Özel bir an

Dün hayatımın en güzel doğum günlerinden birini yaşadım. Aslında dün gece yazmaya niyetlendim ama o kadar duygusaldım ki dedim burcu yarın yaz en iyisi hem ağlaman kesilir…. Uzun zamandır mutluluktan ağlamıyordum. Çok güzel telefon konuşmaları yaptım, çok güzel mesajlar aldım. Çok güzel anlar yaşadım. Babamın ve annemin güzel dilekleri ile uyandım sabah. Meğer ne kadar da kocaman bir ailem varmış dedim dün. Ay hala çok duygusalım….

Hayatımın en özel anlarından birini buraya da yazmak istedim. Çoğu arkadaşım hayatlarına ışık olduğumu yazmış, ay ya bak gözyaşım pıt olacak yine. Ben kendi hayatıma ışık olmak konusunda ne kadar zorlansam da başkalarının hayatına ışık olduğumu bilmek aşırı derecede hoşuma gitti! Ne kadar da güzel şeyler başarabilmişsin dedim kendime.

Dün kardeşimle buz gibi havada keyif yaptık, dışarıya çıkıp. Normalde kendisi evden çıkmaz ama ablası için kırdı zincirlerini. Sonra eve yemek falan söyledik, akşam da tekrardan piyanisti izledik. Gerçekten kaliteli bir aktivite oldu bizim için. Bugün ise aşırı mutlu uyandım. Dün yaşadığım mutlu dolu anlar baya bir süre beni idare edecek sanırımmm. En azından çok kötü dönemlerimde bile yalnız olmadığımı anladım bir kez daha! Ne kadar da güzel bir doğum günü oldu benim için.

Bu doğum günüme girerken yeni yaşımda seksen tane dilek diledim galiba. Mumlar eriyene kadar dileklerimi sıraladım. Hem kendim, hem ailem, hem de arkadaşlarım için. İnsan sadece kendi için dilek dileyemiyor ya, sevdiklerini de içine katmak istiyor, onlar da mutlu olsun istiyor. Gece de bir kağıda tüm dileklerimi yazıp bir defterin arasına koydum. Kendime ve herkese cömert davrandım yazarken. Seneye açıp okuduğum zaman gerçekleşmiş olanlara tik koyacağım. Hayatımın en güzel anlarından biri de gerçekleşen hayallere tik koyabilmek. Kötü insanlardan uzak mutluluk dolu bir hayat diledim. Kırılmamak istedim ve tekrardan depresyonu yaşamamak istedim. Yazarken yine gözyaşlarım pıt oldu ama olsunn, mutlu bir pıt…

Umarım siz değerli beni okuyan insanlar da dileklerinize tez zamanda kavuşursunuz. Bazen tanımadığımız insanların dilekleri daha çok işe yarar derler. O yüzden sizin için de bunu dilemek istedim.

Her şey güzel gidiyor, umarım bir süre daha ve uzun bir süre daha bu şekilde gider. Hayat bu inişler, çıkışlar elbet olacak ama umarım het inişte daha güçlü olurum ve daha güçlü ayağa kalkarım!

Şimdi yüzüme doğru vuran güneşe karşı kahvemi yudumlayacağım. Kendinize çok iyi bakın ve harika bir hafta sonuna adım atın!

Sevgilerimle.

Karanlığımı aydınlatan.
Aşırı mutlu bir ben!

Kasım

Sürekli yazacağım yazacağım diyorum bir türlü yazamıyorum. Nedeni ise kafamı toplamaya çalışıyorum, sanırım biraz dağıldı kendisi.

Kasım, doğduğum ay… Yeni yaşıma gireceğim. Tek dileğim ise artık mutlu olmak. Gerçi senelerdir her mum üflediğim zaman bu dileğimi içimden geçiriyorum. Ama kısmet olmadı. Neyse yeni yaşımdan umutluyum. He heytt burcu nerden nereye geldinn. Tabi ki de mutlu olacaksın!

Yeni yaşıma girmeden önce depresyonu yenmiş oldum! Kendime çeki düzen verdim. Düzenli yürüşlere çıkmayı kendime görev edindim. Kedilerle ve insanlarla tanıştım. Arkadaşlarımın derdine derman olmaya çalıştım ve her seferinde kahkahalar ile kapatıyoruz telefonu. Sanırım görevimi başarıyla tamamlıyorum. Her şey gerçekten çok güzel gidiyor. Yürüyüş yapmak muhteşem bir terapi haline geldi. Şimdi bi kaç kedi ile tanıştıtacağım siziii.

Bunun adı ela
Bunun adı sırnaşık

İkiside bebek gibiydi. Kasım ayının mükemmel kedileri! Sev beni sev beni demekten başka bir şey yapmıyorlar. Kasım ayının en güneşli gününde ela ile tanıştım. Yemeğimi onunla paylaştım biraz da sohbet ettik kendisiyle. Kendisi akavanın kedisiymiş. Karnını doyurup azcık sevdirip hava almaya çıkıyormuş. Ela işini biliyor ortalık mama dolu. Çanakkalenin en güzel özelliğinden biri her yerde mama olmasııı. Sevdim sevdim sevdim, mıncırdım, karnını doyurduk sonra yanımda biraz yattı ve kalktı gitti, her kedinin yaptığı gibi aahahah. Sırnaşık ise baya soğuk bir günde yürüyüşe çıktığım an geldi yanıma. Tam kucak kedisi. Tırmandı durdu. Sarıldı. Bebek gibi yattı. Onun da karnını doyurduk çok şükür. Sonra sohbet ettik. O da parkın kedisiymiş. Amca vardı bir tane dedi ki senin kedin mi? Yok dedim amca değil, çok sevmiş seni dedi. O an mıncırdım yanaklarından. Ay dedim sen beni çok mu sevdinnnnn. Günümü güzelleştirdi.

Kasım ayının kediler bakımından verimini her gün alıyorum. Sahil boyu kendiler ile karşılaşıyoruz. Bir de duygusal anlamda insana çok iyi geliyorlar. Kafan mı karışık? Mıncır bir tane kediyi hiç bir şey kalmıyor!

Duygusal anlamda düşünceliydim şu sıralar. Bir kişi beni sevdiğini falan söyledi. Dümdüz baktım suratına. İçimden dedim ki sevme beni. Neyse dedim ben aşk, sevgi vs kapattım bu konuları, çok tatlısın ama olmaz yani. Neyse ısrar etmedi çok şükür, anlayış gösterdi. Arkadaşım gibi davranıyor şu an ama, biri size karşı bir şey hissediyorsa arkadaşınız olarak kalması imkansız gibi bir şey. Kırmamak için yazma, etme vs demiyorum. Eninde sonunda kesecektir konuşmayı. Üzülüyorum böyle olunca ama gerçekten duygusal hiç bir şey yaşamak istemiyorum. Bana kedileri versinler yeter. Kapattık o davaları. Açmamak üzere uzaklara yolladık. Kırık kalbimizle kaldık ortada ama olsun onu da bastık sonuçta bağrımıza.

