağırmıyoruz ve mükemmel hissediyoruz!

Umarım dileklerimizin çoğuna tik attığımız günler çok ama çoook yakınımızdadır! Sevgi bizimle olsun!

Sevgilerimle!

Gökyüzünün sesi

Paramparça olmuş bir kalbin esiri olan satırlarımı yazmak için kendimi burada buldum. Nasılım, iyi miyim, daha iyi olur muyum, içimin acısı dinecek mi, vs vs. Bir çok soru var fakat artık bu soruların cevapları için düşünmeme kararı aldım. Şifayı bulmak için gökyüzünü izlemeye başladım. Beni fena halde rahatlatmıştır her zaman. Bulutların hareketine baktım uzun uzun. Güneşin ışıltısı altında seyrettim tüm gün boyunca gökyüzünü. Her şey yolunda olacak demeye başladım birden. Gökyüzü o kadar uçsuz bucaksız, o kadar her şeyin varoluşuna yakın ki hiç bir şey olmayacakmış gibi gelmiyor ona bakınca. Ciddi ciddi evden çıktım fenere gittim, oturdum hem denize baktım hem gökyüzüne. İki mavi, iki huzur, beni kendine çekti, hatta sakladı beni tüm kötü duygulardan. İçim huzur doldukça güneşin ışıltısı daha bir anlamlı gelmeye başladı. Dalgaların köpüklerine bakıp sende böyle güçlü olabilirsin dedi içimdeki ses. Gökyüzü kadar uçsuz bucaksız olan sıkıntılarım gevşemeye başladı. Bir çocuk gibi sevindim maviliklere dalarken. Sanırım huzuru bu maviliklerde buluyorum. Bir insanda huzuru aramaktansa, gökyüzüne bakıp güçlü hissetmeyi tercih ederim. İnsanlar gibi değil gökyüzü. Gökyüzü cömert. İnsanlar ise nankör benim için. Hele ki tanıdığım çoğu insanda bu asla şaşmadı.

Martılarla uzun uzun bakıştık. Üzerime pisliklerini bırakmadılar, bir tanesinden şüpleniyordum kesin bir şey yapacak diye ama şaşırttı beni. Daha sonra hava soğumaya başlayınca babam almaya geldi beni. Birlikte eve döndük. En azından kendimi rahatlamış hissederek döndüm eve. Mutluluğu bulmak çok da zor değil. Gökyüzü hem uzak hem de bir o kadar yakın bana. Çoğu insana olduğu gibi. Mutlulukta öyle değil mi zaten orada olduğunu görüyorsun, ama yaklaşmakta zorlanıyorsun. Ama orada olduğunu bildiğin için bile mutlu olmalısın diye bağırıyor hayat. Uzaklarda arama çünkü sen hep içimdesinnnn diyor. Bende o nedenle aklımı başıma toplamaya çalışıyorum, bu düşünceler doğrultusunda. Zarar gören yanlarımı biraz ilaçlar, biraz çabam ile toparlamaya çalışıyorum. Canımın acıyan yanlarına ben ilaç oluyorum.

Şimdi şöyle kafamı toparlamaya biraz başlayınca kalbim kırık evet ama zerre değmeyecek insalar için kırık. Bunun zaten hep farkındaydım depresyonum boyunca ama ağlamadan duramıyordum. Şimdi ise gözyaşı dökmememek için çok fazla çabalıyorum. Hassas kalpli mi derim kendime sulu göz mü derim bilmiyorum ama güçlü olmak en büyük başarımdır her zaman. O nedenle toparlayıp kendimi güçlü kalmak ve hayatım için asla vazgeçmemek zorundayım. En azından daha yapacağım çok şey olduğunu biliyorum. Ailemin desteği ise benim en büyük şansım. İnsanın ailesi en değerli hazinesi. Depresyon hala devam etse de biraz daha iyi olmamın nedeni kesinlikle ailem. İyi ki varlar.

Hala iştah konusunda iyi değilim. Bazen gündüzleri çok kötü kalp sıkışmaları yaşıyorum ama onun çaresini de kendimi dışarı atarak bulmaya çalışıyorum. Hava alınca bir nebze rahatlamış oluyorum. Epilepsi ise bana uğramadığı için çok ama çok mutluyum. İştah bir şekilde düzelecektir ama midem bulantım çok fazla, onunda zamanla düzeleceğine inanıyorum. Nefes kesilmelerim de oluyor ama bunlar zaten olabilecek şeyler. En azından ilaçlar sayesinde çoğu yara yapan şeyleri düşünmemeye başladım. Açıkçası şu an yazarken bazı şeyler aklıma geliyor. Ama gün içinde daha sakinim, aklıma benim canımı acıtacak şeyler çok fazla gelmiyor.

Gökyüzünün sesini dinliyorum şu anda. Evet hala yağmur sesi dinliyorum ve inanılmaz rahatlıyorum. Gökyüzünde buldum şifayı. En azından bir şekilde bana bir şeylerin iyi gelmesi gerekiyordu demek ki bu da gökyüzüymüş. En azından sürekli benimle. Gecesi, gündüzü, yağmuru, kuş sesleri daima benimle. Yalnız hissetmek mümkün değil.

Şimdi yağmurun sesine kendimi bırakıp derin bir uykuya dalacağım. İzmire gitmeme de 10 gün kaldı. Günler çabucak geçiyor. Umarım bu seyahat benim için güzel olur. En azından bir umut, biraz büyük bir umut mutlu olacağıma inanıyorum. Sevdiğim insanların yanında olacağım çünküü.

Şimdi uyuma zamanı. Belki bu yazımdan sonra gökyüzüne bakıp derin bir nefes alırsınız. Kederden uzak olduğunuz günler diliyorum.

Sevgilerimle.

Sevdiğim bir an.

Kediler

En çok hangi hayvana hayransın deseler şüphesiz kediler derim. Bugün başımdan bir olay geçti daha tazeyken anlatmak istiyorum.

