Yeşil

Yeşeren umutlar… Bir ay önce sanırım kendi dönüm noktamı yaşamışım. Her şey şu an çok pozitif, ben pozitifim. Okuduklarım, yaşadıklarım, dostlarım, ailem hep hayalini kurduğum o tatlı mutluluk ve huzur benimle. Kötü olandan kendimi uzak tutuyorum. Daima en güzelini diliyorum. Daha da güzelini, çok güzelini. Çünkü her zaman daha iyisi için uğraşıp, daha iyisini dilemeliyiz.

Arkadaşlarım bana tam destek ve ben de onlara tam desteğim. Bir kaçı gerçekten zor zamanlardan geçiyor ama hepsini birlikte aşacağız.

Ah bi de kediler. Onlara her sabah koştuğumda huzur dolu oluyorum. Uyku düzenim yerine geldi. Güne daha bir dinç daha bir pozitif uyanıyorum. Her sabah onları bulmak ve onları mutlu etmek aşırı hoşuma gidiyor. İyi insanlarla karşılaşıp iyi şeyleri yapabilirsiniz. Ahmet abiden hem hayat dersi öğreniyor hem de kedileri beslemiş oluyorum. Her an bir şekilde bir cana umut olabilirsiniz. Hayattan asla umudu kesmeyin. Ben kesmiştim biliyorsunuz ama bu çare değil bu son. Hayat ise her zaman sonun başlangıcına ait bir döngü. Sürekli başka hayatlara dokunun, sürekli başka insanlara ve hayvanlara umut olun. Mutluluk ve sevgi paylaştıkça çoğalır.

Bu yıldan istediğim umut olmaktı. Şu an umut oluyorum, hatta hayatımdaki her şeye umut oluyorum. Yeni yıl dileklerimden biri erkenden benimle oldu. Şu yaşadığım mutluluğu tarif bile edemem ama umutlarımın yemyeşil olduğunu söylebilirim. Hayatım, hayallerim, umutlarım, umut yolunda olduklarım, umudu paylaştıklarım hepsi yemyeşil.

Asla kendiniz olmaktan vazgeçmeyin. Sizi, siz olarak kabul edenlerle olun. Çünkü hepiniz ışıl ışıl bir ruha sahipsiniz. Hepimiz özeliz. Hayat zor ama hayat sürekli bir şeylerle yolunuza çıkacak. Daima kendiniz olarak karşılayın bunları. İyilikle yaklaştıkça yemyeşil olacağız.

Hepimizin hataları olmuştur, olacak. Ama hepsini düzeltmek için varız. Ben şimdi bu yolda daha iyisini yapacak gücü bularak hareket ediyorum. Ben parlayayım ve etrafıma ışık saçıp onları da parlatayım. Güzellikler bizimle olsun güzel insanlar.

Depresyonu gömdüğüm bu yolda, belki tekrardan hayatıma gireceğini bilerek hareket ediyorum. Majör depresyon terk etmeyecek biliyorum ama onu daha hızlı yok edecek gücü artık kendimde görüyorum. Ben yapabiliyorsam, sizde yapabilirsiniz. Bunu hayatından vazgeçmiş birinden okuyorsunuz. Çünkü biz hayatı yaşamayı ve yaşatmayı hakediyoruz. Hayatı yaşatın!

Sanırım devasa büyüklükte bir motivasyon konuşması oldu ama bunları yazıp sizi de mutlu etmek istedim. Sevgi dolu olmak en çok bize yakışır! Daima güçlü olmanız dileğiyle!

Yarın çok ama çok güzel olsun! Ben yarın sabah kedilerimleyim.. Şimdi sizinle de bir kaç fotoğraf paylaşacağım. Bugün boks eğitimli, herkese yumruk sallayan, yumurcak kedi yeşil göz kucağıma yattı! Belki soğuk olduğu için beni kullanmış olabilir hahahaha ama olsun sonuçta kucağıma yattı!

Kedilerin gur gurlaması tadında bir pazar gününüz olsun!

Sevgilerimle!

Boksör kedi yeşil göz!
Kedi maması seven bir karga!

