Sessiz bir gece

Her şeyin nasıl da değiştiğini düşünüyorum. Kendi kabuğumda, depresyonun kucağında ağlayarak ya da tutunacak dallarımı budayanlara sessizce baktığım, o sessiz sakin ve duygu yüklü günleri hatırlıyorum bu gece. Şimdi kendi evim, kendi hayatım, hayatımın içinde kendi dünyam ile başbaşayken yazıyorum bu satırları. Her şey bambaşka bir güzelliğe evrildi. Hayata göz kırpa kırpa bir şeyleri oldurabildim. Bugün balkonumda gökyüzüne baktım doyasıya ve içimin huzurla doluşuna bir kahve yapıp her şeyin güzel olmasına şükrettim. İş hayatıma odaklanmış, yeni arkadaşlarımla ve eski dostlarımla birlikte dolu dolu günler geçiriyorum. Tek sorun ben yalnızlığa baya alışmışım ya! Bazen kalabalıkta başım dönüyor. Bazen bir ortamda sessizlik arıyorum, o an kimse bana dokunmasın istiyorum. Sonra bir sigara yakasım geliyor. Çok zor tutuyorum kendimi bir sigara yakmamak için. Bu savaşı sanırım yakın zamanda sonlandıracağım. Bir yanım içme diyor bir yanım sürekli arıyor. Nedeni de keyifli olmam ahahahha. Sohbet esnasınsa falan sürekli elim arıyor. Bazen işte o sessizlik aradığım anlarda da. Ama dayanabildiğim yere kadar dayanacağım. Çünkü kendime bu konu hakkında en iyisini yapacağıma dair söz verdim.

Günlerim gerçekten çok güzel geçiyor. Yeni arkadaşlarım, eski dostlarım hep birlikte dopdolu günler geçiriyoruz. İzmire gerçekten kavuştum. Duvarlara yaza yaza, hayatımı kuracağım diye diye kurdum sonunda kendi hayatımı. Geliboluyu özlüyor muyum peki? Valla hiç özlemiyorum. Tek özlediğim ailem. Onları aşırı özlüyorum ama üç hafta sonra kavuşuyoruz!!!! Serhat da benimle kalacakk. O nedenle bu da mükemmel olmam için bir neden daha işte! Kardeşimin benimle kalması müthiş olacak. Onu aşırı aşırı ve aşırı özledim.

Salı günü için iş arkadaşlarımla plan yaptık. İş çıkışı kendimize bir gelelim istedik. Valla süper olacak diye düşünüyorum. Hepsi hem eğlenceli hem de süper komik ve tatlı insanlar. Cuma günü buluştuk inanılmaz keyifli geçti. Kahkaha atmaktan, dertleşmekten çenem ağrıdı ya. Başıma gelen talihsiz aşk serüvenlerinden bahsettim ahahahaa. İnanılmaz komik bir ortamdı. Anlatırken o kadar çok eğlendim ki oysa yaşarken ne kadar zordu. Şimdi kahkaha atarak anlatıyorsun. O zaman kalbin falan ağrıyor şimdi ise bir feminist edasıyla anlatıyorum her şeyi. Kızlar flört et insanlarla falan diyor ama ben kim flört etmek kim ya. Ay valla içim almıyor. Birine kendimi anlatamam ve onun anlatmalarını da dinleyemem. Yemin ederim dünyanın en yorucu olayı olabilir benim için. İş erkek arkadaş, flört mevzusu falansa ben yokum. Kızlar ise, zaman geçer falan diyor. Ay valla benim zamanım çok kaliteli geçiyor. Bu kaliteli ortamı salağın biri yüzünden bozamam. Bu zamana kadar destek ol, yanında ol, adam et falan filan derken ne oldu??? Kocaman bir hiç. Sadece yoruldum. Sadece nefessiz kaldım, ilişkinin bokluğu yüzünden. Şimdi ise kendimden, hayatımından, her şeyden ama her şeyden çok memnunum. Bir gün belki bu zamanlardan bıkar ve duygusal bir şeyler ararsam onu o zaman düşünürüz. Ama şu an, duygusal bir olay, duygusuz bir olay, ilişki anlamında hiç bir olay istemiyorum.

Beni bu hale getirenler utanır mı bilmem ama zaten utansalar da utanmasalar da umrumda değil. Sadece midemi ağrıtıyorlar. Bulanıyor diyesim geldi ama ahahha neysee. Başıma ağrılar giriyor. Bir de dırdırları düşünsene burcum ayhhh anksiyete nedeni erkek milleti.