Balkonda oturuyoruz bir küçük kedi miyavlama sesi duydum. Neyse kafamı uzattım allahım bir güzel bir güzel beyazı çok olan bir tekir kedi yavrusu. Burada da köpek çok kesin kaçmış evden yolunu da kaybetmiş. Neyse köpeğin havlayınca arabanın altına kaçtı sandım. Koşa koşa terliklerimle telefonsuz falan üstümde kapşonlu, ayağımda terlikler yavruyu kurtarmaya indim. Neyse ağaca çıkmış meğer. Çocukluğumdan idmanlı olduğum için ağaca tırmandım. Diyorum ki sen napıyosun annnemmmm, gül gibi evini bırakıp ne maceralara çıktınnnn, şimdi ben seni yemez miyimmm, falan filan. Kardeşim de peşimden geldi. Kurtardım yavruyu aşağıya indim. Serhatta köpekleri kovuyor. Neyse bir baktım tırnakları kesilmiş, tüyleri parlıyor, ağzı mama kokuyor dedim bu kesin yeni kaçmış. Oturduk bir banka seviyoruz ama ne sevme küçücük suratı var zaten. Seviyoruz sürekli o da patileri ile masajlar yapıyor. Ama tam kucak kedisi. Ben yine ben seni yemez miyim, sen küçükcük müsün ay partilerinin altı da pembe aman da aman sen büyüyecek misin modundayım. Eve de çıkarmak istemiyorum çoluk çocuk peşini bırakmayacak dedik zaten kediyi bulduk kucağımıza da aldık biraz gezip hava alalım. Ben tabi hala çılgınlar gibi seviyorum onu derken bi mahalle aşağısında genç bir kız kedi arıyor. Bizimde kucağımızda kedi ben yanına gittim biz de yeni bulduk senin olabilir mi falan bizim ki ona gitmek istiyor ay dedim sen anneni mi buldunnnnn, ay seni tekrar evinemi kavuşturdukkkk. Kız zaten ağlamış perişan ben bulamasaydık eve alacaktım sonrada sahiplendirecektim ama annesine kavuşturmuş olduk. Adı da ninaymış. Ya nina seni varya ısırırım hala gözümün önündesin. Keşke hepsini fotoğraflarla anlatabilsem size ama mahallenin delisi gibi çıktım sokağa ahhahaha. O yavru ile sahibini kavuşturma anını asla unutmayacağım. Uzun süre sonra da yavru kedi sevmiş oldum. Gelibolu fulllll köpek dolu. Gerçi Ayşegül beslemişti yavruları ama kucağıma alamamıştım çok fazla, çünkü mama yiyorlardı. Ama bu gece bana huzuru yaşattı.

Aşırı mutluyum aşırı! Lütfen kedi köpek beslemekten kaçınmayın. Onlara ev olmaktan sakın korkmayın sahibini bulamasak ben evimde olmadığım için kendim sahiplenemezdim belki ama sahiplendirmeden de eve, geliboluya dönmezdim. Yuva olun, mama olun, bir kap su olun. Dünyanın en harika canlıları hayvanlar. Ben bir kuş bir kedi ile evde çok zorluklar çektim ama ikisini de her zaman deli gibi sevdim. Onların şefkate ihtiyacı var. Onların sevgimize, güzel sözlerimize ihtiyacı var. Hayat onlarla güzel. Kuşlarla, kedilerle, köpeklerle güzel. Sevginizi asla esirgemeyin. Sevmekten kaçınmayın. Ben deli gibi kedi köpek sevdiğim bir dönem uyuz olmuştum. İyileştikten sonra bile vay ben uyuz oldum sevemem artık demedim.

Anlayacağınız huzur dolu uyuyacağım. Bir yavruyu sahibinin kucağına bırakmış oldum. Onun ben mama kokan ağzını yerim yer! Umarım bu yazı ile belki birilerine hayvan sevgisi aşılamış olurum. Onlar da bizim gibi. Onlarında her şeye ihtiyacı var. Yarın mama ve su kaplarını tazeliyoruz, yoksa da hemen koyuyoruz!!!!

Bugün yaşadığım huzur kadar huzurlu bir gece diliyorum size. Nina bebeğimsin daima!

Sevgilerimle.

İstanbul

Evimde kitabımı okurken iki gün önce apar topar İstanbul yolcusu olduk… Neyse dedim ananem özlemiş gideyim. Ay gelmesem daha iyimiş diyorum, felaket bir şekilde akraba terörü yaşıyorum. Herkes bir şeylerden şikayetçi, herkes birbiri ile kavgalı. Başım şişti kazan gibi oldu ve ilaç kullanıyorum daha da beter oldum. Sıcak burası aşırı sıcak. Ananemlerin evi üst kat olduğu için daha bir sıcak oluyor. Felaket derece de yanık bir insan haline geldim. Giyinmesem yeridir.

Akraba terörü bir yana İstanbulu özlemişim. Yani küçükyalı desem daha doğru olur. Buralarda büyüdüm sayılır çok değişmiş ama bana çocukluğumu hatırlatıyor.

Buraya gelmeden önce hatta baya bir zaman önce biri ile konuştuk kitaplar üzerine, hayat üzerine, edebiyat, şarkı vs vs. Uzun zamandır bu muhabbetleri yeni tanıdığım biri ile yapmıyordum. Ciddi bir ilişki ya da sevgililikten bahsetmiyorum. Edebi sohbetten, kitaplardan bahsediyorum. Kendisinin kitabı çıktı yok yakın zaman da. Basımdan çıktı ama satışa geçti mi bilmiyorum çünkü edebi sohbetlere, hayatın budalalıklarını tartışmaya ara verdik. Çünkü herkesin kendi hayatıyla uğraşması gerekti. Psikolojik olarak da çok fazla şey konuştuk. Bipolar, depresyon, ilaçlar vs vs. İlaçları kullanmadan bipolarla nasıl dalga geçtiğini anlattı ki geçiyor bence de. Bende İlaçlara sarılmış hayatımı yoluna sokmaya çalışıyorum. Onunla tanıştıktan sonra ilaçların yanında nasıl dalga geçebileceğimi öğrendim. Öncelikle Çanakkaleye döner dönmez çok fazla yürüyeceğim. Çok kilo almam bir yana 4 kilo fazlam var bu bir yana yürümemin psikolojik olarak faydası olacağını bizzat kendisinde gördüm. Bende deneyeceğim. Kitap yazma olayını hızlandırıyorum Çanakkaleye döner dönmez. Daha fazla kitap okuyup yoluma yollar çizeceğim. Erkeklerle ilişki üzerine bir muhabbetim de olmayacak, bunun kararındayım. Hayatla dalga geçmeyi, umursamaz olmayı öğrenmeye çalışacağım. Hayatla oyun oynamak, parasız kaldığımda yine de çabalamak, kapısı olmayan bir evim olsa benim evim sonuçta demeyi öğreneceğim. Cem sen ne kadar bir şey anlamadığımı sansan da ki belki de anladım diye düşünüyorsundur, ben ilaçların yanında hayata sen kimsin ya ben nelere kafa tuttum diyebileceğim. En canlı örnek sen olduğun için bunu yapabileceğimi biliyorum.