Kedilerden asla vazgeçme

Cidden blogumun adını bu yapacağım sanırım. Kedilerden asla vazgeçme… Bugün kendimi dışarı atıp yine ve yeniden sokak sokak dolaştım. Bir de yeni yapılan köprüye karşı deniz kenarında bir arkadaşımla sohbete daldık. Yeni ama güzel bir arkadaşlık. Biraz tuhaf falan tanıştık ama aramız baya iyi aşırı derecede gülüyorum. Yeni insanlarla tanışma duygusunu unutmuştum geçen seneye kadar. Ama bu 2021 senesinde hiç de öyle olmadı. Gezerken, dolaşırken çok ama çok başka hayatları dinledim. Dert ortağı oldum, dert ortağı oldular. Kendimi yenilenmiş hissediyorum. Bugün kahve içmeye gitmeden önce yine bir kedo ile karşılaştık.

Kucak kedisi

Gerçekten kucak kedisi. Bana sürekli patileri ile masaj hareketleri yaptı. Sanırım kedi çekiyorum. Bu aralar baya karşılaşıyoruz kedilerle. Ama bana cidden, gerçekten terapi gibi geliyorlar. Belki de buna ihtiyacım vardır. Belki de bana bilerek geliyorlardır. Ay iyi ki de geliyorlar!

Şunun kafasını yaslayışına bakar mısınız yaaa! Çıldırıyorum. Kedilerle aramda gerçekten çok kuvvetli bir bağ var. Gördükçe gözlerimden kalpler çıkıyor. Sevdikçe yüzümdeki tebessüm kocaman oluyor. Bu kedonun adını ömer koydum. Kendisi ezelin ezel olmadan önceki hali gibi saftirik. Sevgi doluu. Kucağımdan asla inmek istemedi ama kahve içmeye yürümem gerekiyordu. Gerçekten baya bir eğlendim. Aynadaki yüzüme bakınca mutluluğumu görebiliyorum. Perşembe günü de bu arkadaşımla çanakkale ye gideceğiz. Bi kahvaltı falan yapalım dedik, farklılık olur. Her şey gerçekten normale dönüyor sanırım. En azından atak falan kalmadı. Depresyonu da sağlam kovaladım galiba. Yine de her yükselişin bir düşüşü olur gibi saçma sapan bir his sarıyor içimi. Ne yalan söyleyeyim düşmekten çok korkuyorum. Adımlarımı düşmemek için sağlam atıyorum ve kendim için yanlış bir şey yapmamaya çalışıyorum. Korkuyorum ama zamanla geçecek biliyorum. Bu korku beni terk edecek ve ben daha rahat bir nefes alacağım.

Düzensiz beslenmemden dolayı ya da iştahsız olmamdan kaynaklı bu iki gündür mide ağrım oluyor. Aniden kasılmalar giriyor ama bugün çok fazla oldu. Sürekli yürürken mola vermek zorunda kaldım. Midemi göstermem gerekiyor sanırım tekrardan. Ülseri tekrardan en kötü hali ile yaşamak istemiyorum. Sanırım yeniden haşlanmış sebze yemeye dönmem lazım ve kahveyi azaltmam gerekiyor. Zor olacak ama mide ağrısı çekmektense kahveyi azaltmayı daha mantıklı buluyorum. Çünkü ülser ağrısı korkunç bir ağrı.

İzmire de planımı sürekli erteliyorum. Çünkü oraya gitmekten de korktuğumu hissediyorum. Sanki yeniden hastalanırmışım gibi hissediyorum. Hayatımın en zor anlarından birini bu yaz İzmirde yaşadım. Travması hala benimle olduğu için bir türlü cesaretimi toplayıp İzmire bilet alamıyorum. Hatice sürekli ne zaman geleceğimi soruyor ama şu an çok da iyi değilim diyorum ona. Gerçekten de İzmir için iyi değilim. Biliyorum bu durumu da aşacağım ama biraz daha zamana ihtiyacım var. Anlayacağınız korkularım ve ben habire vals yapıyoruz. Ya da tango baya alevliyiz çünkü.