Neyse. Çok da bahsetmenin lüzumu bile yok. Ben böyle gerçekten çok iyiyim. Kırılmıyorum, üzülmüyorum, acı vs çekmiyorum. Aklımda da biri yok, hayat gerçekten bu şekilde çok ama çok güzel. Yeni bir ilişki yeni bir acı demek benim için. Ruhum acıyor hala. Hala sızlanıyorum bazen. Kendimi iyileştirmek ile meşgul olduğum için, kimseyi ama kimseyi istemiyorum hayatımda. Bence çok da yerinde bir karar.

Doğum günümü bir kahve içerek kutlamayı düşünüyorum. Bir de bizimkiler pasta vs alırlar kesin. Dileğimi tutup, mumları üfler, bir a4 kağıdına dileklerimi yazar ve missler gibi uyurum. Çok yakın arkadaşlarımla konuşur eğlenir ve günün keyfini çıkarırım. Güzel müzikler dinler, dans falan ederim evde. Yeni yaş için güzel plan bence! Bekle beni 11 kasımmm.

Dertleştiğim çok ama çok yakın dostum hikmet sana hediye yollayacağım dedi ahahaha. Ne yollayacak hiç bilmiyorum. Komik bir şey yollayacağım dedi ama meraktan da öleceğim. Söylemiyor da uyuzzz. Neyse güleceğim kesin zaten. Kendisi mükemmel bir insan! Dert ortağım. Her şeyimi biliyor ve bana çoook inanılmaz akıllar veriyor. Bazen dediklerini yapamıyorum ama olsun anlıyor beniii. Biz de bu şekilde anlaşıyoruz napalımmm.

Kahvemi aldım elime, dur bi yudum alayımm. Evet oh çok iyi geldi. Yeni yaşım gerçekten bana uğur getirsin artık. Gerçekten ihtiyacım var buna. Yolum bahtım açık olsun lütfen. Vallahi yoruldum ya. İniş, çıkış, iniş, çıkış fenalıklar geliyor bazen. Kendimi toparlamamak için dağılmama kararı aldım. Ay böyle de sürekli diken üstünde oluyor insan. Neyse atlatacağız bu saçma zor zamanlarıda. Kasım ayını her zaman sevmişimdir. Sadece doğum günüm olduğu için değil. Havalar birden soğur. Yağmurlar başlar. Sis vs olur. Ay gerçekten mükemmel bir atmosfer. Kasveti seviyorum ben galiba. Ruhum olmuş kasvet zaten haahah. Neyse yağmurlar yağsın üzerime. Gerçekten yağsın da dolaşayım sokak sokak. Sonra eve gelip ısınayım bir köşede.

Dün dışarıdaydım. Bir sis bastı ortalığııı, ayy dedim gitme ne olursun. Çok ama çok güzeldi. Eve yürüyordum o sıra da, adımlarımı yavaşlatıp o atmosferin keyfini çıkardım. Bir de yaktım bir sigara, yaşıyorum galiba bu hayatı dedim ahahaha. İnsan küçük şeylerden mutlu olmalı! Bazen gerçekten seviyorum bu hayatı!

Şimdi kitap okuyup, sonra da yürüyüşe çıkacağımmm. Hava inanılmaz derecede rüzgarlı ama bu bana engel miii!? Aslaa. Sahil boyu yürüyüp bir kendime geleyim. Bu arada kilo vermişim yine. İştahım hala yok. Uğur abi ile konuştum. Haftaya yanıma gel dedi. Ay ne zamandır psikiyatrist yüzü görmemiştim hahaha gideyim bariiii.

Hepinize mükemmel bir hafta diliyorum. Küçük, büyük mutluluklar bizimle olsun! Şansımız bol olsun! Çok ama çok enerjik olup mükemmel bir hafta geçirelim! 💙

Sevgilerimle!

Kedilerden asla vazgeçme

Cidden blogumun adını bu yapacağım sanırım. Kedilerden asla vazgeçme… Bugün kendimi dışarı atıp yine ve yeniden sokak sokak dolaştım. Bir de yeni yapılan köprüye karşı deniz kenarında bir arkadaşımla sohbete daldık. Yeni ama güzel bir arkadaşlık. Biraz tuhaf falan tanıştık ama aramız baya iyi aşırı derecede gülüyorum. Yeni insanlarla tanışma duygusunu unutmuştum geçen seneye kadar. Ama bu 2021 senesinde hiç de öyle olmadı. Gezerken, dolaşırken çok ama çok başka hayatları dinledim. Dert ortağı oldum, dert ortağı oldular. Kendimi yenilenmiş hissediyorum. Bugün kahve içmeye gitmeden önce yine bir kedo ile karşılaştık.

Kucak kedisi

Gerçekten kucak kedisi. Bana sürekli patileri ile masaj hareketleri yaptı. Sanırım kedi çekiyorum. Bu aralar baya karşılaşıyoruz kedilerle. Ama bana cidden, gerçekten terapi gibi geliyorlar. Belki de buna ihtiyacım vardır. Belki de bana bilerek geliyorlardır. Ay iyi ki de geliyorlar!

Şunun kafasını yaslayışına bakar mısınız yaaa! Çıldırıyorum. Kedilerle aramda gerçekten çok kuvvetli bir bağ var. Gördükçe gözlerimden kalpler çıkıyor. Sevdikçe yüzümdeki tebessüm kocaman oluyor. Bu kedonun adını ömer koydum. Kendisi ezelin ezel olmadan önceki hali gibi saftirik. Sevgi doluu. Kucağımdan asla inmek istemedi ama kahve içmeye yürümem gerekiyordu. Gerçekten baya bir eğlendim. Aynadaki yüzüme bakınca mutluluğumu görebiliyorum. Perşembe günü de bu arkadaşımla çanakkale ye gideceğiz. Bi kahvaltı falan yapalım dedik, farklılık olur. Her şey gerçekten normale dönüyor sanırım. En azından atak falan kalmadı. Depresyonu da sağlam kovaladım galiba. Yine de her yükselişin bir düşüşü olur gibi saçma sapan bir his sarıyor içimi. Ne yalan söyleyeyim düşmekten çok korkuyorum. Adımlarımı düşmemek için sağlam atıyorum ve kendim için yanlış bir şey yapmamaya çalışıyorum. Korkuyorum ama zamanla geçecek biliyorum. Bu korku beni terk edecek ve ben daha rahat bir nefes alacağım.

Düzensiz beslenmemden dolayı ya da iştahsız olmamdan kaynaklı bu iki gündür mide ağrım oluyor. Aniden kasılmalar giriyor ama bugün çok fazla oldu. Sürekli yürürken mola vermek zorunda kaldım. Midemi göstermem gerekiyor sanırım tekrardan. Ülseri tekrardan en kötü hali ile yaşamak istemiyorum. Sanırım yeniden haşlanmış sebze yemeye dönmem lazım ve kahveyi azaltmam gerekiyor. Zor olacak ama mide ağrısı çekmektense kahveyi azaltmayı daha mantıklı buluyorum. Çünkü ülser ağrısı korkunç bir ağrı.

