Huzuru kendinde ara

Bugün erken uyandım ve hemen kahvaltı yaptım. Denize gideceğim için erken uyanmak durumunda kaldım desem daha doğru olacak. Neyse kilo aldığımı biliyordum ama üstüne bir kilo daha almışım. Sevimsizce indim tartıdan. Kontrol ettim defalarca yok cidden kilo almışım. İşin kötü yanı elbise giyince göbeğim çıkıyor. Dertlere bak dertlere… Neyse kiloyu veririz çok dert etmeyelim. Bugün huzurlu bir gündü. Denize gittim yemeğimi yedim. Baya uzun süre kaldım hatta suda. Normalde yüzmeye çok bayılan biri değilim çünkü. Sessizce su da yüzdüm yüzdüm yüzdüm. Deniz yıldızları oldurdu hep ama bu sene yok, nedense gelmemişler. Sonra kitabımı aldım gölgelik bir yer bulup okuyacaktım ki kitabın en arkasına içimi dökmek geldi bir an. Huzuru kendimde aramaya başladım. Başka birinden huzur beklememeyi, zaten kendi içimde huzurum olacaksa başkası ile de mutlu olacağıma karar verdim.

İnsan hayal kırıklıklarının bitiriciliğinin hemen ardından ertesi günü umutla beklemiyor mu? Yaralarımızı güneşin doğuşuna teslim etmiyor muyuz? Güneş hem yakıyor o yaraları, hem de kurutuyor. Bende kendi yaralarımı bu gece güneşe teslim edeceğim. Sonrada kendi içimdeki huzuruma canı gönülden sahip çıkacağım. Çoğu zaman hep karşımdakinin huzurunu düşündüm ve kendimi unuttum. Uzun zamandır birinin huzurunu düşünmüyorum, çünkü hayatıma birini almıyorum. Ama şu an tek önemsediğim şey, benim ne istediğim. Kendimle olan bu asla vazgeçme savaşına şimdide iç huzurumu ekliyorum. Ne olursa olsun kendi huzurundan vazgeçme. Kendini kaybetmiş olduğun her an, içindeki huzura sakla kendini. Sana senden zarar gelmeyecek. Çünkü sen, zaten iç huzurun için yaptığın savaşta galip geldin. Öp alnını ve sarıl kendine.

İç huzurumu sağlamak için öncelikle beni deli eden kendimle ilgili problemlere çözüm bulup, beni kendimde ne mutsuz ediyor onları bulup kağıda yazacağım. Sonra bunlar azaldıkça yanlarına tikler atacağım. Çünkü yazarsam onaylamam daha kolay olacak. Kendi gözlerimle belki de inatla kabullenmek istemediğim şeyleri yazacağım o bembayaz benim dertlerimi emen can dostum a4 kağıdına. O kadar çok yazdığım yazılarla dolu ki ev… Her defterin, her kitabın arasından benim dileklerim ya da sinirlendiğimde yazdığım düşüncelerim çıkıyor aralarından. Rahatlatıyor mu diye sorarsanız oldukça iyi geliyor. Tanımadığınız birine derdinizi anlattığınız oldu mu bilmiyorum ama o an bir rahatlama gelir ya insana hah öyle bir şey işte! Tanınmıyorsunuz ama çileler akıp gidiyor gözlerinizin kenarından. Çok özel ve güzel bir duygu. Benim vazgeçilmezim.

Yarın kendi içimdeki huzur için çalışmalara başlıyorum. Elimden gelenin en iyisini yapacağım, çünkü asla vazgeçmiyoruz. Daha sonra naptım, kitabın arkasına içimi döktükten sonra bir defa daha denize daldım çıktım. Dalarken burnumu sürtmüşüm burnumun ucu çizilmiş… Dalarsında kafa, göz, burun dalmazsın esprisi yapsam… Tamam gerçekten kötüydü….

Sonra yemek yendi üstüne kahve içildi. Baya iyi geldi bana ağaçların arasında kalmak. Kendimi dinç hissettim. Bazen çok yaşlanmış hisediyorum ama doğa ile birlikte olunca insana rahatlama geliyor. Hatta ayaklarımı bol bol toprağa bastım. Negatif ne varsa gitsin diye. Hayatımda beni zorlayan en çok şey uyku olayı. Epilepsi bile okey halloluyor ama ilaç içmeyi unuttuğum zaman hiç uyuyamıyorum. Bu da ister istemez canımı sıkıyor. Devamlı ilaca hapsolmak çok sinir bozucu bir durum. Neyse bunu da halledeceğim. İç huzura ulaşınca uyku da hallolacak bence. Çünkü kafam hiç susmuyor ilaç içmeyince. O nedenle uzun uzun, madde madde beni rahatsız eden ne varsa halledeceğim hepsini.