Üçüncü üniversite işine karar verdikten sonra neden ağırdan aldığımı sorguladım bugün. Ona da el atacağım. Aklımda deli planlar var. Önce kitap sonra yeni bölüm ve sonra belki de sağlığımın düzelmesi ile girişeceğim bir iş. Sağlığım bomba gibi olmadığı sürece bir işe girmeye asla hazır değilim. Çünkü kendimi tanıyorum yarıda kalacağım ve bu en son isteyeceğim şey. Ayrıca kitap çıkınca en büyük hedeflerimden birini başarmış olacağım. Sanırım o yolda yürümek daha mantıklı. Severek bağlandığım güzel bir iş. Yazmak dünyanın en güzel olaylarından biri, tabi kedilerden sonra.

Günler güzel geçiyor. Karanlığı aydınlatan ışığa odaklanıp hayatımı yoluna sokmaya başladım. Umarım daha güzel günler benimle ve bizimle olur. Yaşamaktan, doyasıya yaşamaktan vazgeçmiyoruz. Asla vazgeçmiyoruz. Hayata ben de buradayım diyor ve martılar gibi kahkahalar atıyoruz!

Sevgilerimle

Biraz kedi biraz mutluluk

Bugün mükemmel bir enerji ile uyandım. O nedenle yerimde duramadım bir türlü. Kocaman bir peynirli omlet yaptım, çayımı muhteşem bir şekilde demledim (çay demlemek sanattır) sonra kekikli peynir, soslu zeytin vs derken bizimkileri uyandırdım. Hep birlikte doyasıya kahvaltı yaptıktan ve uzun uzun balkon keyfi yaptıktan sonra bir Türk kahvesi ile keyfimize keyif kattık. Umberto Arte ile Sanat 2 kitabına daldım uzun uzun. Kesinlikle incelemeniz lazım. Sonra bir filtre kahve yaptım kendime, kitaba dalış o dalış. Saat 3 gibi anneme hadi dışarı çıkalım dedim, hava bugün biraz güneşliydi. Sahile doğru yürüdükten sonra bir kafede mola verdik ve bu tatlılıkla karşılaştım.

Sıcağı görünce mayışanlarda bugünnn

Uyuduğu için sevmek istemedim, keyfi çok yerindeydi. Türk kahvemizi içtik tekrardan. Sonra annemle uzun uzun sohbet ettik. Sıcak da baya iyi geldi kafe baya sıcacıktı. Sonra tekrardan sahil boyu yürümeye çıktık.

Gelibolunun kafa üşüten soğukluğundan bir kare. Uzun uzun yürüdük. Ama yürümek kocaman bir terapi haline geldi. Aşırı derecede kendimi iyi hissetmemi sağlıyor. Sonra bir bankta mola verdik bi sigara yaktık, rüzgar yüzümüze yüzümüze vurdu. Üşüyene kadar oturduktan sonra tekrardan yürümeye başladık. Kumsala vuran denizanaları sahili terk etmiş. O kadar kötü kokuyordu ki bu durum beni sevindirdi. Bir büfede mola verip karton bardakta çay aldık. (Kahvesi yoktu ama denize karşı çay içmiş oldum selam olsun) Büfe sahibi ile uzun uzun sohbet ettik. Geçen senede hep ondan alırdık sizi tanıdım falan deyince çay üzerine sanırım tam 15 dakika konuştuk ahahaha. Sonra bizim üstümüze bir sürü müşteri gelmeye başlayınca ayağınız uğurlu geldi dedi. Sanırım günün beni mutlu eden ikinci pozitif olayı bu oldu. Üçüncüsü ise Eceye moral verdiğim ve onun bana sen benim en değerlimsin demesi. Ece de benim en değerlim, gerçekten iyi ki var!

Dördüncü en pozitif olayım ise eyşanla karşılaşmak hemen olayı fotoğraflandırayım….

Senin ağzını burnunu yerim Eyşan! Burna bak ya pembe pembe! Onunla da uzun uzunnn sohbet ettim. Ömerle cengizi rahat bırak kendi ayaklarının üzerinde dur ve mamana sahip çık dedim. O da kucağıma atlayıp yatmayı tercih etti. Mama konusuna gelince kendisine koşarak migrostan yaş mama aldım. Eyşan umarım farkındasındır seni ne kadar çok sevdiğimin.