Hastalıklarla mücadele etmenin en büyük olayının hayata umursamaz bakma olduğunu öğrendim. Kafaya taka taka depresyon kafa attı bize zaten. Kafa atma sırası bende. Açıkcası kendimi daha güçlü hissediyorum çünkü akrabalarla başedebiliyorum. Ya ben bunu yapıyorsam her şeyi yaparım gözüyle bakıyorum şu an. Evimi çok özledim ama şu an da bir sınavdayım gözüyle bakıyorum. Sigarayı da gizli saklı içmem beni daha çok geriyor ama ona bile ha ha hayt diyorum ve merdiven başında hızlıca sigaramı 20 saniye de bitiriyorum. Survivor şu an İstanbul da yaşanıyor. Biraz da cemin verdiği akıllara hayata kafa tutabiliyorum galiba. En kötü durumları yaşasa dahi yürümüş ve çözmüş kafasında çoğu şeyi. Bundan sonra yürümek var düşünmek yok. Ya aslında zaten düşünemiyorum. İlaçlar kafamı öyle bir boşluğa sokuyor ki bomboş bir kafa yaşıyorum. Gerçi çok dert dinledim ama hafıza da fazla kalmıyor. Bir de öğlen uykusu çıktı başıma devriliveriyorum. Yorulmuşum ben sanırım ya, kafa bir ara o kadar çok çalıştı ki şimdi dinlenerek acısını çıkarıyorum. Valla süper olay ne kadar gündüz uykusunu sevmesem de bir rahatlamıyorum desem yalan söylemiş olurum.

Bebekler gibi yaşadığım şu kısa sürede öğrendiğim şey burcu umursama ve yoluna devam et, sonrası güzellik, sonrası bayram. Neden böyle diyorum çünkü zamana bırakmanın güzelliğini yaşamaya başladım.

Her insandan bir şeyler öğreniyorsun. Onların hayatı sana ders oluyor. Belki bende bir şeyler öğretiyorumdur. Güçlü durmanın yollarını anlatıyorum genelde umarım anlaşılıyordur. Yani terzi kendi söküğünü dikemez ama sen güçlüsün ve beceriklisin dediğim her insan umarım çok güzel noktalara gelir çünkü öyle olduğu için ve içimden geldiği için söylüyorum.

Bazen hayat çok garip olabiliyor. İlaçların yanında kendimle nasıl mücadele edeceğimi öğrendim ve uyguluyorum yavaş yavaş. Zorluklar karşısında ağlamadan savaşmayı öğreniyorum. Umarım hayatıma dokunan her insan hayatta istediği başarıyı elde eder. Benim önceliğim farkındalık yaratmak, romanımı tez zamanda basıma göndermek. Umarım bizim gibi olan çoğu insana rehberlik edebilirim ve yalnız olmadıklarını gösterebilirim.

Şimdi uyku zamanım da şaştığı için devrilmek üzereyim, o nedenle uyuyorum ve hepimize güzel bir hafta içi diliyorum. Artık sürprizler bizi bulsun. Güzellikler kapımızı çalsın. Para sıkıntısı olanın derdine derman bulunsun ve hasta olanlar şifa ile buluşsun bu yazımı da gülerek sırıtarak ve umut olurum düşüncesi ile bitiriyorum!

Hepimiz çok mutlu olalım!

Sürekli gülüyoruz kafamızı her yöne çevirip kahkahamızı eksik etmiyoruz! Neden çünkü biz değerliyiz!

Denizin kokusunu hisset

Yazımı en çok sevgidiğim yerde deniz kenarında, kahvemi yudumlarken yazıyorum. Buranın en güzel yanı belki daha önce de yazdım ama evin denize 5 dakika olması. Sadece şu an tek rahatsız olduğum şey ince giyinmiş olmam. Hava baya sert esiyor. Serin serin yüzüme yüzüme vuruyor. Ama olsun yandığım günlerin acısını çıkarıyorum gibi düşünmeyeceğim. Polyannacılık yine devrede. Babam balık tutmaya gitti bugün, dönerken bizi de alacak. Açıkcası yürümeye hiç mecalim yok çünkü diyetteyim. Bugün akşam yemeğinde herkes köfte, patates yerken ben yulaf yedim. Ya bu sosyal medya ünlüleri kafayı yemiş. Bildiğin saman yesem daha fazla tadı tuzu olurdu. Bir de şekilli kase yaptım kendime. Muzlu şeftalili falan. Ama yok bana mısın demedi. Çiğnemekten çenem ağrıdı. Ben asla ünlü olamayacağım galiba…..

Yarında yulaflı omlet yapıcam. Madem aldım bitireyim bari. Pes etmek istemiyorum. Ay ama tadı gerçekten kötü. Hatta yok ama kötü. Yiyenler beni anladı bence. Ama sevenler blogumu terk etsin. Yulafı kendi çapımda kötülediğime göre rahatlamamış olsam da denizin dalga sesi efsane. Diyete neden başladım ondan da bahsedeyim. Çok affedersiniz öküz gibi geceleri gömdüm yarım ekmeği. Alladım pulladım yedim. Pişman mıyım evet ama tadı da efsaneydi. Yanında da kola içtim sürekli. Kolayı uzun süre içmeyi düşünmüyorum. Yani istediğim kiloya varsam bile hayatımda artık kola diye bir içecek yok. Soğudum kendisinden.

Diyet faslı da bittiğine göre bu denizin güzel hatta mükemmel sesinde doktoruma gittiğimde neler konustuğumuzu anlatayım. Bana bir saat motivasyon konuşması yaptı. Abartısız bir saat. Nedeni ise benim size defalarca bahsettiğim içimdeki boşluk, güvensizlik ve de korkularım. Ama çok güzel konustu. Ben bile bana yapabilirsin demeye başladım. Zaman alacağını söyledi fakat zaten zamandan bol neyim var. Kafam sürekli meşgul gerçi ama zamanım çok. Korkularımın üstüne gitmememi sadece zamana bırakmamı söyledi. Zamanla güveneceksin ama önce kendine dedi. Çok da doğru. Ben kendime güvenmiyorum kırılırım korkusu yüzünden. Sen kırılmazsın burcu diyemiyorum. O nedenle önce kendimle olan problemlerimi zamanın o aheste akışına bırakmam lazım. Ama şöyle bir şey de söz konusu. Kendimi değerli hissetmeye başladım. Sabah uyanınca kendime işte sen busun kızım günün güzel geçecek falan diyorum aynada. Ay bir de saçımı boyadım. O da artı bir güzellik kattı sana diye kendimi seviyorum aynada ahahahah. Ya size manyaklık olarak gelebilir ama içimden geliyor. Bu sabah evdekilere bağırarak seda sayan günaydını yaptım. Kulağınıza gelmiştir. Yani kısacası uğur abinin motivasyon konuşmaları beni bir silkeledi kendime getirdi. Kendime sarıldığım falan bile oluyor. Kırıldığım yerlerime merhem olmaya çalışıyorum. En iyi ilaç benim çünkü. Siz de kendiniz için en mükemmel ilaçsınız. İyileşmeye öncelikle kendimizden başlıyoruz. Kendimizi seversek, kendimizi mutlu ve huzurlu hissedersek güzellikler peşimizden tıkır tıkır gelecek. Ben hep şuna dikkat etmişimdir. Mutlu olduğum gün mutluluğun en mükemmel halini yaşatır o gün bana. Ama lanet olsun neden uyandım dediğim zamanlar da psikolojim aynen o şekilde berbat olmaya devam eder. Var mısınız her gün oh be iyi ki varım ben diye uyanmaya!?