Bugün en çok yine ve yeniden scorpions dinledim. Bir de Mozart a taktım bu aralar. Uyurken baya iyi oluyor. Tek sorun kulağımın birinin dışı acayip şekilde kaşınıyor. Bunun için daha önce kkb ye gitmiştim merhem vermişti iki tane. Sonrasında geçince kullanmayı bırakmıştım ve alerjik olduğunu söylemişti. Şimdi yine başladı bugün tekrardan krem sürdüm. O nedenle uzun süre kulağımda kulaklık olmasını da istemiyorum. Mozart ı açıyorum spotifydan yanımdaki masaya koyuyorum telefonu ve dinleye dinleye uyuyorum. Huzurla bir ilgisi olduğu kesin. Çok ama çok iyi geliyor insana.

Uyku zamanım artık gelmiş bulunmaktadır. Bugün ki kişisel gelişim programımızın daha sonuna geldik. He heyt biz nereleri yendik ya bunlar ne kiiii!! O yüzden beni okuyan herkes, iyi ki varsınız! Umarım daha güzel günler bizimle olur ve kendimiz ve istediklerimizle ilgili olan savaşımızı biz kazanırız! Bu gecenin ardından, güneşin doğuşu ile birlikte, kendimiz olmak için depar atıyoruz. Neden? Çünkü biz önemliyiz. Neden? Çünkü biz asla vazgeçmeyiz! Evet şimdi doğru maça.. Şaka şaka tutamadım kendimi….

İyi ki varsınız! Haftanın başı ile birlikte güzel günler bizimle olsun!

Sevgilerimle!

Güneşe merhaba deme zamanı!

Kafa toparlamak

Uzun zamandır yazacak gücü bulamadım kendimde. Sanırım biraz kafa toparlamam gerekiyordu. Kendimi çok uzaklarda ve kayıp hissettim. Bilirsiniz o hiç bir yere ait olamama duygusunu. Ben de kendimi hiç bir yere ait hissedemedim. Bunun yanında bir de doktor randevularım fazlaydı. Sürekli doktora gidip gelmekte beni baya bir yıprattı. Ama kafamı toparlamam için sağlık konusunda da iyi olmam gerekiyordu. Bolca pagan müziği dinleyip “Dune” adlı kitabı okudum. Baya güzel bir kitap incelemesini yazacağım. Onun haricinde müzik cidden ruhun gıdası. Bu kendimi arayış döneminde bir de biraz yemek yemeye yüklendim kilo aldım. Ama sorun yok bu hafta diyete başlıyorum. O durumu çözeceğim inşallah. Evden dışarı çıkmadım. Doktor haricinde hava almışlığım yok. Ama hastane havasına baya bir doydum. Hayatımın tam da bu döneminde pazar günü kpss sınavı var. Açıkcası sinirim çok bozuk ama hep böyleydi. Hayatımın hep önemli anlarında hayat bir bokluk çıkarıp modumu eksilere indirdi hep. Ama sınavın nedense çok iyi geçeceğine inanıyorum. İzmir depremide beni çok etkiledi. Orda olmak ve yardımcı olabilmek çok istedim ama malesef bu da gerçekleşemedi. Kendimden başka herkese yardımcı olmak beni hep olumlu etkiler ama sanırım artık kendimede yardımcı olmam gerekiyor. Kafam da tonlarca soru, acaba ne zaman hayatımın sefasını süreceğim adlı başlıklarla dolu. Gerçekten azcık sefa sürsem çok iyi gelebilecek gibi. Doğanın içinde ormanın kokusunu ciğerlerime doldurup sımsıcak kahvemi yudumlasam dert tasa kalmaz bende. Corona da coştu, o da ayrı bir kafayı yorma olayı. Hasta olacak mıyız atlatacak mıyız soruları kafam da hep. Kimsede dikkat etmiyor çıldırıyorum resmen. Maskeler kollarda takılı ya da burun açık hep. Hastanede bile dikkat etmiyor insanlar. Kimse eğitilemiyor sanırım ya da canlarının bir kıymeti yok. Ama başka canları tehlikeye atmak… Ah işte bu vurdum duymazlık beni kahrediyor. Sanırım çok ama çok doldum bu konuyla alakalı. Kafa toparlama olayı sırasında bunlarda çok modumu düşürdü. Ama elimden geldiğince yemek, içecek, kitap ve müzik dörtlüsüne sarıldım. Bir de dizi izlemeye çalıştım ama sanırım bu konuda baya kötüyüm. Bir dizinin karşısına geçip saatlerce oturup bölümleri bitiremiyorum. Oysa önceden dizi başından kalkmazdım. Sanırım bu konuda da kendimi geliştirmem gerekiyor. Son bir haftadır kpss tekrarı yapıyorum. Güncel bilgilere de çalışıyorum ama o kadar çok yeni şey olmuş ki yemin ederim Einstein olsa unutur çoğunu. Neyse sanırım geri dönmek çok güzel. Sanırım bir daha bu kadar çok ara vermeyeceğim yazmaya. Sağlık peşinde koşmak, insanların vurdum duymazlığına sinir olmak, kendimi ait bulamamak bir yana yazı yazmak harika!

Tekrar kendimi kaybedersem bu da kendime not olsun. KENDİNİ HER ZAMAN KENDİNDE ARA!

Sevgilerimle!