Odamdayım, peri ışıklarım, tütsüm ve kahvemle yarın için kendime iş anlamında full enerji diliyorum. Sonra Hasanağa Bahçesi, yürüyüş ve bol bol temiz hava benimle olacak. En güzel dinçlik Hazirandadır. Haziranı her zaman çok sevmişimdir. Yazın en güzel ayı. Ne çok sıcak ne de çok sıcak. Tam ayarında. Geceleri serin serin uyuyorum ya. Gündüzleri ise duş sonrası kendi kendine saçlarım kuruyor. Mükemmel bir yaz ayısın Haziran! Beni çok ama çok mutlu eden bir yaz mevsimi geçiriyorum. Kulağımda sevdiğim bir melodi ayaklarımı uzatmışım pencereye doğru off inanılmaz güzel her şey! Her gece bu anlar için şükredip uyuyorum. Dahası için çabalayacağımı kendime söyleyerek uyuyorum geceleri. Maaşımı aldığım gün kendimi ödüllendirip güzel bir gün yaşayacağım. Kiramı ödeyeceğim ya ahahahha. Of süper valla fatura mı ödeyeceksin sen burcuuuu… Ahahahha ayy hala eve ne alırsam alayım aşırı mutlu oluyorum. Kitaplarımı da yerleştirdim falan, eve zaten ilk girdiğim andan itibaren ısınmıştım, şimdi ise her şey mükemmelinde ötesinde benim için! Türkçe rap dinliyorum aralıksız hahahaha of sabah mod yükseltiyor cidden. Açıyorum son ses koyuyorum kahve suyunu. Kahvem olana kadar evde bir dans ediyorum. Sonra modum aşırı iş için yüksek oluyor. Valla mod yükseltmek için Türkçe rap birebir. Dans ede ede hazırlanıyorum. Yarın sabah yine oynayacağım hahahaah. Kızlarla salı günü bornovaya gideceğiz yolda da ruhum oynar artık doyasıya ahahahaha. Bir de kısa zamanda ehliyet almaya karar verdim. Yani yaz sonuna kadar bu planı hayata geçirmeyi düşünüyorum. Araba alma planım var çünkü. Biraz uğraştırcak beni ama hallederiz diyor babam. Neyse ya ben süremezsem Serhata şoförlük yaptırırım. Çareler tükenmez!!! Alacağım arabayı!

Öyle işte göründüğü üzere bazen kalabalıklarda kaybolsamda kendimi buluyorum her yerde ve her zaman. Gözlerimde artık buz parçaları yok. Gözyaşım gözümün kenarında durmuyor artık, ya da burnum sızlamıyor. Bu başarıdır benim için! Bu hayatın evet sen de buradasın deme şeklidir!!! Hayat sanırım ikimizde birbirimizi seviyoruz. Bu anları yaşamama yardımı dokunan her olaya teşekkür ediyorum!!

Asla vazgeçmemek budur işte! Asla vazgeçmemek mutluluk üstüne bahis yapmamaktır. Sevgiden yana gasp edilmemektir. Dönüşü olanları ya da gidişi olanları savunmamaktır asla vazgeçmemek. Asla vazgeçmemek kendine bir şans vermek, taşlaşmış kalbine en sevdiğin şarkıyı dinletmektir. Asla vazgeçmeyin ki hayatınızın bir şarkısı olsun!! Doyasıya dans edebileceğiniz bir şarkı!

Sevgilerimle.

Gözlerimin etrafındaki çizgiler, hayata tutunduğum günlerin en güzel hatıraları sanırım! Her zaman gülümse burcum!

