Loki

İskandinav mitolojisine aşkım gerçekten sonsuz. Özellikle Thor ve Loki olunca gerçekten okudukça okuyası geliyor insanın. Daha önce Thor hakkında yazı yazmıştım. Şimdi diğer tanrı, kara tanrı, kötülük tanrısı Lokiden bahsetme zamanı.

Çoğu kişi bu tanrıyı gerçekten çok seviyor. Nedeni de filmler ona şüphe yok. Ben okurken baya uyuz oluyorum ama gerçekten çok muzip bir tanrı kendisi bunu da demeden geçmeyelim.

Loki aslında bilinenin aksine tanrıların soyundan gelmez. O devlerin ülkesi Jotunheimlidir. Lokiye ait hiç bir ibadet tapınağı bulunmamıştır. Bu nedenle onun tanrı olmadığı da tabi ki iddalar arasında. Boynuzları vardır. Benim en en en sevdiğim özelliği ise Lokinin şekil değiştirmesidir. Zaten bütün hileleri bu özelliği sayesinde yapar.

Lokinin bir de uğursuz çocukları vardır. Evet onlara uğursuz demişler. Bunun nedeni lokinin dişi dev Angrboda dan evlatları vardır. Anneleri uğursuz olarak anılmaktadır. Hal böyle olunca Loki kötü, anne hem uğursuz hem kötü, çocuklarda tanrılar tarafından uğursuz olarak adlandırılmışlardır. ayrıca Angrboda, Lokinin kaçamak aşkıdır.

İsminin anlamı ”logi” yani ateş kelimesinden türemiştir.

Peki lokinin Asgard da ne işi var?

Loki öncelikle, Thorun üvey kardeşi değildir. Bunun bi altını çizelim kitaplar bunu konuya değinmiyor. Lokinin annesi ve babası buz devidir. Tanrılar ve buz devlerinin yaptığı bir savaş sırasında Lokinin annesi ve babası tanrılara yardım etmiştir. Odin de savaş sonrası lokiyi Asgarda götürmüştür. Aferin sana Odin. Bravo vallahi ahahaahah.

İskandınav mitolojisindeki en bilindik hikayeyi anlatalım. Ben size bunu ”Dokuz Diyar” kitabından okuduğum kadarı ile anlatacağım.

Odin ve Friggin oğlu olan Balder en güzel olan en sevilen tanrıdır. Balder bir gün uğursuz bir rüya görür. Öleceğini gördüğü bu rüyayı paylaşır Frigg ile. Frigg ise bu durumdan çok korktuğu için evrendeki her canlıya Baldere zarar vermeyecekleri konusunda yeminler ettirir. Dünya üzerinde bir tek ökseotu yemin etmez. Minik bir ot olduğu için Frigg zarar vermeyeceğini düşünür. Loki kıskanç bir tanrıdır. Herkes Balderi ölesiye sevdiği için Balderden aşırı derecede nefret etmektedir. Bu nedenle Balderi öldürmek için deli gibi düşünmeye başlar. En iyi özelliklerinden biri olan ağızdan laf alma yeteneğini konuşturarak Firgg den ökseotu hakkında bilgiyi alır. Bunun üzerine ökseotundan bir ok yapar ve Balderin kör kardeşini kandırıp, Balderin okla vurulmasına neden olur. Bunun üzerine Balder karanlıklar ülkesine gider. Odin üzüntüden ne yapacağını şaşırır ve yeraltı bekçisi Hel’e Balderin geri dönmesi için isteklerde bulunur. Hel de dünyadaki tüm canlıların Balder için ağlamasını ister. Loki kılık değiştirme becerisini kullanır ve Balder bir daha asla tanrıların arasına dönemez.

Loki tabi ki de bu hikayeden sonra Asgarddan kovuluyor. Tanrılar Lokiyi zincirlerler. Üzerine ise zehir damlatan yılan asarlar. Loki iskandinav mitolojisinde mahşer günü olarak adlandırılan Ragnaroka kadar işkence görür.

Ragnarok zamanı geldiğinde Loki, Odinin oğlu Heimdall ile dövüşmeye başlar fakat ikisi arasında kazanan olmaz. Her ikisi de savaş meydanında ölür.

Yazıyı yazarken gerçekten çok eğlendim. Ne kadar kendisine sinir olsam da Loki gerçekten çok ama çok akıllı bir tanrı. Tanrımsı….. O nedenle insan ister istemez kendisini sevebiliyor. Umarım severek okumuşsunuzdur.