Sonra eve yaklaşınca balkonuma kavuştuğum an da yaklaşmış olduuuu. Bir balkon keyfi de yaptıktan sonra günümün çoğunu biricik annem ile tamamlamış oldum. Yemek yaptık, yedik derken şimdi buradayım. Yarın kuaföre gideceğim. Normalde saçımı hep kendim boyarım ama asker ben sizin saçınızı muhteşem yapacağım dedi. Ona güvenerek yarın orduevine gideceğimm. Birde saçlarımın uçlarından keseceğiz çünkü ben biraz yamuklaştırmış olabilirim… Birde kaküllerim uzadı, onlarında ucundan almamız lazım. Uzun bir süre daha kaküllü olacağımm. Bu saç bana baya iyi geldi. Ya da ben öyle oldu sanıyorum. Neyse bunun hiç bir önemi yok. Sonuç olarak gerçekten neşeli hissediyorum. Sert esen rüzgarda saçımı savura savura yürüyorum hahaha.

Günüm huzur dolu geçmiş oldu. Pozitif bastık bünyeye. Kediler köpekler derken sevgi dolu bir yazı oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ederimm! Şimdi ise çayımı yudumluyor ve balkonda kendimi huzur dolu bir yazı yazarken buluyorum. E daha ne olsun! Unutmadan.. Bir de bugün bir iş görüşmesi için çağrıldım. Yine volkswagen ve yine muhasebe pozisyonu için. Fakat gelmeyeceğimi söyledim. Daha önce de bir lojistik firmasını reddetmiştim. Açıkçası sağlığım gerçekten evet sen mükemmelsin diyene kadar hiç bir işe bulaşmak istemiyorum. Kendimi uzun çok uzun bir tatile çıkardım. İzmir macerasında epilepsi ve ses tellerimin yırtılması bana bunun gerektiğini söyledi. Bir an da işimi terk etmek zorunda kaldım. Sonra da evimden ayrıldım. Hepsi üst üste geldi. Onun dışında da tekrardan güvendiğim o lanet dağa kar yağınca ve bir kaç etkende olunca uzunca bir tedavi sürecine girdim. Ardından depresyon işte ben geldim buradayım! dedi bana. Ses tedavisi, epilepsi tedavisi, depresyon tedavisi derken çok yorgun düştüm. Hala da yorgunum. Depresyonu yendim evet fakat daha da iyi olmalıyım. İş tekliflerine o nedenle sıcak bakamıyorum. Çünkü korkuyorum. Sadece tek istediğim kitabımı tüm kitapçılarda görmek, onun haricinde muhasebe vs bu tarz konuları düşünmüyorum. Çünkü Çanakkaleye taşınmak zorunda kalıp tek başıma yaşayacağım. Epilepsi hastası iseniz hayat tek başına yaşamanız için çok da kolay değil. O nedenle şu epilepsimi yoluna daha çok yoluna sokmak zorundayım. Depresyon illeti ise şu an da benden çok uzaklarda gibi duruyor, fakat en hassas noktanız da yakalıyor sizi. Neyse kötüyü asla çağırmıyoruz ve mükemmel hissediyoruz!

Umarım dileklerimizin çoğuna tik attığımız günler çok ama çoook yakınımızdadır! Sevgi bizimle olsun!

Sevgilerimle!

Kediler

En çok hangi hayvana hayransın deseler şüphesiz kediler derim. Bugün başımdan bir olay geçti daha tazeyken anlatmak istiyorum.