İzmire de planımı sürekli erteliyorum. Çünkü oraya gitmekten de korktuğumu hissediyorum. Sanki yeniden hastalanırmışım gibi hissediyorum. Hayatımın en zor anlarından birini bu yaz İzmirde yaşadım. Travması hala benimle olduğu için bir türlü cesaretimi toplayıp İzmire bilet alamıyorum. Hatice sürekli ne zaman geleceğimi soruyor ama şu an çok da iyi değilim diyorum ona. Gerçekten de İzmir için iyi değilim. Biliyorum bu durumu da aşacağım ama biraz daha zamana ihtiyacım var. Anlayacağınız korkularım ve ben habire vals yapıyoruz. Ya da tango baya alevliyiz çünkü.

Üçüncü üniversite işine karar verdikten sonra neden ağırdan aldığımı sorguladım bugün. Ona da el atacağım. Aklımda deli planlar var. Önce kitap sonra yeni bölüm ve sonra belki de sağlığımın düzelmesi ile girişeceğim bir iş. Sağlığım bomba gibi olmadığı sürece bir işe girmeye asla hazır değilim. Çünkü kendimi tanıyorum yarıda kalacağım ve bu en son isteyeceğim şey. Ayrıca kitap çıkınca en büyük hedeflerimden birini başarmış olacağım. Sanırım o yolda yürümek daha mantıklı. Severek bağlandığım güzel bir iş. Yazmak dünyanın en güzel olaylarından biri, tabi kedilerden sonra.

Günler güzel geçiyor. Karanlığı aydınlatan ışığa odaklanıp hayatımı yoluna sokmaya başladım. Umarım daha güzel günler benimle ve bizimle olur. Yaşamaktan, doyasıya yaşamaktan vazgeçmiyoruz. Asla vazgeçmiyoruz. Hayata ben de buradayım diyor ve martılar gibi kahkahalar atıyoruz!

Sevgilerimle

Acının gerçek kaynağı sen olma

Kendine acı çektirme. Acının gerçek kaynağı sen olursan kendinle kavgaların başlayacaktır. Kendini sevmeyi öğren. Kendini hayatındaki insanlardan daha çok sev. Bu bencillik değil. Kendini seversen karşındaki insalara sevgini vermiş olursun. Huzurluysan huzur yansıtırsın. İşte kendime notlarım.

Hayat ellerimden kayıp gitmesin diye sımsıkı tuttum kavradım onu. Daha yaşayacak çok an var öyle değil mi? Sürekli bana iyi gelecek şeyler yapıyorum. Yazıyorum, yürüyorum, yoga dahi yapıyorum. Okuyorum. Tanışıyorum. Yeni insanların hayatlarını dinliyorum. Kendime bakıyorum en önemlisi ise kırık yanlarımı sarıyorum. Üzüldüğüm yanlarıma sen daha iyisini hakediyorsun diyorum. Çünkü gerçekten daha iyisini hakediyorum. Bu zamana kadar tek sorunum kendimi ikinci plana atıp başkaları için yaşamak oldu. Kendimi o kadar ikinci plana atmışım ki kararmış, kırılmış ve ihmal edilmişim. Şimdi kendim için en güzelini düşünüyorum. Ben, biz şu an ki halimizden daha fazlasıyız. Biz gerçekten güzel şeyleri kucaklayıp işte ben bu güzelliklerin bir parçasıyım demeliyiz.

Kendimi her zamankinden daha güçlü hissediyorum. Ayaklarım yere sapasağlam basıyor. Ne istediğini bilen bir insan haline geldim. Yaşadığım son depresyon bana bunları öğretti. Yaşadığım son depresyon hayata sımsıkı tutunmam gerektiğini öğretti. Çünkü hayatım ellerimden kayıp gidiyordu. Ya bir hastane odasına tıkılıp kalacaktım ya da hayatı yaşamasını öğrenecektim. Önce acılarımı kucakladım. Tüm kin ve nefretimi kustuktan sonra hepsini çok ama çok uzaklara yolladım. Kötü insanları uzaklaştırdım. Hayatımı dibe çekecek insanlara sadece selam verip yürümeye başladım. Keyfimi yerine getirecek aktiviteler yapmaya başladım. Tek sorunum yemek yiyememek. Onu da aşacağıma eminim. Bazen canım tatlı istediğinde doyasıya onu yiyorum. Ama yemeklerle pek aram yok. Kahve ise hayatımın en önemli kısmı hala. Evde sürekli müzik açıp dans ediyorum. Yoga yapıyorum. Kitapları okurken adeta yaşıyorum. Çünkü artık odaklanabiliyorum. Yürüyorum hem de baya çok yürüyorum. Yolda tanımadığım insanlara selam veriyorum bana selam verip gülümsüyorlar. Balık tutanlara iyi dileklerimi hemen bir çırpıda söyleyiveriyorum. Bu onlara da iyi geliyor bundan eminim. Bir sigara yakmışken bana selam veren insanlarla kısa sohbetler ediyorum. Geçen yanıma yüksek ihtimal üniversiteye giden bir kız geldi. Çakmak istedi. Sonra sohbet etmeye başladık giderken bana konuşmak çok iyi geldi samimiyetle söylüyorum iyi ki karşılaşmışız dedi. Bu kısa cümle bana da iyi geldi. Hayatta iyi olmak, mutlu etmek çok zor şeyler değil. Hayatıma mutlu olarak ve bunu yansıtarak devam ediyorum. Yüm kötülükleri ise çook uzaklara yolluyorum. Moralim inanılmaz iyi çünkü ben acılarımın kaynağı değilim. En önemlisi acılarımın esiri değilim.

Oh kahvemden bir yudum alayım. İnanılmaz derecede güçlendiğimi hissediyorum. Eyşanla her gün karşılaşıyoruz bana iyice alıştı. Dün kucağımda baya bir oturdu. Bende malum mıncıkladım baya. Karnını da doyurunca baya mutlu oluyor. Sürekli kuru mama yediği için ona hep yaş mama alıyorum. Bence bana gülümsüyor. Ben öyle görüyorum çünkü. Yolumun üzerinde 5 yavru kedi ile karşılaştım. Anneleri var diye uzaktan sevdim ama aşırı tatlılardı. Onlarada koşarak bir mama bombası aldım. Tekir olanlara aşık olmuş olabilirim. Bir de siyah beyaz vardı şaşkın şaşkın suratıma bakıp durdu ahhaaha inanılmaz güzellerdi. Mutlu olmak istiyorsanız hayvanları mutlu edebilirsiniz. Dünyanın en saf mutluluğu bu olsa gerek!

Anlayacağınız her şey kontrolüm altında, muhteşem gidiyor. Yüzüm gülüyor ve aynadaki halimden aşırı memnunum. Bunları yazıyorum ki belki harekete geçip siz de ipleri ele geçirirsiniz. Bataklıktan çıkan bir insan yazıyor çünkü bunları. O bataklıktaki insan şimdi doyasıya oynuyor ve gülüyor. O bataklıktaki insan hastanenin kıyısından köşesinden döndü. Tam da umut yokken kendine kendi umut oldu. Kendinize umut olun. Acılarımızın kaynağı siz olmayın. Kendinizi doyasıya sevin. En içtenlikle mutluluğu doyasıya yaşamanızı diliyorum. Sizi üzen ne varsa yollayın. Üzen insanları beyninizde öldürün. Aklınıza gelecekler benim de aklıma geliyor. Hemen öldürüyorum. Sonra da çoook uzaklara gönderiyorum. Çünkü hiç bir şey benden önemli değil!