Sevgilerimle…

Kozmogoni

Kozmogoni yani evrenin yaratılışı. Bugün Yunan mitolojisinden bahsetmek istedim. Konuya titanlara selam vererek başlayacağız. Bir de teogoni var bu da tanrıların kökeni anlamına geliyor. Bu ikisinden yola çıkarak kısa bir özet yazmak istiyorum. Öyleyse başlayalım…

Dünya kaostan oluşmuştur anlayışı söz konusu. Yani salt karanlık ve sınırsız uzay algısı. Önce toprak, sonra tartarus yani yeryüzünün altındaki en derin uçurum, sonra eros, sonra gökyüzü ve en son deniz.

TİRANLAR….

Titanların arasında en önemli olanları, oğulları doyumsuz Zeusun evrene hüküm sürmesini kolaylaştıran Kronos ve Rhea olmuştur.

Uranos doğan oğullarından korkar ve gücünü elinden alabileceklerini düşünerek paranoyaklaşır. Bu nedenle oğullarını toprak altındaki en derin uçuruma gömer. Anneleri Gaya bu duruma çok sinirlenir. Bu duruma karşı koymak için Titanları babalarına karşı kışkırtır. En genç ve güçlü olan Kronos babasını yener. Uranos hadım edildikten sonra mahkum olur ve hükümdarlığından feragat edilir.

Hükümdarlık artık Kronosun elindedir. Fakat bu durum uzun sürmez. Yaşattığını yaşar…

Buna elbetteki engel olmak ister ama kehanet yerini bulur. Endişelendiği ve korktuğu için çocuklarını yuttuğu yönünde yazılar vardır. Çocuklarından beşi aynı kaderi yaşar. Hestia, Demeter, Hera, Hades ve Poseidon. Çocuklarının durumuna üzülen anne Rhea bir sonraki oğlu Zeusu koruma altına alır. Kundağa taş sarar, kocası da bu nedir ne değildir demeden taşı yutar.

Hayatı kurtulan Zeus, Girit adasında periler tarafından beslenir ve büyütülür. Zeus genç ve güçlü bir tanrı olur. Gücü kuvveti tam olarak yerine gelince babası Kronos a açtığı savaşı kazanır ve tahtını elinden alır. Şimdi sırada yutulan çocukları kurtarmak vardır ve Gaya büyük uğraşlar sonucu çocukları kurtarır.

Titanların bir kısmı Zeusu kabullenir fakat bir kısmı Zeusun varlığını bensimseyemez ve onu istemez. İstemeyenler için bir savaş başlar ve bu savaş on yıl sürer. Kazanan ise Zeus olur. Kaybeden titanlar Poseidonun tunçtan kapılarla kapattığı Tartarusa atılır.

Titanlar karşısında kazandığı zaferin ardından Zeus, dünya imparatorluğunu kardeşleri Poseidon ve Hades ile paylaşır. Poseidon sizinde bildiğiniz gibi okyanuslar ve suların efendisi olur ve Hades, ölüler diyarının başına geçer.

Daha sonra Gaya yine rahat durmaz… Tartarus ile birleşip Typhonu doğurur. Typhon, burnundan ateş çıkaran yüz başlı bir ejderhadır. Gaya, Zeusun hükümdarlığını yıkması için Typhonu görevlendirir. Yerler, gökler sarsılır. Zeusun yıldırımları geceleri aydınlatır. Uzun uğraşlar sonucu Typhon ölür ve şaşırmayız ki Zeus kazanır.

Pindaros ve Virgil, Typhonu Etna Dağının altına gömer. İşte bu yüzden hala arada sırada ateşten nefesini verir ve patlamalar meydana gelir…

Bu yaratılışın ilk aşaması ve kısa özeti. Daha sonra kitaplar bize Zeus hakkında bilgiler veriyor. Kavgalar ve hükümdarlık sevdası ile dolup taşan yaratılış durumu Yunan Mitolojisinin aslında ne kadar da bitmez ve tükenmez bir yol olduğunu bize önceden haber veriyor.

Titanlar ile başlayıp, tanrı Zeusa uzanan bir olay elbetteki burada bitmiyor. Daha Zeusun çapkınlıkları ve doğacak çocukları ve onların binbir özelliği bizi karşılıyor. Gerçekten incelemesi hoş ve meşakkatli bir konu Yunan mitolojisi. Daha sonra tanrılar hakkında da bir yazı yazacağım. Umarım keyifle okumuşsunuzdur.