Deniz o kadar güzel kokuyor ki. Çok güzel geldi bana bu deniz havası. Hemen manzaramı da paylaşayım.

Köyümün güzel yanı, köyümün güzel olması. Dalga seslerinde bangır bangır scorpions send me an angel çalsa keşke. Ama duman çalıyor neyse o da olur. Lisedeyken duman dinlerken kola içerek sarhoş olmuşluğum var. Üç kız iki litre kola ve dumanla sarhoşluğumuzu ilan etmiştik. İlla alkole gerek yoktur bazı kafalar için. Benim kafam hep çiçek mesela. Dalgaların sesinde şu an çıplak ayaklarımla kuma bassam, sonrada dalgalar dizime kadar vursa huzur sarhoşu olurum. Siz de alkolsüz çok sarhoş olmussunuzdur. Hayatı seviyorum diyebiliyorum. Çünkü kendimi seviyorum. En iyisi için kumsalı belki her zaman bulamam ama kalbimde yaşatabilirim. İmkansızlar asla imkansız değildir onlar zaten hep sizinledir sadece görmeniz gerekir. Hastalıklarımı kabullenmemi söyledi uğur abi. Evet epilepsi zamanları kendimi çok aciz görüyorum. Eski zamanlarımda kafama takmadığım zamanlarda kalkar bir sigara yakardım. Şimdi ise kendimi çok aciz çok muhtaç biri gibi görüyorum. Görüyordum. Artık bir ataktan sonra sigara içmesem de üstüne bir kahve içerim. En soğuğundan. Çünkü ben bu hastalık benimle olsun diye uğraşmadım. Ama madem benimle bana ayak uydurmak zorunda. Yok öyle ağlamalı tavana bakmalar falan. Farkındaysanız içimdeki enerji buraya da yansıyor. Çünkü o enerji için iki aydır hatta izmirden sonra, benimle olsun diye her gece gözümü tavana dikip sonun başlangıcına az kaldı dedim. Sonra yerini bir dalga sesinin mükemmelliğine, bir içimdeki bu yazma tutkusuna bıraktım. Bazı şeyler gerçekten değişiyor. Yeter ki insan istesin. İçimdeki derbederliğe son verme girişimine başladım. Yavaş yavaş istediğim kıvama geleceğim. Tabi ki tükenmiş günlerim olacak onlarda ise yazarak, okuyarak, çalışarak varolacağım. Planım bu şekilde bu yazıya kocaman gülüşümle veda ediyor ve hepinize şimdiden mükemmel bir hafta sonu diliyorum.

En harika hafta sonları sizinle olsun. Hepimizle olsun. Hayvanlarla olsun ağaçlarla olsun! Bugün kedi maması aldım yarın gündüz araştırma yapmam lazım kedi araştırması. Buldukça besleyeceğim. Sizde hayvanları asla unutmayın, onlarsız bir hayat hayat olmazdı çünkü!

Sevgilerimle.

Gülmeye her zaman devammm!

Sevince doğru koşanlar

Dün sitem dolu bir yazı paylaşıp, kırılganlığımı falan dile getirmiştim ama sildim o yazıyı. Sitemli olmayı kendime yakıştıramıyorum. Bir de kimsenin düşüncesini değiştirmek zorunda değilim hele ki kendimi ifade etmeyi biliyorsam ve bunu da yapmıssam. Bugün daha güzel şeylerden bahsetmek istiyorum. Ama şunu da eklemek istiyorum ki umarım ölmeden önce umutlarımız hayallerimiz gerçekten bizimle olur!

Bu sabah güzel uyandım. Çay eşliğinde bir yazı yazmak istedim. Sevince doğru koşan asla vazgeçmeyenler derneği başkanı olarak bugün pozitif basacağız bünyeye. Harika bir sabaha uyandım. Tek kötü noktası yirmilik dişim yine şişmiş. Çıkacaksan çık artık, çıkmıyorsan da sal beni gideyim ya. Neyse yine de yıkılmıyoruz, bu arada neden pozitif olmamız gerektiğini anlatıyorum. Her sabah bizi üşütmeyen bir sabaha uyanıyoruz. Kahvaltımızı keyifle yapıyoruz çoğu zaman. Sonra çay faslı, evdekilerle sohbetler falan derken öğlen oluyor zaman. Dün aşırı depresiftim. Ama gece uyurken yarın mükemmel olarak uyanacaksın diye kendimi şartlayarak uyudum. İyi ki de öyle yapmışım. Ne olursa olsun yasaklıyorum kendime mutsuz olmayı. Kim ne düşünüyorsa düşünsün insan kendini ve ne hissettiğini biliyor sonuçta!

Neyse bugün ki planım regl dönemini sağsalim atlattığım için denize girmek. Güneşlenmek. Yani güneşlenmek dediğim güneşleniyor gibi yapmak. Ben gölgede uzanırım genelde. Sonra elime bir mitoloji kitabı alıp yüksek ihtimal iskandinav olanı alırım thor kadar güçlü olmak… Yani o kadar olamam belki ama en üst leveli deneyeceğim kendim için. Sonra akşam işimle ilgilenip uyuyacağım. İzmire gitme planımın olduğunu söylemiştim onu konuşacağım yarın. Umarım yakın zamanda gitmem çünkü hava ateş ediyor. İzmir de yanıyordur. Ay hem daha meltem gelecek bugün 18 ağustos bugün araması lazım beni. Bu arada hafta sonu tatili için Yalovaya gittik gerçi ben sadece devrildim odada güzel oldu dinlenmek. O nedenle memnun kaldım hafta sonu tatilinden. Gerçi ben sürekli dinleniyorum. Ama klima vardı o nedenle baya iyi oldu. Biz sürekli taşındığımız için, baba mesleği dolayısıyla, malesef klima ölmüş. Kırılmış. O nedenle taktıramadık. Zaten bir ayda geldiler takma işlemi için. Neyse bu yazı da böyle yana yana geçirmiş olduk seneye klima alınır diye düşünüyorum. Bir saniye çayımdan bir yurdum alayım… Evet aldım. Ne diyordum pozitife odaklanacağız. Bundan sonra ay travma, ay şu olay beni çok üzdü, ay hayatıma devam edemiyorum, ay bu durumlar beni soğuttu vs vs vs yok. Olay örgülerini silme aşamasına başladık. Siliyoruz travmatik ne kadar olayımız varsa. Zaman alacağı kesin ama bugün sabahın köründe bana dünyanın en güzel uyku ilacını yazan doktoruma mesaj attım. Dedim böyle böyle ben daralıyorum geçmiş yüzünden. Kendimi de suçlamaya başladım anlayamadığım için falan. Konuda özetlersek güven problemi yaşamam ve insan ilişkilerine kendimi uzak tutup içime kapanmam. Bir ilaç önerdi öncelikle onu alacağım bir de yarın gel seninle uzun uzun konusup neler canını sıkıyor bir bakalım dedi. Doktora gitmekten korkmayın. Ben yarın gidip tüm olay örgülerini anlatacağım. Çünkü haketmediğim tonlarca olayın altında sıkışıp kalmaktan çok sıkıldım artık. Doktorum bana hep sen en güçlü kalkan kişi oldun der. Ay ben yine güçlü kalkayım uğur abi ahahha nolur bir güçlü kalkayım da kendime geleyim ya. Neyse işin neresinden başlarsan kar.