Sevgilerimle!

Doyasıya gülüyoruz!!

Biraz kedi biraz mutluluk

Bugün mükemmel bir enerji ile uyandım. O nedenle yerimde duramadım bir türlü. Kocaman bir peynirli omlet yaptım, çayımı muhteşem bir şekilde demledim (çay demlemek sanattır) sonra kekikli peynir, soslu zeytin vs derken bizimkileri uyandırdım. Hep birlikte doyasıya kahvaltı yaptıktan ve uzun uzun balkon keyfi yaptıktan sonra bir Türk kahvesi ile keyfimize keyif kattık. Umberto Arte ile Sanat 2 kitabına daldım uzun uzun. Kesinlikle incelemeniz lazım. Sonra bir filtre kahve yaptım kendime, kitaba dalış o dalış. Saat 3 gibi anneme hadi dışarı çıkalım dedim, hava bugün biraz güneşliydi. Sahile doğru yürüdükten sonra bir kafede mola verdik ve bu tatlılıkla karşılaştım.

Sıcağı görünce mayışanlarda bugünnn

Uyuduğu için sevmek istemedim, keyfi çok yerindeydi. Türk kahvemizi içtik tekrardan. Sonra annemle uzun uzun sohbet ettik. Sıcak da baya iyi geldi kafe baya sıcacıktı. Sonra tekrardan sahil boyu yürümeye çıktık.

Gelibolunun kafa üşüten soğukluğundan bir kare. Uzun uzun yürüdük. Ama yürümek kocaman bir terapi haline geldi. Aşırı derecede kendimi iyi hissetmemi sağlıyor. Sonra bir bankta mola verdik bi sigara yaktık, rüzgar yüzümüze yüzümüze vurdu. Üşüyene kadar oturduktan sonra tekrardan yürümeye başladık. Kumsala vuran denizanaları sahili terk etmiş. O kadar kötü kokuyordu ki bu durum beni sevindirdi. Bir büfede mola verip karton bardakta çay aldık. (Kahvesi yoktu ama denize karşı çay içmiş oldum selam olsun) Büfe sahibi ile uzun uzun sohbet ettik. Geçen senede hep ondan alırdık sizi tanıdım falan deyince çay üzerine sanırım tam 15 dakika konuştuk ahahaha. Sonra bizim üstümüze bir sürü müşteri gelmeye başlayınca ayağınız uğurlu geldi dedi. Sanırım günün beni mutlu eden ikinci pozitif olayı bu oldu. Üçüncüsü ise Eceye moral verdiğim ve onun bana sen benim en değerlimsin demesi. Ece de benim en değerlim, gerçekten iyi ki var!

Dördüncü en pozitif olayım ise eyşanla karşılaşmak hemen olayı fotoğraflandırayım….

Senin ağzını burnunu yerim Eyşan! Burna bak ya pembe pembe! Onunla da uzun uzunnn sohbet ettim. Ömerle cengizi rahat bırak kendi ayaklarının üzerinde dur ve mamana sahip çık dedim. O da kucağıma atlayıp yatmayı tercih etti. Mama konusuna gelince kendisine koşarak migrostan yaş mama aldım. Eyşan umarım farkındasındır seni ne kadar çok sevdiğimin.

Sonra eve yaklaşınca balkonuma kavuştuğum an da yaklaşmış olduuuu. Bir balkon keyfi de yaptıktan sonra günümün çoğunu biricik annem ile tamamlamış oldum. Yemek yaptık, yedik derken şimdi buradayım. Yarın kuaföre gideceğim. Normalde saçımı hep kendim boyarım ama asker ben sizin saçınızı muhteşem yapacağım dedi. Ona güvenerek yarın orduevine gideceğimm. Birde saçlarımın uçlarından keseceğiz çünkü ben biraz yamuklaştırmış olabilirim… Birde kaküllerim uzadı, onlarında ucundan almamız lazım. Uzun bir süre daha kaküllü olacağımm. Bu saç bana baya iyi geldi. Ya da ben öyle oldu sanıyorum. Neyse bunun hiç bir önemi yok. Sonuç olarak gerçekten neşeli hissediyorum. Sert esen rüzgarda saçımı savura savura yürüyorum hahaha.

Günüm huzur dolu geçmiş oldu. Pozitif bastık bünyeye. Kediler köpekler derken sevgi dolu bir yazı oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ederimm! Şimdi ise çayımı yudumluyor ve balkonda kendimi huzur dolu bir yazı yazarken buluyorum. E daha ne olsun! Unutmadan.. Bir de bugün bir iş görüşmesi için çağrıldım. Yine volkswagen ve yine muhasebe pozisyonu için. Fakat gelmeyeceğimi söyledim. Daha önce de bir lojistik firmasını reddetmiştim. Açıkçası sağlığım gerçekten evet sen mükemmelsin diyene kadar hiç bir işe bulaşmak istemiyorum. Kendimi uzun çok uzun bir tatile çıkardım. İzmir macerasında epilepsi ve ses tellerimin yırtılması bana bunun gerektiğini söyledi. Bir an da işimi terk etmek zorunda kaldım. Sonra da evimden ayrıldım. Hepsi üst üste geldi. Onun dışında da tekrardan güvendiğim o lanet dağa kar yağınca ve bir kaç etkende olunca uzunca bir tedavi sürecine girdim. Ardından depresyon işte ben geldim buradayım! dedi bana. Ses tedavisi, epilepsi tedavisi, depresyon tedavisi derken çok yorgun düştüm. Hala da yorgunum. Depresyonu yendim evet fakat daha da iyi olmalıyım. İş tekliflerine o nedenle sıcak bakamıyorum. Çünkü korkuyorum. Sadece tek istediğim kitabımı tüm kitapçılarda görmek, onun haricinde muhasebe vs bu tarz konuları düşünmüyorum. Çünkü Çanakkaleye taşınmak zorunda kalıp tek başıma yaşayacağım. Epilepsi hastası iseniz hayat tek başına yaşamanız için çok da kolay değil. O nedenle şu epilepsimi yoluna daha çok yoluna sokmak zorundayım. Depresyon illeti ise şu an da benden çok uzaklarda gibi duruyor, fakat en hassas noktanız da yakalıyor sizi. Neyse kötüyü asla çağırmıyoruz ve mükemmel hissediyoruz!

Umarım dileklerimizin çoğuna tik attığımız günler çok ama çoook yakınımızdadır! Sevgi bizimle olsun!

Sevgilerimle!