Balkonda oturuyoruz bir küçük kedi miyavlama sesi duydum. Neyse kafamı uzattım allahım bir güzel bir güzel beyazı çok olan bir tekir kedi yavrusu. Burada da köpek çok kesin kaçmış evden yolunu da kaybetmiş. Neyse köpeğin havlayınca arabanın altına kaçtı sandım. Koşa koşa terliklerimle telefonsuz falan üstümde kapşonlu, ayağımda terlikler yavruyu kurtarmaya indim. Neyse ağaca çıkmış meğer. Çocukluğumdan idmanlı olduğum için ağaca tırmandım. Diyorum ki sen napıyosun annnemmmm, gül gibi evini bırakıp ne maceralara çıktınnnn, şimdi ben seni yemez miyimmm, falan filan. Kardeşim de peşimden geldi. Kurtardım yavruyu aşağıya indim. Serhatta köpekleri kovuyor. Neyse bir baktım tırnakları kesilmiş, tüyleri parlıyor, ağzı mama kokuyor dedim bu kesin yeni kaçmış. Oturduk bir banka seviyoruz ama ne sevme küçücük suratı var zaten. Seviyoruz sürekli o da patileri ile masajlar yapıyor. Ama tam kucak kedisi. Ben yine ben seni yemez miyim, sen küçükcük müsün ay partilerinin altı da pembe aman da aman sen büyüyecek misin modundayım. Eve de çıkarmak istemiyorum çoluk çocuk peşini bırakmayacak dedik zaten kediyi bulduk kucağımıza da aldık biraz gezip hava alalım. Ben tabi hala çılgınlar gibi seviyorum onu derken bi mahalle aşağısında genç bir kız kedi arıyor. Bizimde kucağımızda kedi ben yanına gittim biz de yeni bulduk senin olabilir mi falan bizim ki ona gitmek istiyor ay dedim sen anneni mi buldunnnnn, ay seni tekrar evinemi kavuşturdukkkk. Kız zaten ağlamış perişan ben bulamasaydık eve alacaktım sonrada sahiplendirecektim ama annesine kavuşturmuş olduk. Adı da ninaymış. Ya nina seni varya ısırırım hala gözümün önündesin. Keşke hepsini fotoğraflarla anlatabilsem size ama mahallenin delisi gibi çıktım sokağa ahhahaha. O yavru ile sahibini kavuşturma anını asla unutmayacağım. Uzun süre sonra da yavru kedi sevmiş oldum. Gelibolu fulllll köpek dolu. Gerçi Ayşegül beslemişti yavruları ama kucağıma alamamıştım çok fazla, çünkü mama yiyorlardı. Ama bu gece bana huzuru yaşattı.

Aşırı mutluyum aşırı! Lütfen kedi köpek beslemekten kaçınmayın. Onlara ev olmaktan sakın korkmayın sahibini bulamasak ben evimde olmadığım için kendim sahiplenemezdim belki ama sahiplendirmeden de eve, geliboluya dönmezdim. Yuva olun, mama olun, bir kap su olun. Dünyanın en harika canlıları hayvanlar. Ben bir kuş bir kedi ile evde çok zorluklar çektim ama ikisini de her zaman deli gibi sevdim. Onların şefkate ihtiyacı var. Onların sevgimize, güzel sözlerimize ihtiyacı var. Hayat onlarla güzel. Kuşlarla, kedilerle, köpeklerle güzel. Sevginizi asla esirgemeyin. Sevmekten kaçınmayın. Ben deli gibi kedi köpek sevdiğim bir dönem uyuz olmuştum. İyileştikten sonra bile vay ben uyuz oldum sevemem artık demedim.

Anlayacağınız huzur dolu uyuyacağım. Bir yavruyu sahibinin kucağına bırakmış oldum. Onun ben mama kokan ağzını yerim yer! Umarım bu yazı ile belki birilerine hayvan sevgisi aşılamış olurum. Onlar da bizim gibi. Onlarında her şeye ihtiyacı var. Yarın mama ve su kaplarını tazeliyoruz, yoksa da hemen koyuyoruz!!!!

Bugün yaşadığım huzur kadar huzurlu bir gece diliyorum size. Nina bebeğimsin daima!

Sevgilerimle.