Kendim bazı insani problemlerimin altından kalkamadığım için, kendime kızdığım için, gitme kararı aldım. Çünkü kendim çözemiyorum orası belli. Siz de kendiniz çözemiyorsanız yardım almalısınız bu utanılacak bir şey değil. Bence ülke olarak zaten hepimiz gitmeliyiz.

Neyse yarın çanakkaleye gitmek güzel olacak. Ailemle gidince baya güzel oluyor. Yolda baya eğleniyoruz. Bi de ayşegülü çok özledim kısa zamanda da onunla buluşmam lazım. Bugün full keyif bir insan olduğum için umarım sizde full keyif olursunuz. Bugün hotel california şarkısı kadar keyifli bir tondayım. Çok da severim. Hemen dinleyeyim bari. Öyle bir gün batımı şarkısı gibi kızıl ve yeniden doğuşa yaklaşacak bir akşam güneşi gibiyiz! Güneşin ta kendisi biziz hatta!

Umarım güzel bir çarşamba günü geçirirsiniz. Ben bugün birazdan denize koşuyorum ve hepinize boll bolll iyi dilekler diliyorum! Umarım keyfimiz her bozulduğunda da bile bizimle olur!

Sevgilerimle!

Huzuru kendinde ara

Bugün erken uyandım ve hemen kahvaltı yaptım. Denize gideceğim için erken uyanmak durumunda kaldım desem daha doğru olacak. Neyse kilo aldığımı biliyordum ama üstüne bir kilo daha almışım. Sevimsizce indim tartıdan. Kontrol ettim defalarca yok cidden kilo almışım. İşin kötü yanı elbise giyince göbeğim çıkıyor. Dertlere bak dertlere… Neyse kiloyu veririz çok dert etmeyelim. Bugün huzurlu bir gündü. Denize gittim yemeğimi yedim. Baya uzun süre kaldım hatta suda. Normalde yüzmeye çok bayılan biri değilim çünkü. Sessizce su da yüzdüm yüzdüm yüzdüm. Deniz yıldızları oldurdu hep ama bu sene yok, nedense gelmemişler. Sonra kitabımı aldım gölgelik bir yer bulup okuyacaktım ki kitabın en arkasına içimi dökmek geldi bir an. Huzuru kendimde aramaya başladım. Başka birinden huzur beklememeyi, zaten kendi içimde huzurum olacaksa başkası ile de mutlu olacağıma karar verdim.

İnsan hayal kırıklıklarının bitiriciliğinin hemen ardından ertesi günü umutla beklemiyor mu? Yaralarımızı güneşin doğuşuna teslim etmiyor muyuz? Güneş hem yakıyor o yaraları, hem de kurutuyor. Bende kendi yaralarımı bu gece güneşe teslim edeceğim. Sonrada kendi içimdeki huzuruma canı gönülden sahip çıkacağım. Çoğu zaman hep karşımdakinin huzurunu düşündüm ve kendimi unuttum. Uzun zamandır birinin huzurunu düşünmüyorum, çünkü hayatıma birini almıyorum. Ama şu an tek önemsediğim şey, benim ne istediğim. Kendimle olan bu asla vazgeçme savaşına şimdide iç huzurumu ekliyorum. Ne olursa olsun kendi huzurundan vazgeçme. Kendini kaybetmiş olduğun her an, içindeki huzura sakla kendini. Sana senden zarar gelmeyecek. Çünkü sen, zaten iç huzurun için yaptığın savaşta galip geldin. Öp alnını ve sarıl kendine.

İç huzurumu sağlamak için öncelikle beni deli eden kendimle ilgili problemlere çözüm bulup, beni kendimde ne mutsuz ediyor onları bulup kağıda yazacağım. Sonra bunlar azaldıkça yanlarına tikler atacağım. Çünkü yazarsam onaylamam daha kolay olacak. Kendi gözlerimle belki de inatla kabullenmek istemediğim şeyleri yazacağım o bembayaz benim dertlerimi emen can dostum a4 kağıdına. O kadar çok yazdığım yazılarla dolu ki ev… Her defterin, her kitabın arasından benim dileklerim ya da sinirlendiğimde yazdığım düşüncelerim çıkıyor aralarından. Rahatlatıyor mu diye sorarsanız oldukça iyi geliyor. Tanımadığınız birine derdinizi anlattığınız oldu mu bilmiyorum ama o an bir rahatlama gelir ya insana hah öyle bir şey işte! Tanınmıyorsunuz ama çileler akıp gidiyor gözlerinizin kenarından. Çok özel ve güzel bir duygu. Benim vazgeçilmezim.

Yarın kendi içimdeki huzur için çalışmalara başlıyorum. Elimden gelenin en iyisini yapacağım, çünkü asla vazgeçmiyoruz. Daha sonra naptım, kitabın arkasına içimi döktükten sonra bir defa daha denize daldım çıktım. Dalarken burnumu sürtmüşüm burnumun ucu çizilmiş… Dalarsında kafa, göz, burun dalmazsın esprisi yapsam… Tamam gerçekten kötüydü….