Mutlu şeyler düşün

Kendime sürekli bunu söyleyip duruyorum. Mutlu şeyler düşün… Aklıma hiç bir şey gelmiyor. Kalbim buz tuttuğu için, beynim buz kütlesine dönüştüğü için aklıma hiç ama hiç bir şey gelmiyor mutluluk ile alakalı. En son ne zaman tam olarak mutluydum? Kalbim acıyıp duruyor. Gün içerisinde depresyona ait ataklar geçiriyorum. Kalp sıkışması, yüreğime öküz oturması, nefes darlığı, sinir. Çok ama çok gergin oluyorum. Bugün yine bir atak geçirdim. Çöktüm yere ve nefesimin kesilmesi ile bir inleme aldı tüm bedenimi. Nefes alamadım. Kafamı duvarlara vurmak istedim. Sonra babam yerden kalkmama yardımcı oldu. Saçlarımı okşadı ve hadi fenere gidelim dedi. İlk başta gitmemek için direndim. Ama sonra evden çıkmaya teslim oldum. Beni fenere götürdü ve bir sigara içtim. Beni konuşturmaya çalıştı ama tek bir kelime edemedim. Söylediklerini duyamadım bile. Bacaklarımın hissizleştiğini hissettim bu kasılmalarımdan sonra olur genelde. Demek ki çok sıkmışım kendimi. Neyse sonra eve döndük ve beni bırakıp balığa gitti çok gelmemi istedi ama hiç keyfim olmadığı için ve fiziksel açıdan kötü olduğum için gitmedim onu da zorla yolladım yoksa eve gelecekti benimle. Babam bu hayatta tanıdığım en iyi adam. Babam gerçekten sevilesi bir insan, mükemmel biri. En zor anlarımı hep onunla aştım. En saçma kararlarımda bile arkamda durdu. Onu çok seviyorum.

Dün bir yazı yazdım buraya ama paylaşmadım. Dünyanın en nefret dolu yazısını yazdım sanırım. Belalar, nefret kusmaları… Allahım resmen içimdeki nefreti kusmuştum. Ama paylaşmak istemedim. Okuyunca baya korkutucu geldi. İçim de bazen öyle oluyor. Korkutucu. Bazen sinirlerime hakim olamayıp beni üzen herkese kendi içimde nefretimi kusuyorum. Şimdi ise onları benden uzağa havale ediyorum. Herkes ektiğini biçecektir. Buna şüphem yok. Kırılan kalplerin acısını bir şekilde ödeyeceklerdir. Ama benden çok ama çokk uzakta olsunlar. Seslerini bile duymak istemiyorum. Hepsinden iğreniyorum.

Neden bu kadar kırıldığımın çok yanıtı var, neden bu kadar iğrendim, neden bu kadar acı çekiyorum hepsinin çok yanıtı var. Ama anlatacak halim ve dermanım yok. Yaşadıklarımın hiç birini bir insanın yaşamasını istemem. Gerçekten hayatı için elinden geleni yapan bir insanın yaşamaması gereken olaylar yaşadım. Demek ki acıyı tatmam gerekiyormuş. Şimdi ise tek öğrendiğim kimseye güvenmemek. Kalbimi acıtan her insan belki bir gün ben bunları neden yaptım diyecek. Her şey için artık çok geç. Ölene kadar onlardan hepsinden çok ama çok uzakta olmak istiyorum. Özellikle bazı konuları tamamen unutmak istiyorum. Keşke hafızamın bir kısmı silinse. Bunu çok isterdim.

Hala başkalarının bende açtığı yaralardan bahsediyorum ama tutamıyorum kendimi. Nefesim daralıyor anlatmayınca, içimde tutunca. Bir gün hepsi geçecek biliyorum, ama o gün bu gün değil. Şimdi içimde kocaman bir acıyla mutlu şeylere odaklanmak için kendimi parçalıyorum. Sosyal medya hesaplarımı kapatma kararı aldım. Bir süre ara vermek istiyorum. Kimseyi görmek, kimseyle konuşmak istemiyorum. Kimsenin bana yazmasını istemiyorum. Herkesten ve her şeyden uzak olmak istiyorum. Kimseyle iki kelam edecek durumda değilim. İçimi kemirip bitiren bu depresyon bana sadece yalnız kalmam gerektiğini söylüyor. Bende öyle yapacağım. Uzak ve çok uzakta kalacağım. Kimsenin halimi hatırımı sormasını bile istemiyorum çünkü vereceğim cevaplar canımı acıtıyor. O nedenle sessiz ve kimsesiz kalmak daha iyi.

Bugünlük depresyonumu anlattığım, acılarla yoğrulduğum yazım bu kadar. Umarım hayatınıza süper iyi insanlarla devam edersiniz. Acılardan uzak olmanızı dilerim.

Sevgilerimle.

Sessiz ve kimsesiz

Özel

İnanılmaz yoğun bir gün yaşadım. Yoğun demişken duygu yoğunluğu. Arkadaşım Ayşen (ilk yurt arkadasım) bana teyze oluyorsun diye mesaj atmış! Ay ben bir ağla bir ağla… Ayşenle çok ama çok şey paylaştık. Yurda alkollü geliyor diye, kendini bilmiyor diye çok soktum suyun altına kafasını ahahaha. Şimdi bebeği oluyor ya. Ben resmen teyze oluyorum! Hemen doğsun yanına gideceğimmmm, ayyy inanılmaz sevindim inanılmaz. Dünyaya küçük el ve ayaklar geliyor hepsini sevmek istiyorum. Bebekten anladığım şeye bak küçük el ve ayaklar ahahahha. Evet bu kadar yakınsın işte kızım bu mevzulara. Normal de çok çocuklarla aram yoktur ama Ayşennin bebeği bunun dışarısında onun en duygu yüklü teyzesi olacağım!

Onun haricinde hafta sonu tatili yapmaya karar verdik ailecek bu hafta sonu Geliboluya veda ediyoruz. Ay bana çok iyi gelecek. Gerçi Geliboludan da memnunum. Full deniz kenarındayım yüzüyorum çıkıyorum gölge de kahvemi içiyorum. Bu haftam hep bu şekilde geçti. İlaçlar yüzünden yerimde duramadığım için sürekli yürüyüş halindeyim. İnşallah kiloda veririm ya ahahah cidden bir kaç kilo vermem lazım. Kendimi tutmaya başladım. İlaçlar fazlalaşınca iştahım açılmıştı ama tutuyorum artık kendimi. Kilo verirsem daha mutlu olacağım.

Güzel sohbetlere eşlik ettim bu hafta. Sohbetler esnasında kendimi daha iyi anlama fırsatım oldu. Neleri istiyorum, derdim ne, nasılım falan filan, hepsi üzerinde düşünme fırsatım oldu. Hayatımda kızdığım çok nokta vardı ay şimdi pamuk gibiyim. Anlatmam içimi dökemem lazımmış. Onun haricinde kitabımın konusu yine beğenildiği için çok gaza geldim yakın zamanda yani tatilden gelince tekrardan başlayacağım. Bi de bugün iş teslimi günümdeydim ay yine çok beğenildi. Sanırım ben bir şeyleri gayet iyi yapıyorum. Cidden huzurla dolu şu an içim. Yeni işim ise pazartesi bana mail yoluyla ulaştırılacak. Aslında yarın Ayşegül ile yeni kordonda şarap partisi yapacaktık ama ertelendi neyse şu iki günlük tatil bitsin kısa zamanda da onu yaparız, çünkü planımız gayet güzeldi!