Sonbahar

En sevdiğim mevsimlerden biri. Son diye galiba. Çünkü sonları hep sevmişimdir. Bana hep tekrardan başlamayı hatırlatır. Sonbahar olunca çok ama çok eskiden hep efkar basardı içimi. Nedensiz bir hüzün oluşurdu bende. Sonra nasıl atlattım bu anı onu anlatayım. Her sonbahar da üzüldükçe, gereksiz yere içime darlanmalar gelince. Derinliklerime inmeye karar verdim. Neden bir mevsime kin besler ki bir insan? Sonra sonbahar da başıma gelen üzüntülere, kederlere baktım. Bu böyle olmaz dedim kendime. Her sonbahar bir keder beklemekle geçmez hayat. Ya da kederleri hatırlamanın da bana bir faydası yok. Sonra kendime her sonbahar da hoşuma gidecek şeyler aldım. Kitaplar aldım. Okudukça derinliklerinde kaybolayım başka hayatlara destek çıkayım da belki kendi sonbahar üzüntümü unuturum diye. İşe yaradı. Sonra kedimi sevdim. Dışardaki hayvanlara mama alıp hepsini tek tek gezmeye başladım. Çünkü biz ne kadar zorlanıyorsak, onlar bin kat daha zorlanıyordur diye. Besledim, büyüyen yavruları gördüm. Sonra bir sonbahar apartmana kedi yavrulamış. Ama o kadar küçükler ki dört tane yavru. Annelerini bekledim sürekli. Kapıyı açık bıraktım ama gelmedi. Yavrulara o sırada şırınga ile kedi sütü tozu vermeye başladım. Ölecekler çünkü. Yağmurlar yağıyor anne ortalıkta yok en son dayanamadım eve aldım yavruları. Besliyorum, sonra karınlarını okşuyorum veteriner çatlamasınlar diye öyle yapmamı söylemişti. İnanır mısınız daha göbek bağları duruyordu. O kadar küçükler. Baktım, uyumadım ama başlarında bekledim. Çok küçüklerdi. Sonra iki yavruyu kaybettik. Ama nasıl üzüldüm anlatamam size. Ömrümden ömür gitti. O sırada veteriner de süt anne arıyor yavrulara. Neyse en son bulduk. Anne yeni doğum yapmış iki yavrusunu doğum esnasında kaybetmiş. Şirinyere gitmen lazım dedi veteriner. Kadının numarasını aldım. Anneye yavruları götürmem lazım. Çıktım yola yavrular hafif büyüdü tüylendi o zamana kadar. Hem ayrılcaz diye üzülüyorum hem de onların adına seviniyorum. Bir de şöyle bir dert var anne kabul etmeyedebilirmiş. Neyse her şeyi göze alıp gittim kadının evine. Çok sıcak bir insandı cidden yüzünde nur vardı kadının. Oturduk çay içtik sıra geldi kavuşturmaya. Anne kedi de o kadar güzel ki yemyeşil gözleri var. Yavruları koydum yanına. Allah’ım o gün o kadar hüzünlendim ki. Ama mutluluktan. Anne yavruları kabul etti ve yalayıp emzirmeye başladı. Kadın duygulandı ben duygulandım. Ben bakarım bu yavrulara dedi. Senin aklın kalmasın kızım sahiplendim ben artık onları dedi. Bir sevindim ama anlatamam size uçtum sevinçten hem yavrular sağlıklı büyüyecek hem de sokağa bırakılmayacak! Kadına defalarca teşekkür ettim. O da bana teşekkür etti. İnanılmaz mutlu edici bir gündü benim için. Yavruları son kez öptüm, kokladım kadınla vedalaştım. Bana, sana fotoğraflarını sık sık atıcam dedi. Attı da. O kadar mutlu oldum ki. Büyüdüklerini bile gördüm. Sevinç içinde yaşadım o sonbaharı. Sonra sonbaharlar benim için umudun simgesi oldu. Yeniden başlamayı öğretti bana.

Oturduğunuz yerden size bir şeylerin umut olmasını bekleyemezsiniz. Çabalamak şu hayattaki en değerli kural. Siz isterseniz kara kış bile, size günlük güneşlik olur. Ben bunu öğrendim ve bunun için çabalıyorum. Babamın bir sözü vardır. Kimse altın tepside hayatı sana sunmaz diye. Ne zaman içim sıkılsa bu güzel anıyı hatırlar hem kendime hem de başkasına umut olmak için çabalarım.

Kazanacağınız çok savaşınız olur umarım. Umarım çok ama çok değerli anlar yön verir kalbinize.

Sevgilerimle.