Sevgilerimle

Doyumsuz paşa

Kitaplar ve hissettirdikleri

Uzun zamandır çoookk uzun zamandır okuyorum. Zamanla hayal gücümü fırtınada alabora olmuş bir gemiye çevirdi okuma sevdam. Bir yandan kürek çekiyorum bir yandan kaptanım, bir yandan da sular seller içinde kalmışım ama varacağım o noktaya. Hayal gücümün en güzel armağını bana kitaplar. Ya da kitaplar bana hayal gücünü armağan etti. Şu an bu yazıyı karanlık bir ortamda Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçerken yazıyorum ve nedense gram uykum yok. Gerçi birazdan gelir ama kitaplar konusunda konuşmak istedim. Her bir kitapta kendimi buldum. Her bir kitap bana çok şey öğretti. En sevdiğim yazarlardan olan klasiklerin öncüsü Tolstoy sanki benim dedemmiş gibi hisediyorum. Paulo Coelho da amcammış gibi. Her romanda kendimi bulup gözlerimi kapatıp o an ki yazılanları hayal ediyorum.

Bu arada köprünün manzarası çok güzel. İstanbulun en güzel yanlarından biri. Geçici ama kalıcı. Küçükyalı da bir avm de baya büyük bir kitapçı keşfettim. Mitoloji kısmından bir türlü çıkamadım. 5 kitap aldım hepsi tabi ki de mitoloji ama biri paganlıkla alakalı. Okumaya daha başlamadım ama beni alıp başka diyarlara atacağından eminim.

Nasıl da mutluyum ama beni buraya bıraksalar deselerki bu kitapları sen düzenleyeceksin sen öpüp okşayacaksın, asla hayır demem. İçinde kayboldum. Klasiklerin hepsine bakarken hangi psikoloji de onları bitirdiğim aklıma geldi. Bir de ben kitap sonlarında hep ağlarım neden bitti şimdi bu diye. Ama kesinlikle ve kesinlikle kütüphanemi büyüyeceğim. Daha bir dolu okumam gereken kitap var. Daha bir dolu karaktere bürüneceğim. Hepsini kalbimde yaşatacağım.

Şu zamana kadar beni en derinden vuran, ilk okuduğum roman sefiller oldu. Sefilleri okurken az hömkürmedim peçetelere. Klasiklerden başka hiç bir şey okuyamıyordum bi ara sonra Tolkien den başka bir şey okuyamamaya başladım. Sonra felsefeye sardım bi ara şimdi ise mitolojiden vazgeçmiyorum. Mitoloji benim bir parçam oldu ya da kayıp benliğimi buldum.

Ay köprüden geçtik ne de güzeldi yarın bir de gündüz göreceğimmmm.

Aldığım kitap da bu. Paganlıkla alakalı daha çoook merak ettiğim konu var o nedenle bir süre buradan ilerleyeceğim. Hah bir de eve döner dönmez psikilojik romanımı yazmaya başlayacağım. Kafam da süper bir proje ve senaryo var. Yaparsam inşallah bu kış tüm kitapçılardaaaaa. Ay çocuğum olmuş kadar sevineceğim.

Onun haricinde İstanbul bana iyi geldi sadece evimi özledim ve paşayı çok özledim. Görüntülü konuştuğumuz an sesimi duyunca çıldırıyor ahhahaha. Zaten dönmemize az kaldı. Bir döneyim ısırıcam onun her tarafını. Bir de babamı ve kardeşimi çok özledim. Ay nereye gidersem gideyim ben evimi özlüyorum ya. Hiç bir yer evim gibi olmuyor. Buraya gelmenin en iyi yanı zayıfladım. Ciddi ciddi 3 kilo verdim bir haftada. Nedeni çok su içiyorum ve açlık otu diye bir bitkiden çay yapıyorum feci faydası oldu. Kitaplardan kiloya geldik ahahaja.

Neyse okuyoruz ve okutuyoruz. Dünyanın en güzel kitaplığını yapana kadar durmuyoruz. Vee tabi ki de hepinize çok güzel bir cuma günü diliyorummmm. En güzel kitapçılar ve kitaplar bizimle olsun. Her yer kitapçı olsun!

Sevgilerimle.