Duygusal anlamda da hala ama hala duvarlarım var ama çok üzerine düşünmemeye çalışıyorum. Akışına bıraktım. Üstüne düşününce olmuyor bu olaylar. Ay vallahi düşün düşün falan nereye kadar. Anı yaşa burcu!

Sabah yola çıkacağımız için heyecanlıyım, şu iki günlük kaçamak bana baya iyi gelecek. Yazılarımı da orada yazacağım. Huzurla yazılan yazılar dertli yazılar kadar önemlidir. Bu ara kendimi daha iyi hissediyorum tek sıkıntı çok hareket halinde olmam. Epilepsi ilacının artan dozu buna neden olabilirmiş ama şu an düşürmememiz gerekiyormuş. O nedenle doktorum ne derse o! Zaten kriz benden uzak olsun da ne olursa olsun. Kendimi çok üzgün buluyorum o anı yaşayınca. Resmen kalbim kırılıyor. Umarım baya uzun çok uzun bir süre tekrarlamaz. Hatta keşke hiç yanıma bile yaklaşmasa.

Yani anlayacağınız her şey güzel gidiyor. Bir de konsere falan gitsem fena olmayacak ama iş tesliminden sonra firmaya bir uğramak durumunda kalabilirim. O nedenle İzmire gitme durumum var. Belki bir şeylere denk gelirim. Hiç olmadı Hatice ile birlikte canlı müzikte bağıra bağıra şarkı söyleriz. Yani çözüm çok. Zaten Haticeyi de, Eceyi de çok özledim. Ece Eylülde gelebilir. Gelirse çok ama çok güzel olacak. Meltem de ayın 18inden sonra haber verecek. Ayy meltem gelsin de biraz da onu Çanakkalenin sefil eğlenme hayatına sokayım. Hahahaha sefiller gibi nasıl eğleniyorum görsün. Neden sefil diyorum çünkü her şeye gülüyorum. Zavallı da denilebilir hahaha. Ay modum yüksekse her şeye gülebilen bir insanım. Yeter ki modum yerinde olsun. O zaman hayat çok güzel diye bağrınıyorum çünkü.

Bugün de modum gayet yerinde birazdan balkona çıkıp kafamı sarkıtıp hayat çok güzel yaa diye bağırmam falan lazım yoksa bu enerji tükenmeyecek. Ama gece uykum süper efsane güzel uyuyorum. Bu uyku ilacı iyi ki var. Onsuz zombi oluyorum çünkü.

Şimdi çayımı içiyor ve bir tanıdığımın dediği üzere samuray gibi sert sert bakarak kitabımı okumaya gidiyorum. Bugün bi dm aldım bana birazdan senfonik metal söylecekmişsin gibi bir havan var yazmış. Biri de orman elfi demiş. Hahahah ya insanların bu vibeı alması benim bir tık hoşuma gitti. Çünkü sevdiğim şeylerin bana söylenmesi neden hoşuma gitmesin kiii! Öyle işte kendi içimde seviniyorum gelen maillere ve dmlere. Bir mail almıştım asla vazgeçme kendinden çünkü sen en güzel vazgeçmeyensin yazmıştı yazısının bir kısımına. Narin narin tebessüm etmiştim. Biri de sayende vazgeçmemek ne demek öğreniyorum bu savaşta seninleyim yazmıştı. Bak yine duygulandım. Gelen bir çok mail var hepsini de çok severek okuyorum. İyi ki geliyor mailler ve ben bir kez daha neden vazgeçmediğimi anlıyorum. Birinin hayatına dokunabiliyorsam doğru yoldayım demektir. İltifatlara da sırıtıyorum napayım hahaahah.

Hepinize süper bir hafta sonu diliyorum. Bugun gereksiz çok mutlu olduğum için hepinize, 3 lira farkla, büyük boy süper bir hafta sonu diliyorum. En güzelini diliyorum! Asla vazgeçmiyor ve modumuzu yüksek tutuyoruz. Tüm güzellikler bizimle olsun!

Evden çıkışlarımdan sadece bir tanesi run forrest runnn!

Sonunda evimdeyim!

Öncelikle bir daha taşınır mıyım sanmam…. Bu evde 7855588 sene yaşarım. Devlet dairesi işi çok zormuş ya! Su açtır, elektrik açtır, doğalgaz açtır… Bayram sonrası ve araya 19 mayıs girdiği için randevulu çalışanlar mı dersin, sıra beklememe olayı mı dersin.. Devlet daireleri ömrümden 10 yıl çaldı. Ama ev sahibim sağ olsun tanıdıkları sayesinde bana çok yardım etti ve dün evime taşındım! Elektriğim var suyum var ama doğalgaz hala yok o da salı günü olacakmış sanırım. Bugün piknik tüpünde yumurta kırdık sabah ahaahhaha. Ya ama o kadar güzel ki her şey, piknik tüpü hiç sorun değil.

Dün akşam 6 da Gaziemirden Bucaya geldik. Sonra annemle temizlik yaptık. Bugün ev tertemiz ve ben aşırı memnunum bu durumdan. Şimdi evimin koltuğuna yayıldım ve oradan yazıyorum bu yazıyı. Pazartesi günüde işe gidip bilgisayarı mı alacağım. Mailler için vs gerekli olacak. İş konusu içime acayip siniyor. Salı günüde çalışmaya başlıyorum!

Dün su açılmış olabilir mi diye eve geldik bakmaya. Biz geldikten beş dakika sonra İnternet için geldiler. Onuda hallettik. Her şey olmayacak gibi gelmişti bir an ama sonra tüm olaylar teker teker, güzel güzel gerçekleşmeye başladı. İş yerimi de gördüm. Çok güzel ve aşırı memnunum. Evrakları da yetişirdim. Kalbim ağzımda attı sürekli, ya olmazsa ya ertelenirse ya su elektrik açılmazsa diye. Ama o kadar dilemenin istemenin sonucunda iyi dileklerin sonucunda şükürler olsun ki her şey yapıldı. Gerçekten ama gerçekten şu an hem mutlu hem de minnettarım. İyi enerji denilen bir gerçek var!!

Şimdi evimde yayılmış canım bloguma başardığım, hallettiğim şeyleri yazıyorum. Çektiğim onca zorluklu günler. İçimi yakıp kavuran sağlık problemleri vs falan derken kendi evimde birazdan demlediğim çayımı içeceğim! Aykut gelecek hafta içi. Ece de gelecek, işten sonra full onlarlayım. Aykut içinde çok dilek diledim ve bugün onunda işi yolunda gitti bugün onun içinde süper mutlu bir gün! Ay inanılmaz mutluyum ya ailem mutlu, arkadaşlarım mutlu, ben iyiyim daha ne olsun!