Sonra yemek yendi üstüne kahve içildi. Baya iyi geldi bana ağaçların arasında kalmak. Kendimi dinç hissettim. Bazen çok yaşlanmış hisediyorum ama doğa ile birlikte olunca insana rahatlama geliyor. Hatta ayaklarımı bol bol toprağa bastım. Negatif ne varsa gitsin diye. Hayatımda beni zorlayan en çok şey uyku olayı. Epilepsi bile okey halloluyor ama ilaç içmeyi unuttuğum zaman hiç uyuyamıyorum. Bu da ister istemez canımı sıkıyor. Devamlı ilaca hapsolmak çok sinir bozucu bir durum. Neyse bunu da halledeceğim. İç huzura ulaşınca uyku da hallolacak bence. Çünkü kafam hiç susmuyor ilaç içmeyince. O nedenle uzun uzun, madde madde beni rahatsız eden ne varsa halledeceğim hepsini.

Bugün en çok yine ve yeniden scorpions dinledim. Bir de Mozart a taktım bu aralar. Uyurken baya iyi oluyor. Tek sorun kulağımın birinin dışı acayip şekilde kaşınıyor. Bunun için daha önce kkb ye gitmiştim merhem vermişti iki tane. Sonrasında geçince kullanmayı bırakmıştım ve alerjik olduğunu söylemişti. Şimdi yine başladı bugün tekrardan krem sürdüm. O nedenle uzun süre kulağımda kulaklık olmasını da istemiyorum. Mozart ı açıyorum spotifydan yanımdaki masaya koyuyorum telefonu ve dinleye dinleye uyuyorum. Huzurla bir ilgisi olduğu kesin. Çok ama çok iyi geliyor insana.

Uyku zamanım artık gelmiş bulunmaktadır. Bugün ki kişisel gelişim programımızın daha sonuna geldik. He heyt biz nereleri yendik ya bunlar ne kiiii!! O yüzden beni okuyan herkes, iyi ki varsınız! Umarım daha güzel günler bizimle olur ve kendimiz ve istediklerimizle ilgili olan savaşımızı biz kazanırız! Bu gecenin ardından, güneşin doğuşu ile birlikte, kendimiz olmak için depar atıyoruz. Neden? Çünkü biz önemliyiz. Neden? Çünkü biz asla vazgeçmeyiz! Evet şimdi doğru maça.. Şaka şaka tutamadım kendimi….

İyi ki varsınız! Haftanın başı ile birlikte güzel günler bizimle olsun!

Sevgilerimle!

Güneşe merhaba deme zamanı!

Devam

Dune serisinin ikinci kitabı Dune Mesihi’ne başladım bugün, kalın bir kitap ama bitireceğim. Sabahtan beri bir elimde kitap diğer elimde kahve oturuyorum ve geziniyorum evin içinde deliler gibi. Hava çok güzel biraz serin. Serin havayı bu kadar seveceğim aklıma gelmezdi. Ama sıcakla ilgili çok kötü anılarım oldu bu sene, o nedenle en iyisi serin ortamın tadını çıkarmak.

Alerjim bugün azalmış durumda. Hala ne alerji yaptı bilmiyorum ama burnumu koparasım geliyordu. Sürekli hapşırcakmış hissi beni deli etti. Neyseki bugün ona da elveda demiş sayılırım. Bugün asla silemeyeceğim fotoğraflara baktım uzun uzun. Asla ama asla silmeye kıyamayacağım, yüzümün gerçekten inanılmaz güldüğü harika zamanlar hepsi. Çok hoşuma gitti hepsine teker teker bakmak, biraz da duygulandım. Doğruyu söyleyeyim baya duygulandım. Sahici mutluluk, sahici gülümseyişler, İzmir’in bana güzellik ışınları kattığı o güzel fotoğraflar serisi. Hep saklayacağım güzel anılarım. Hepsi için evrene kocaman teşekkürlerimi sunuyorum.

Kitabın yarısından çoğunu geçtim. Gece de pek düzgün uyuyamadığım için kitap okuyup zamanı değerlendiririm diye düşünüyorum. Bu arada ben gerçekten galiba huzursuz bacak sendromu oldum. İnanılmaz derecede gece bacaklarım yüzünden rahatsız oluyorum. Buna etki edecek ilacı da bıraktım ama bilmiyorum yarın doktoruma yazacağım bu durumu. Fena şekilde çıldırıyorum. Gece evin içinde geziniyorum. Bacağımın arasına yastık koyarak uyumaya çalıştım ama o da fayda etmedi. Fena sinirlerimi bozuyor. Neyse bu tecrübeyi de yaşamış oldum. Bunu da atlatacağımdan eminim. Çıt kırıldım prenses burcu….

Şu an paşa yine uyumak üzere bacağıma geldi. Huy edinmiş ben yatarsam üzerimde yatıyor. Oturursam bacağımda uyuyor. Isırmak istiyorum ama aşırı küçük. Aslında kedide sahiplenmek çok istiyorum ama şanslı ile paşa hiç anlaşamamıştı. Ama şanslı bebeğim dünyanın en narin kedisiydi. Bak hatırlayıp duygulandım. Güzel ol hep şanslı pıtırcığım.

Günün geri kalanında da pek bir planım yok. Çok yoğun bir tempodan çıkınca bu kadar sessizlik pek hoşuma gitmiyor. Ama tatil yapıyorum diye düşünüyorum. İş konusunda daima şanslı oldum. Hep önüme fırsatlar çıktı. Şimdi yine iki fırsat var karşımda. Ama tamamen iyileşmeden bir temponun içine girmek istemiyorum. Epilepsi çok kötü bir dönüş yaptı o nedenle onu kızdırmak gibi bir niyetim yok. Zaten yorgun da hissediyorum. İnanılmaz bir eklem ağrım var. Hepsi yoğun tempo ve aşırı çok aşırı sıcaktan oldu sanırım. O nedenle sağlığımı toparlamadan bir işe başlamak o işi çöpe atmak olacak. Para sıkıntısı da yaşamıyorum o nedenle önceliğim sağlığım. Sağlık olduktan sonra bu muhasebe bilgisiyle şirket yönetirsin burcu…….

Her şey güzel aslında sadece boşluklar var. Jengadaki gibi. Yıkılsam yıkılacağım, ayakta zor duruyorum gibi. Ama ayaktayımda. İşte siz anladınız. O boşluklara müdahale mi etmem lazım. Yıkılıp tekrardan mı başlamalıyım bende anlamıyorum hiç. Ama hayat şu an gerçekten güzel. Sadece benim duygularım hissiz, bakışlarım hissiz ve donuk. Buna da çareyi elbet zaman içerisinde bulacağım. Burcu sen yaparsın kızım! Yapacağından eminim!

Sakin ve güzel bir hafta sonu oluyor. Umarım sizin içinde süper bir hafta sonu oluyordur. Yazdıkça güzelleştiğim bir yazı oldu. Kendimi daha iyi hissediyorum. Şimdi kitabıma dönüyorum. Hepiniz kendinize süper iyi bakınnnn.