Kendini gerçekleştirmek

Sanırım en çok yapmak istediğimiz şey. Bir o kadar da insanı zorlayan bir olay. Günümüz şartları maddi ve manevi olarak insanı o kadar zorluyor ki kendimizi gerçekleştirmeye çok ama çok uzak kalıyoruz. Ben kendimi gerçekleştirme olayını geçen sene kavradım. Anca o zaman akıl edebildim. Keşke daha önceden bunun için yaşasaydım ya da bunun için çabalasaydım. Geç olsun ama güç olmasın demişler. Neler istiyorum? Ben kimim? Neden varım? Amacım ne? Adlı sorulara teker teker cevap verdim. Hepsini uzunca yazdım kağıtlara. Neler beni mutlu eder? Ben kendime nasıl iyi gelebilirim? Ve daha nice soru. Hepsi aslında aynı kapıya çıkıyor. Kendini gerçekleştirmek için önce kendini tanıman gerekiyor. Kendimizden çok, o kadar başkalarına, başka işlere kafa yoruyoruz ki, kendimizden uzaklaştığımızın farkına bile varmıyoruz. Dediğim gibi kendimle olan tüm cevapları yazdım kağıtlara. Sonra farkına vardım. Daha önce kendimi, kendi isteklerimi hiç önemsememişim. Sonra kendimi kendime adamaya karar verdim. Okudum, gezdim, yeni yerler gördüm. İzledim. Gözlemledim. Bir sene boyunca kendime iyi davrandım. Hata yapsam bile kendimi azarlamadım. Çünkü hatalarda bize çok şey öğretiyor. Hatta kilit durumlarda daha kolay öğrenmemize neden oluyor. Hayvanlar ve doğa ile çok haşır neşir oldum. Gündüzü izledim, geceyi bekledim. Bolca yazdım. Hatta bir kitapta okumuştum. Her gün bana güzellik katan şeyleri deftere yazdım. Sonra başka bir sayfaya isteklerimi yazdım. Başka bir sayfaya ise minnet duyduğum şeyleri yazdım. Bunu düzenli olarak 21 gün yaptım. Sonuçta alışkanlık olsun diye 21 gün yapmam gerektiğini biliyordum. Bunun sonucunda tam bir yıl düzenli olarak yaptım bunu. Geriye dönüp okuduğum zamanlar oldu. İnanın çok ama çok iyi hissediyorsunuz hatta mutluluktan gözleriniz bile doluyor. Bunu yapmak bana çok iyi geldi. Bunun yanı sıra önceden yazmış olduğum fakat henüz çıkarmaya cesaret edemediğim kitabımı okudum. Üzerinde değişiklikler yaptım. Yani bana iyi gelecek her konuya başladım. İkinci üniversiteye yazıldım. Siyaset bilimi okumaya karar vermiştim çünkü. Faydası da çok oldu. Sosyoloji konusunda bilgi edinmiş oldum ve sosyolojiyi çok sevdiğimi fark ettim. İnsanın kendine iyi gelecek şeylerin peşinden koşması harika bir duygu. Bu 2020 yılında pek bir şey yapamadım. Hastalık mevzuları çok üst üste geldi. Kendimi unuttuğum çok zamana tanık oldum. Epileptik ataklarımın sayısı da artınca çok karamsarlığa kapıldım. Kendimi çok fazla eve kapattım. Ama 2020 içinde bana beni katan şey buraya yazmam oldu. Şimdi geçen sene yani 2019 yılında yaptığım adımları bu 2021 içinde de yapacağım. Kendimi bulacağım ve gerçekleştirmek için elimden geleni yapacağım. Biz hepimiz muhteşemiz. Önemli olan kendimizin farkına varmak. Yeteneklerimizi keşfetmek, kendimizi sevmek. İnsanlık, doğa ve hayvanlar için elimizden geleni yapmak. Binamızda yaralı bir kediye bakıyoruz. Sanırım arabayla üstünden geçmişler. Bugün onu görmeye indim. Veteriner kıtlığı olan bir yerde oturduğumuz için veteriner gelmiş ve krem ve ilaç bilgisi vermiş. Yarın yaş mama ile yanına gideceğim. Onun o küçük partileriyle hayata tutunuşu aslında tüm insanlığa bir örnek! Umarım çok daha iyi olacak. Yaralarına rağmen çok mutlu gözüküyor. Binada toplantı odası olduğu için orada bakıyoruz eve çok almak istedim ama bizim evde de durumlar kalabalık. O nedenle orda sakin bir ortamda bakılması daha iyi olacak. Yani demek istediğim şu ne kadar yara almış olsanızda hayat devam ediyor ve ettiği sürece buradasınız. Elinizden gelenin en iyisini yapmalısınız. Tıpkı bu anlattığım güzel kedicik gibi. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi bile en üst katmana kendini gerçekleştirmek maddesini koymuş. Anlatmak istediği, kendini gerçekleştirmek varılacak bir durak değil, ömür boyu devam eden ve gelişen bir süreç, bu nedenle bu devam eden süreçte hayata ben de varım demenin tam zamanı. Bilgi ve hobi edinmek, durmadan kendini tüm doğaya ve iyiliğe aç hissetmek… İşte bu söylediklerimin hepsi bize bizi katacak! Bunun içinde her zaman söylediğim gibi asla vazgeçmemiz gerekiyor! Yarın bir doktor randevum var ve sanırım kendim için en iyisini yapmaya hazırım. Umarım yarın çok ama çok güzel bir gün olur.

Tüm güzellikler bizimle olsun.

Sevgilerimle.

Stairway to heaven!

EVREN

Bazen uyanırız ve motivasyonla dolu oluruz. Her şeyi kabul edip, yolumuza odaklanırız. Hatta kötü bir şey olduğunda bile akışına bırakırız. Böyle zamanlar sanki hiç bir şey bizi yıkamayacak gibidir. Aslında sürekli böyle olmak bizim elimizde. Fakat insanlarla dolu dünyada hüzünlü kovalamacalara maruz kalıyoruz. Kimimiz zorbalıklarla karşılaşıyor, kimimiz sözlü tacize maruz kalıyor, kimimiz iş yerinde mobing […]

EVREN