Şimdi çayımı yudumlayıp balkondan dışarıyı falan seyredeceğim. Tek sorun hafta sonu yasağının olması. Evde bir çok eksik var, malzemeler bakımından, o nedenle çıkıp alamıyorsun ama onuda yavaş yavaş halledeceğimi düşünüyorum. Zaten her şey birden olmaz yavaş yavaş olacak. Bir ay sonrada kardeşime kavuşacağım! Bugün görüntülü aradım paşada yanındaydı sesimi duyduğunda telefona bir koşuşu vardı… 🙁 inanılmazdı ya.

Sadece kesin ve net olarak şunu söyleyebilirim. İstemek çok önemli. İnanmak çok önemli. Elinden geleni yapmak ve iyiyi çağırmak çok önemli. Hayatımdaki onca negatifliğe ve negatif insana rağmen çok yol katettim. Öncelikle negatif kişileri uzaklaştırdım hayatımdan. Sonra negatif olmamak için çok uğraştım. Hep iyiyi dilemek için çabaladım. Her yazımın sonunda motivasyondan bahsettim. Kendi hayatınız için daima iyiyi dileyip, kötüyü çağırmamalısınız. Umarım çok ama çok mutlu olursunuz.

Bugün şöyle bir düşünüp geriye baktığım zaman içim hem hüzünlü hem mutlu oluyor. En önemlisi kendime iyi ki varsın diyorum. Umarım hayatta bir çok başarım olur. Bir hafta sonra son sınavlarım var onuda halledip bir bölüm daha okuyacağıma kesin karar verdim! Hangisi olur bilmiyorum ama okumak istediğim bir gerçek. Gelsin üçüncü üniversite, kafamız dağılsın… Hayatım için elimden gelenin en iyisini yapıp, hayatımda bana zarar verecek insanların olmaması için çok uğraşacağım. Bir de sanırım kimsenin kahrınıda çekemem artık. Bu kahır meselesi karşı cinsle alakalı… Sütten ağzı yanan yoğurdu bir daha yemesin lütfen.

Hepinize mutlu huzurlu ve en en en güzel hafta sonları diliyorum. En güzelleri sizinle olsun! Şimdi çayımı içip kitap okumaya karar verdim onu yapacağım. Hem cidden dinlenmeye de ihtiyacım var. Biraz dinlenip keyif yapmanın zamanı geldi!

Sevgilerimle.

Mahallemi turladım bugün!!!!! 🐼

Böylesi daha iyi

Bir kaç gündür kendimi daha iyi hissediyorum. Mide ağrısı zaten geçip gitti. İlaçlar gerçekten çok faydalı oldu. Tekrardan endoskopi olmamakta baya iyi oldu benim için. Sonrasında epilepsi nöbeti konusunda da iyi gidiyorum. Uykumu hala düzene sokamadım. Cidden iki farklı uyku getiren ilaç kullanıyorum ve beni darmaduman ediyor. 00.30 gibi küt diye bayılıyorum resmen. Ama tam 12 saat uyuyorum. Sonra bir tane daha yarım ilaç alıyorum kahvaltıdan sonra ve o da gün içerisinde bayıltıyor beni, tabi ben dayanamadığım zaman. Çünkü direniyorum. Uykuya esir olmamak için gerçekten direniyorum. Doktorum zaten uyumamı istediğini ve çok fazla uykuya ihtiyacım olduğunu söyledi. Ama gece uykusu kafi. Fazlasını istemiyorum. Bunun yanı sıra gerçekten iyiyim. Kafam toparladı kendini sonunda. Duyguları ilaçların da yardımıyla toparladım. Güçlü hissediyorum. Mental açıdan baya kuvvetliyim. Zaten muhatap olduğum çok insanda yok. Beni yoracak kişiler yok etrafımda. O nedenle zihnen baya iyiyim. Aöf konularına çalışıp bol bol kitap okuyorum. Onların dünyasına atıyorum kendimi. İskandinav mitolojisini bitirdim. Başka bir kitap okuyorum şu an Roma ve Yunan mitolojisini anlatıyor. Filmlere de devam ediyorum. En son yeniden ve tekrardan beni mahvetsin diye “Awakenings” izledim. Ne zaman izlesem ağlatır beni. Bugün de biraz hava almaya çıktım. Gezindim, kumsalda yürüyüş yaptım. Sonra güneş kayboldu bende evime döndüm. İki gündür güneş evin içine girmeye başladı. Bu sevindirici bir haber. SONUNDA! dedim resmen. Ama hava hala soğuk. Isınınca en keyifli ben olacağım sanırım. Kendimi iyi hissettiğim için şu an ki durumu hiç bir şekilde bozmamaya kararlıyım. Sanırım böylesi daha iyi. Kafamı karıştıracak, yoracak mevzulardan uzak olmak, kendimi derse ve kitaplara vermek gerçekten böylesi daha iyi dedirtiyor. Yorgun olmak istemiyorum. Ben zihnen yorgun olduğumda çekilmez bir insan oluyorum, çünkü susmayan bir kafa çok zor bir mesele. Sürekli o olsaydı, şu olsaydı diye beni delirtiyor ve ben en sonunda evin içinde o sesi bastırmak için dolanıp duruyorum. Sonrasında ise ağlamaya başlıyorum. Bunlar başıma gelsin istemiyorum. O nedenle duvarlarımı daha sağlam ördüm bu sefer. Beni yıkacak, üzecek her şeyden kendimi, kendim koruyacağım. O nedenle şu an ki keyfim beyde yok. Kendimi huzurlu hissettiğim anlara yolculuklar yapacağım. Mesela yazın tatile çıkmak gibi. Ya da aöf sınavlarını verip mezun olduktan sonra yeni bir bölüm okumak gibi. Sonrasında kitabımı çıkarmak gibi. Zaten konusu müthiş bir konu oldu. Yazma çalışmalarım ise şu an çok yavaş. Çünkü kafamı sabitlemem gerekiyordu. Kafamın içi darmaduman olmuştu. O nedenle pazartesiden itibaren yazmaya başlayacağım. Konu gerçekten müthiş. Anlatacaklarımın içinde ben bile kaybolacağım. Umarım bir gün fantastik türde de bir kitap yazarım. Bu da en büyük hayallerimden. Onun haricinde iş bulma konusunu ailem ile konuştuk. En son ki iş görüşmesini birlikte düşünüp çalışmamam konusunda karar kılmıştık. Epilepsisi olan bir insan olduğum için iş dünyası gerçekten çok katı davranıyor. Özel sektörün bu konulardaki kararı çalışmamamız yönünde oluyor genelde. Devlet ise doktordan bir sağlık raporu talep ediyor. Ama işin sorunu şu epileptik nöbet sayısı doktorun kararını etkiliyor. Anlayacağınız konu cidden kafa karıştırıcı. Ama iş bulma konusunda her zaman kendimi iyi anlatabildiğim ve cidden çalışkan bir insan olduğum için zorlanacağımı düşünmüyorum. Yine de hayat gösterecek. Kardeşimle üniversiteye başladığında yani bu yazdan sonra onunla aynı eve çıkmayı düşünüyoruz. O sırada da ben iş bakarım diye düşünüyorum. Şu an acelesi yok diye karar kıldık. Sağlık toparlanmadan zaten verimli bir çalışan olamam. Ona karar verildi. Ben de o şekilde düşünüyorum. Sağlam kafa, sağlam vücut ve tam gaz iş dünyasııııı. Şu an paşa çıldırdı ve yazı yazmamı engelliyor. Onunla boğuşuyorum bir yandan… Muhabbet kuşu efsane bir şey ya. Bik bik konuşup duruyor. Çay verdim şimdi ona. Çaya bayılırr aynı “ben” kendisi..