Sevgilerimle.

Haykırmak

Demeter hayatıma bereket getirse şu an ne güzel olurdu. Freya da olur hiç fark etmez. Uyumadan bir yazı ile içimi yine buraya dökmek istedim. Bu bloga bazen aşırı depresif, bazen motivasyonu yüksek yazılar yazdım hep. İkisini de nasılsam nasıl hissediyorsam öyle yazdım. Kendi hayatımda duvarlarımla, hayattan pek de istediğim verimi alamadan yaşıyorum. Çoğu şey, ters düz oldu ve ben hala alışma aşamasındayım. Hayat sürprizlerle dolu. Bazıları iyi bazılarını hades ayarlıyor herhalde.

Gökyüzünü seyrettim bugün uzunnn uzun. Deniz kenarındaydım. Çok fazla yüzmedim ama çok fazla bakındım gökyüzüne. Hani diyordum ya kafamın içi sustu diye, birazcık konuşmaya başladı kendisi. Bu iyi haber çünkü normalleşiyorum demektir. Sessizlik sinirime dokunuyordu. Boş boş bakınmak gerçekten hiç de güzel bir şey değilmiş. Düşünüyorum öyleyse varım cümlesine sonuna kadar katılıyorum. Zaten çok fazla şunu da yapsaydın, keşke şöyle olsaydı, şunu da bir gözden geçirseydin diye tatava yapmadığı sürece beynim ile gayet iyi anlaşıyoruz. Kendimi bildim bileli kafamın içi hep mükemmeli konuşur. Mükemmeli oldurmak için ne kadar uğraşırsam uğraşayım ya gerçekten mükemmele yakın bir sonuç elde ederim ya da tamamen tam tersine ulaşırım. Oluruna bırakmak… Şu oluruna bırakma olayını 25 yaşında hayatıma soktum. Daha çok yeni. Geçen sene aklım erdi şu akışına bırakma olayına. Depresifliğimi yazıyorum, içimi döküyorum buraya ama oluruna da bırakıyorum. Hayat son sürat giden bir araba ve ben şoför koltuğunda değilim. Arka tarafta müdahale etmeden oturuyorum. O ön koltuğa geçersem, inat etmiş olacağım ve her şey çığırından çıkmaya başlayacak bundan eminim.

Hayat aslında o kadar da kötü değil. Sadece sevgi olayları, duygusal boşluk durumları beni yoruyor. Gerçekten duygusal olarak bir çıkmazın içindeyim. Dış etkenler de buna tuz biber oldu. Ama boşluktayım diye de kendimi perişan etmeyeceğim. Akışş ya! akışa bırak burcu… Hayat sürekli sürprizlerle gelir. Üst üste yaşadığım talihsiz olaylardan sonra şu an güzel bir sürprizle gelse beni çok mutlu etmiş olacak. Güzel bir sürpriz istiyorum ne ile alakalı olduğu umrumda değil. Biraz sevinmeye ihtiyacım var. Onun haricinde hayat akıp gidiyor işte. Bazen yetişemiyorum hızına, bazen de kayboluyorum. Dün kaybolmuştum mesela. Buraya yazdığım belki de en depresif yazıydı. Ama tam olarak anlattığım gibi her şey. Duygusal boşluk, kocaman. O kadar büyük ve ıssız ki… Sanki hiç olmayacak hiç yüzüm gülmeyecekmiş gibi. Sanki kalbim taşlaşmış. Bir gün belki cıvıl cıvıl olacak içim. Hem de hiç bir kadehe gerek kalmadan. Koşacağım kumsal boyu. Kahkahalarım eskiden olduğu gibi inletecek etrafı. İşte o zaman rüzgara doğru kollarımı açtığımda hayata, ben de buradayım bak gör beni diye bir bakış atacağım. Sonra da belki koşarak sevginin en saf haline ulaşacağım. Olur bence neden olmasın ki. Bugün, hayatta olmaz Burcu, saçmalıyorsun gününde değilim.

Hepimiz varolduğumuz sürece güçlü güzellikleri bulup onlara sımsıkı sarılacağız. Ağlayacaksak mutluluktan ağlama vaktidir. Ben hayatta en çok mutlu olmayı başarmak için uğraşıyorum. Pek iyi gidemiyorum malesef ama çok şey öğreniyorum. Yaşadığım her iyi ve kötü olaydan yeni, yepyeni duygular ile çıkıyorum yüzeye. Boğulduğum çok an oldu fakat yüzmeyi hatırladım hep. Hayat güzel şeyler ile gelecek bana biliyorum. Sevgiye, güzel olan bir yaz mevsimine, peşinden gelen sonbaharın başlangıçları getireceğine inanmak istiyorum.

Kaybolmuş olsam da bugün haykırıyorum. Olacak biliyorum. Haykırıyorum ve hepimiz için musmutlu günler diliyorum. Belki yarın bana olmasa bile siz güzel bir ana tanıklık edersiniz. Beni bugün tekir bir kedi hayata döndürdü mesela. Hayata bir kedi patisi de damga vurabiliyor. İlla nirvanaya ayarlamayın kendinizi. İsteyin, dileyin olsun! Ben şimdi bir dilek tutuyorum.. Olursa buraya yazacağım! Hepinize mükemmel bir hafta sonu diliyorum!

Sevgilerimle.

Sessiz bir gece

Her şeyin nasıl da değiştiğini düşünüyorum. Kendi kabuğumda, depresyonun kucağında ağlayarak ya da tutunacak dallarımı budayanlara sessizce baktığım, o sessiz sakin ve duygu yüklü günleri hatırlıyorum bu gece. Şimdi kendi evim, kendi hayatım, hayatımın içinde kendi dünyam ile başbaşayken yazıyorum bu satırları. Her şey bambaşka bir güzelliğe evrildi. Hayata göz kırpa kırpa bir şeyleri oldurabildim. Bugün balkonumda gökyüzüne baktım doyasıya ve içimin huzurla doluşuna bir kahve yapıp her şeyin güzel olmasına şükrettim. İş hayatıma odaklanmış, yeni arkadaşlarımla ve eski dostlarımla birlikte dolu dolu günler geçiriyorum. Tek sorun ben yalnızlığa baya alışmışım ya! Bazen kalabalıkta başım dönüyor. Bazen bir ortamda sessizlik arıyorum, o an kimse bana dokunmasın istiyorum. Sonra bir sigara yakasım geliyor. Çok zor tutuyorum kendimi bir sigara yakmamak için. Bu savaşı sanırım yakın zamanda sonlandıracağım. Bir yanım içme diyor bir yanım sürekli arıyor. Nedeni de keyifli olmam ahahahha. Sohbet esnasınsa falan sürekli elim arıyor. Bazen işte o sessizlik aradığım anlarda da. Ama dayanabildiğim yere kadar dayanacağım. Çünkü kendime bu konu hakkında en iyisini yapacağıma dair söz verdim.