Yani anlayacağınız her şeyi zamana bıraktım ve sanırım en ama en iyisi de bu. Cidden böylesi daha iyi diyorum! Sağlık her şeyden önce geliyor. Bir de kendimi borsaya attım.. Babamla borsa dünyasına attık kendimizi. O bayadır atmıştı ama şimdi yanında kızı da var… Tüm gün oyalanıyoruz. Konuşacak çok konumuz oluyor mesela grafikler hakkında baya kavga ediyoruz… Kahve, borsa ve biz… Ee birazda ben kazanayım yaa! Bari borsada!…

Herkese en güzel hafta sonlarını diliyorum. Hatta yarın muhteşem bir pazar günü olsun! Korona her yeri etkisi altına almış durumda bari evdeki ve kendi içimizdeki huzurumuz daimi olsun!

Sevgilerimle.

Kayboluş

İçimize kapandığımız zamanlar olur. Yıllar önce kaybettiklerimizi aradığımız yollara kapılırız. Bir çok şeyi kaybettiğimizi anlarız. İnsanlar, duygular, anılar. Kaybolduğum zamanlardan birindeydim. Kayboluş hızlıca ve yüksek sesle kapıma dayandı resmen. Şöyle bir bakınca geçmişe, kaybettiğim duygulara daldı gözüm. Mutluluğu doyasıya yaşamadığımı fark ettim. Hüzün dolu gözlerim karşıladı hep beni. Kaybettiğim anılara daldım. Çoğunu çoktandır hatırlamadığımı fark ettim. En çok kaybettiğim duygular yaraladı beni. Mutsuzlukla uzun süredir aynı bedeni kiraladığımı fark ettim. Ne kadar kovsam da asla beni bırakmadığını gördü gözlerim. Hayata ne zaman sıkıca tutunsam omzuma dokunup ben burdayım demeyi ihmal etmedi. Kaybolmuşluğun tam dibindeyken mutsuz olmaktan gerçekten yorulduğumu anladım. Ya da ne zaman iyi bir şey olsa tam olarak sevinemeyişime üzüldüm. Hayat çok kısa ve mutsuzluk ölüm gibi. Hayata dair en büyük dileklerimden biri, her yıl istisnasız doğum günümde dilediğim tek şey mutluluk. Bu yılda kasım ayında kendisini diledim. Dileyebileceğim milyon tane dilek arasından. Kaybolmuşluğu günlerdir dibine kadar yaşarken mutsuzluğun yakama nasılda yapıştığını hissettim. Nefes alıp vermemi dahi zorluyordu. Kime ihtiyacım var, hangi havayı solumam gerek diye düşünürken yine kendime tutundum. Çünkü en çok kendime ihtiyacım var ve hayattaki en büyük başarılarımdan biri kendimden vazgeçmeyişim. Bıçak kemiğe çok dayandı, kendimden vazgeçmeyi çok göze aldığım zaman oldu ama yapamadım kendime bunu. Hayata sımsıkı tutundum. Bu kayboluşta da kendime sımsıkı sarılmayı ihmal etmedim. Düşününce aklıma gelen anılara daldım. Geçmişte, fakat artık saman sarısı olan mutluluklarımı düşündüm. Gözlerim doldu. Çok ağlamak geldi içimden ama gözyaşlarımla beraber ağlama duygusunu tek bir yutkunma ile uzaklaştırdım kendimden. Çünkü geçmiş geçmişte kaldı ve yeni mutluluklar biriktirmek hepimizin hakkı. Bu kayboluş evresinde modumu düşürecek her şeyi uzaklaştırmaya karar verdim. Benim için asla çabalamayan her türlü insanı hayatımdan çıkarmayı göze aldım. Çünkü benim için asla çabalamayan fakat benim onlar için didinip durduğum her şey beni çok yordu. Kendimi aşırı derece de yorulmuş hissediyorum. İnsan sayısını ne kadar azaltmış olsak bile ruhumuzu emen ruh emiciler hayatımızın hep ortasında. Ben artık bu ruh emiciler ile yaşamak istemiyorum bunu anladım. Bu kayboluş bana kendimi bir nebze geri verdi. En azından artık ne istediğimi biliyorum. Hayata bir kere geliyoruz ve ne için yaşamak istediğimizi bilmemiz gerekiyor. Ben 26. yaşımdayım. Bu zamana kadar kendimi hep mutsuzluğun kucağında buldum. Ama bundan sonra kendi mutluluğum ve sağlığım için yaşamak istiyorum. Beni okuyan kişi. Kendin için ve isteklerin için yaşa. Sağlık olduktan sonra gerisini yapabilecek güçtesin. Ben şu an hem sağlığım hem de mutluluğum için savaşıyorum. Bunlar olsun diye de elimden gelenin en iyisini yapacağım. İstediklerimi kazandıktan sonra ayaklarımın yere nasıl sağlam bastığı yaşartacak gözlerimi. Buna eminim. Yine bir motivasyon yazısı oldu ama zaten asla vazgeçme diye boşuna demedim. Uzun zamandır düzenli yazamamamın nedeni de bu kayboluş süreciydi. Ama şu an belki de en çok şu an ne istediğimi çok iyi biliyorum. Mutluluğu baltalayan her türlü olayı ve insanı hayatımdan çıkarmam gerektiğinden eminim artık. Çünkü o tarz olaylar ve insanlarla ömür asla geçmez, geçmiyor bundan eminim. Sağlık olmadan da hiç bir şeyin tam olmadığını çok iyi anladım artık. Sağlığım için sımsıkı tutundum kendime. Bu hafta bir doktor randevum daha var ama her şeyi düzeltebileceğimi biliyorum. Hayat çok kısa ve karantina dönemindeyiz. Mutluluğa en ihtiyacımız olduğu bu dönemde herkes için mutluluk ve sağlık diliyorum. Zaten bir kayboluş süreci yaşıyoruz insanlık olarak ve en ihtiyacımız olan şey gülümsemek ve kendimizi sevmek. Beni okuyan, sen çok değerlisin ve kimse senden daha değerli değil. Mutlu olmanı canı gönülden diliyorum. Bazen kimseyi tanımasak da bir insanın kalbine dokunmanın mutluluk ile eş değer olduğundan eminim.

Umarım çok güzel günler çok ama çok yakınımızdadır. Bütün yollarımız sağlık ve mutluluğa çıkar umarım. Kayboluşlarımız bize bizi katsın. Asla vazgeçmeyelim!

Yazı yazmak dünyanın en harika şeyi. Bunu bir kez daha anımsadım. Bir gün gelecek ve kazandığımız tonlarca duygudan ve anıdan bahsedeceğiz bundan eminim.

Sevgilerimle.

POSİTİVE VİBESS!