Günlerim gerçekten çok güzel geçiyor. Yeni arkadaşlarım, eski dostlarım hep birlikte dopdolu günler geçiriyoruz. İzmire gerçekten kavuştum. Duvarlara yaza yaza, hayatımı kuracağım diye diye kurdum sonunda kendi hayatımı. Geliboluyu özlüyor muyum peki? Valla hiç özlemiyorum. Tek özlediğim ailem. Onları aşırı özlüyorum ama üç hafta sonra kavuşuyoruz!!!! Serhat da benimle kalacakk. O nedenle bu da mükemmel olmam için bir neden daha işte! Kardeşimin benimle kalması müthiş olacak. Onu aşırı aşırı ve aşırı özledim.

Salı günü için iş arkadaşlarımla plan yaptık. İş çıkışı kendimize bir gelelim istedik. Valla süper olacak diye düşünüyorum. Hepsi hem eğlenceli hem de süper komik ve tatlı insanlar. Cuma günü buluştuk inanılmaz keyifli geçti. Kahkaha atmaktan, dertleşmekten çenem ağrıdı ya. Başıma gelen talihsiz aşk serüvenlerinden bahsettim ahahahaa. İnanılmaz komik bir ortamdı. Anlatırken o kadar çok eğlendim ki oysa yaşarken ne kadar zordu. Şimdi kahkaha atarak anlatıyorsun. O zaman kalbin falan ağrıyor şimdi ise bir feminist edasıyla anlatıyorum her şeyi. Kızlar flört et insanlarla falan diyor ama ben kim flört etmek kim ya. Ay valla içim almıyor. Birine kendimi anlatamam ve onun anlatmalarını da dinleyemem. Yemin ederim dünyanın en yorucu olayı olabilir benim için. İş erkek arkadaş, flört mevzusu falansa ben yokum. Kızlar ise, zaman geçer falan diyor. Ay valla benim zamanım çok kaliteli geçiyor. Bu kaliteli ortamı salağın biri yüzünden bozamam. Bu zamana kadar destek ol, yanında ol, adam et falan filan derken ne oldu??? Kocaman bir hiç. Sadece yoruldum. Sadece nefessiz kaldım, ilişkinin bokluğu yüzünden. Şimdi ise kendimden, hayatımından, her şeyden ama her şeyden çok memnunum. Bir gün belki bu zamanlardan bıkar ve duygusal bir şeyler ararsam onu o zaman düşünürüz. Ama şu an, duygusal bir olay, duygusuz bir olay, ilişki anlamında hiç bir olay istemiyorum.

Beni bu hale getirenler utanır mı bilmem ama zaten utansalar da utanmasalar da umrumda değil. Sadece midemi ağrıtıyorlar. Bulanıyor diyesim geldi ama ahahha neysee. Başıma ağrılar giriyor. Bir de dırdırları düşünsene burcum ayhhh anksiyete nedeni erkek milleti.

Odamdayım, peri ışıklarım, tütsüm ve kahvemle yarın için kendime iş anlamında full enerji diliyorum. Sonra Hasanağa Bahçesi, yürüyüş ve bol bol temiz hava benimle olacak. En güzel dinçlik Hazirandadır. Haziranı her zaman çok sevmişimdir. Yazın en güzel ayı. Ne çok sıcak ne de çok sıcak. Tam ayarında. Geceleri serin serin uyuyorum ya. Gündüzleri ise duş sonrası kendi kendine saçlarım kuruyor. Mükemmel bir yaz ayısın Haziran! Beni çok ama çok mutlu eden bir yaz mevsimi geçiriyorum. Kulağımda sevdiğim bir melodi ayaklarımı uzatmışım pencereye doğru off inanılmaz güzel her şey! Her gece bu anlar için şükredip uyuyorum. Dahası için çabalayacağımı kendime söyleyerek uyuyorum geceleri. Maaşımı aldığım gün kendimi ödüllendirip güzel bir gün yaşayacağım. Kiramı ödeyeceğim ya ahahahha. Of süper valla fatura mı ödeyeceksin sen burcuuuu… Ahahahha ayy hala eve ne alırsam alayım aşırı mutlu oluyorum. Kitaplarımı da yerleştirdim falan, eve zaten ilk girdiğim andan itibaren ısınmıştım, şimdi ise her şey mükemmelinde ötesinde benim için! Türkçe rap dinliyorum aralıksız hahahaha of sabah mod yükseltiyor cidden. Açıyorum son ses koyuyorum kahve suyunu. Kahvem olana kadar evde bir dans ediyorum. Sonra modum aşırı iş için yüksek oluyor. Valla mod yükseltmek için Türkçe rap birebir. Dans ede ede hazırlanıyorum. Yarın sabah yine oynayacağım hahahaah. Kızlarla salı günü bornovaya gideceğiz yolda da ruhum oynar artık doyasıya ahahahaha. Bir de kısa zamanda ehliyet almaya karar verdim. Yani yaz sonuna kadar bu planı hayata geçirmeyi düşünüyorum. Araba alma planım var çünkü. Biraz uğraştırcak beni ama hallederiz diyor babam. Neyse ya ben süremezsem Serhata şoförlük yaptırırım. Çareler tükenmez!!! Alacağım arabayı!

Öyle işte göründüğü üzere bazen kalabalıklarda kaybolsamda kendimi buluyorum her yerde ve her zaman. Gözlerimde artık buz parçaları yok. Gözyaşım gözümün kenarında durmuyor artık, ya da burnum sızlamıyor. Bu başarıdır benim için! Bu hayatın evet sen de buradasın deme şeklidir!!! Hayat sanırım ikimizde birbirimizi seviyoruz. Bu anları yaşamama yardımı dokunan her olaya teşekkür ediyorum!!

Asla vazgeçmemek budur işte! Asla vazgeçmemek mutluluk üstüne bahis yapmamaktır. Sevgiden yana gasp edilmemektir. Dönüşü olanları ya da gidişi olanları savunmamaktır asla vazgeçmemek. Asla vazgeçmemek kendine bir şans vermek, taşlaşmış kalbine en sevdiğin şarkıyı dinletmektir. Asla vazgeçmeyin ki hayatınızın bir şarkısı olsun!! Doyasıya dans edebileceğiniz bir şarkı!

Sevgilerimle.

Gözlerimin etrafındaki çizgiler, hayata tutunduğum günlerin en güzel hatıraları sanırım! Her zaman gülümse burcum!